Açık Çağrıdır

Sevgili Anneler, Babalar; Değerli İnsalık,

Bu yazı açık bir çağrıdır. Bugüne kadar politik düşüncelerimi çok gizlememekle beraber asla konu etmedim. Din, kültür ve ırk konusunda asla ve asla ayrım yapmadım. Bana bu nedenlerle iyi kötü bulaşanlara da hep aynı mesafeyi korudum. Benim önceliğim hep barış oldu, kardeşlik oldu ve sevgi oldu çünkü. Yeter ki bu hisleri paylaşalım; cinsiyet, inanç, yaşama karşı duruşu ile tüm insanları kendime kardeş gördüm. İnançlarını ve bunlara bağlı söylem ve davranışlarını tasvip etmediğim insanları eleştirdim, kızdım, kırıldım, söylendim ama daha da ötesini yapmadım.

Artık bunu değiştirme zamanı geldi.

Değerli insanlık, sevgili vicdan;

Duymuşsundur…ah! ilk de değil bu duyduğumuz, fakat en son kulağımıza çalınan, yüreğimizi yaralayan, utançla bakışlarımızı yere çeviren, öfkelendiren, ağlatan en son felaket….Ensar vakfını duymuşsundur, tacize edilen 45/KIRK BEŞ çocuğun, cinsel saldırıya uğrayan 18 yaşından küçük insanın hikayesini. Duymadıysan da aç kulaklarını dinle.

O çocukları koruması gereken en büyük baba, hani bize devlet baba olarak öğretilen o koruyucu, kollayıcı güç; o çocukların hepsini yüzüstü bıraktı. Önce “yalan haber” diyenler oldu; düşündük…böylesine ağır bir havadisin yalanını bile taahhül edemezken insan, bir kaç cahilin esaret sevdasından olduğunun kanısına vardık. Seslerimiz yükselmeye başladı. Sesler yükseldikçe, artık kendi aramızda buna bir çözüm getiremeyeceğimizi anladıkça, dünyaya duyurur olduk. Değil 45, 1 tek çocuğun bile tırnağına zarar gelmesi, dahası cinsel saldırıya uğramış olması ve biz yetişkinlerin bunun karşısında birşey yapamıyor olmamız her şeyden evvela idi. Dünyaya duyurduk, bas bas bağırdık, dünyaya duyurduk. Bunu gören Aile Bakanı, o devlet babanın yardımcısı; koruyucu kollayıcı kolu döndü “tek bir olay için vakıfın adı lekelenmemeli” dedi. Tek bir olay, Tek, Bir….45/KIRKBEŞ çocuktan bahsediliyor ki zaten 1/BİR çocuk bile olsa, değil leke, o vakıfı sonsuzluğa kapatmak lazım gelirdi. Ama devlet baba, baba değil ki…kendi çıkarları için işleyen bir mekanizma. Bu gerçek bir kere daha, çok ama çok acı bir şekilde gözümüze sokuldu. Sonra bugün…

Türkiye Büyük Millet Meclisinde Çocuk İstismarı için Komisyon kurulması konusu konuşuldu… Hükümet HAYIR dedi. Hayır. Biz çocukları korumayacağız değil. Değil 45, 145, 1045, 11045, 111045; 1 çocuk dahi olsa istismar edilen; biz susacağız dedi.

Sessizlik. Bu noktada ülke çöl yeri, yangın yeri…tek gelen ses bir çocuk ağlaması. Kimse yok.

Partilerin birleşeceği, yarın önergenin yeniden sunulacağı söyleniyor haberlerde ama yetmez.

Kıymetli insanlık, değerli vicdan,

Bu bir açık çağrıdır. İnternete erişimi olan, iyi kötü, az çok imkana sahip olan bizler birleşelim. Blogger anneler, babalar….bir araya gelelim, il il, ilçe ilçe, köy köy dolaşalım başka anne ve babalara ulaşalım. Onlarla ebeveynliği konuşalım, onlarla anne/baba olmanın onlar için nasıl olduğunu paylaşalım. Okuduğumuz psikoloji makaleleri, oyun grupları, eğitimler, sağlık bilgileri bizde kalmasın, buna en çok ihtiyacı olan insanlara ulaşsın.

Açık çağrıdır. Ben imkanlarımı zorlayıp buna tek başıma başlayacağım, gelmek isteyen olursa beraber hareket ederiz.

Önce ebeveynlerden başlayalım, mutlu ve bilinçli ebeveynler mutlu, sağlıklı ve huzurlu çocuklar büyütür ve bizler biraz çalışma ile, biraz iş bölümü ile, biraz inat ve çok büyük hayaller ile çok güzel işler yapabiliriz.

Açık çağrıdır…ne olur, size ben yalvarıyorum, ne olur çocuklarımıza sahip çıkalım; önce ebeveynlerden başlayarak.

Hükümetin redettiği önerge. Bana bu yazıda kabul edilmeyecek bir tek cümle söyleyeyin.

TBMM1TBMM2TBMM3

 

Etiketler : ,

Bu Yazıya 6 Yorum Yapıldı.

  1. annegözüyle Reply

    Merhaba, çağrını duydum. Ah keşke böyle bir çağrı yapmak zorunda olmadığımız bir dünyada yaşasaydık, ama yaşıyoruz maalesef.

    Birlik olalım. Eğer bu çukurdan çıkacaksak, bunu kadınların yürek birliği, el birliği, öfkesi, çocuklarına duydukaları sevgiden gelen güçle yapabileceklerine inanıyorum.

    Ben varım. Ne yaparız, nasıl yaparız, ne zaman yaparız konuşalım. El ele, omuz omuza verelim. Sadece klavyenin başında yazmayalım, belki sokaklarda zor ama, evlere girmemize engel yok.

    Kendi adıma minik adımlarla başlıyorum. Teşekkürler…

  2. emel Reply

    bir çok şey yazