5 sene önceki ben’e mektup

Kız deli…

Naber? Nasıl gidiyor? Boşadın mı o manyağı? Ne büyük aşkmış seninki de ya… sev sev bitmedi. Ha haha ha…
Aşkla alakası yok değil mi? Biliyorum. Sen hep böyle hassas ve kılı kırk yaran bir tip oldun. Haklısın da esasında. Sevgi hissetmedin sen hiç, biliyorsun değil mi? Verilen birazcık ilgiyi, arada bir gördüğün sıcaklığı sevgi sanıyorsun ama inan değil. Sevgi karşılıksızdır, sevgi yargılayıcı değildi, sevgi eleştirmez, yıkmaz, acıtmaz. Bunu öğreneceksin yakında. Baya bir acılı olacak bu süreç. Şu anda boşanma eşiğindesin, karar vermek seni zorluyor, o bilinmezlik zor ya… esas zorluk bildiğini sandığın şeyleri sil baştan öğrenmek; ben sana söyleyeyim. Ama inan bana, onu da başarıca kendini çok daha iyi ve güçlü hissedeceksin. Fakat, baştan söyleyeyim çok zorlu ve yalnız kalacağın bir yolculuk olacak.
Korkma o kadar ayrılmaktan. Yalnızlıktan korkmuyorsun biliyorum. Sen evde tek başına olmaktan da, karanlıktan da çocukluğunda bile korkmazdın ama yalnız kalırsan başarısız olacaksın diye korkuyorsun. Saçmalama, boşanman başarısızlık değil…o seni eze eze fıstık ezmesi haline getirdikleri işi bırakmak da başarısızlık değil; bunu bir an evvel görmelisin. Yeterince zaman kaybetmedin mi sence?
Bir süre zorlanacaksın ayrıldıktan sonra. Maddi zorlukların olacak. Çocuğun senden uzak, babasının yanında geçireceği ilk bir kaç gece çok zor geçecek ama arkadaşlarının desteği ile atlatacaksın. Onu her bıraktığında ağlayacaksın ama gün gelecek, onun mutlu olduğunu, ailesinin kalanı ile de güzel zaman geçirdiğini görünce sevineceksin. Bir süre etrafını hep insanlarla doldurmaya çalışacaksın ama sonra onlar olmadan da zamanını geçirmeyi öğreneceksin. Restoranlarda tek başına yemek yiyecek, tek başına sinemaya gidecek, tek başına konserlere de gitmeyi ve bunları yaparken keyif almayı öğreneceksin.
Olmaz deme… yeniden aşık da olacaksın. Bir süre olmayacak insanlara kaptıracaksın gönlünü ama yanlış yapa yapa, doğruyu öğreneceksin. Bazı insanlar hayatından uzaklaşacak. Bekar bir kadın olarak, seçici davranmak zorunda bırakılacaksın. Laf söz olmasın diye her insanla arkadaşlık yapmayacaksın. Yanlız yaşıyorsun diye abuk subuk erkekler sana bela olacak. Kendini onlardan da korumayı öğreneceksin.
İşine daha sıkı sarılacaksın. Tek başına bir evi geçindirmeye çalışacaksın çünkü. Bunu öğrenirken çalıştığının hakkını almayı da bileceksin.  Pratikleşeceksin sonunda. Evin işi ile ofisin işini dengede tutmaya çalışırken, en etkili biçimde bütçeni yönetmeyi bileceksin.
Sağlığına daha çok önem vereceksin. Senin hastalanman, çocuğuna bakamayacak hale gelmen demek olacak. Spora başlayacak, kilo vereceksin… hem de 11 kilo. Şu akıl sağlığın için aldığın ilaçlardan sana yapışan kiloları da verebileceksin; bana inan.
Taşınacaksın. Yaşadığın şehri, oradaki arkadaşlarını ve işini terk edecek; daha evvel yapmayı çok isteyip, cesaret edemediğin şeyi yapacaksın. İstanbullu olacaksın. Aşık olduğun şehire, evine, yuvana, gideceksin. Üstelik bunu da tek başına yapacaksın. İnce ince planlayıp, “kervan yolda düzülür” diye atılacaksın hayatın ta içine. Yeni eşyalar alacaksın, parça parça, tek tek.
Çocuğun büyüyecek. En iyi okullarda okutmak için tüm imkanlarını zorlayacaksın ama başaracaksınız. 2 kişilik bir aile olacaksınız.
Oğluna nasıl güçlü olunur, hayatın sana beklemediğin anlarda fırlattığı süprizlerle nasıl başedildiğini göstereceksin. Bu sayede o çok erken yaşta bağımsız olacak, güçlü olacak. Evet, yalan yok, bazı açılardan eksik kalacak ama kimsenin hayatı mükemmel değil üstelik boşanmış ebeveyn çocuğu olmak dünyanın sonu hiç değil, anlayacaksın.
Kavgasız, huzurlu bir ortamda yaşayacaksınız. Zor olacak ama bunu oğluna sağlamayı başaracaksın. Minik ama tüm ihtiyaçlarınızın karşılandığı bir düzeniniz olacak. Fazlasını istediğin zaman, eldeki ile idare etmenin de çok güzel birşey olduğunu anlayacaksın. Eşyalarının bir çoğunu kaybedeceksin, bir çok anı yok olacak ama yenilerini elde edeceksin. Bugün acı ile hatırladığın bir çok an yarın sana ya ders ya da komik birer anı olarak kalacak. En kıymetli eşyanın tamamının, bir yastık kılıfını dolduracak kadar olması gerektiğini anlayacaksın. Daha fazlasına ihtiyacın olmayacağını anlayacaksın.
Belki işini çok sevmeyeceksin ama en fazla parayı kazanabilmek için içindeki tüm yaratıcılığı ortaya dökebileceksin. Bazı günler işe gitmeyi istemeyeceksin. Bazen senin yeteneklerinin çok altında işleri kabul edeceksin. Bu süreç içinde seni güçlendiren tüm yönlerine, işte tam böyle anlarda, şükür edeceksin.
Yeni arkadaşlar edineceksin. Hayatına çok güzel yeni insanlar girecek, çok güzel olmayanlar da. Rahat ol. Sana zarar verenler olursa da, en büyük zararı veren insanlardan uzaklaşmayı başardığın için bu yeni insanlardan çok etkilenmeyeceksin. Yüreğini insana açmayı öğreneceksin.
Afetmeyi öğreneceksin. İnan bana, sana bu gece hakaretler yağdıran o adamı bile afetmeyi öğreneceksin çünkü bileceksin ki afetmek senin iyiliğin için. Afetmeyi öğrenince de insanları oldukları gibi sevmeyi öğreneceksin. Boşandığın için, en yakınlarından zarar gördüğün için sevmekten vazgeçeceğini düşünüyorsan yanılıyorsun. Sevmenin, sevdiğin insanı sana zarar vermesine rağmen hayatında tutman gerektiği anlamına gelmediğini bileceksin.
5 sene sonra bile, oğlun yanında değilken bazı günler ve geceler geçmeyi bilmeyecek. Gezecek sokak, izlenecek film, okunacak kitap, dinlenilecek müzik kalmadığında derin bir karamsallığa düşeceksin ama kısa sürecek bu çünkü bileceksin: yarın her zaman yeni bir gün, yeni bir başlangıç.
Şiddetten acıyan etin, kemiğin iyileşecek. En önemlisi canını acıtan kelimeler de artık kulaklarında eskisi kadar çınlamayacak.
Ruhunun çok derinliğine düşeceğin zamanların olacak. Karanlık yanlarınla yüzleşeceksin ama bunu yapman şart olacak. Aynı hataları tekrarlamamak için; bu zorlu, dikenli yollardan illa ki geçeceksin. Korkma. O yolun sonundaki ışık, senin şu anda görmeyi ümit ettiğin ışıktan çok daha yakın.
Kayıplarına ağlayacaksın ama kazandıklarına daha çok sevineceksin. En çok geçen zamana acıyacaksın ama sonra çocuğunun sesi çınlayacak kulaklarına “hepsine değdi” diyeceksin, bana inan. Hepsinden önemlisi; oğluna iyi bir ebeveyn olmak için çok çabalayacaksın. Bekar bir anne olmanın, çocuğunda kalıcı hasarlar bırakmayacağını göreceksin. Babalık yapmak zorunda olmayacağını öğreneceksin, bir anne olarak daha fazla çalışman gerektiğini ama bunu yapabileceğini öğreneceksin. Zor olacak, bazı günler çok zor olacak hem de ama atlatacaksın. Düşe kalka, ağlaya zırlaya, kavga edip barışarak geçireceğiniz günler olacak ama hepsi olurken bir anne olarak hata yapabileceğini, yaptığında ise en iyi telafinin özür dileyip, hatanı tekrarlamamak olduğunu göreceksin. Kaliteli zaman geçirmek zorlaşacak ama onu da yapacaksın. Nadir bulunan anların keyfini iki katı çıkaracaksınız. Rahat ol, oğlun çok sağlıklı bir birey olacak.
Biliyorum, şu anda 5 sene çok uzak geliyor ama 5 sene sonra bunların hepsini elde edeceksin ya, kısa süre içinde ne çok şey öğrendiğini farkedeceksin. Tabii bunların olması için tek bir şart var yerine getirmen gereken… Kalk ve harekete geç. Kendine acımayı bırak, seni bu duruma getiren kadere, şartlara isyan etmeyi kes. Ayağa kalk ve harekete geç çünkü, bana inan, en kısıtlı hareket bile hareketsizlikten iyidir.
Ne demişler; bazen bırakmak, tutunmaktan daha az acı veriyor. Bırakırsan, uçacaksın… korkma düşersen de yeniden kalkar, yeniden uçarsın.
Görsel tercüme: Bazımız tutunmanın bizi güçlü kıldığını düşünürüz; ama bazen de bırakmaktır (bizi güçlü kılan). – Hermann Hesse
Etiketler : , , , , , , , , ,

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir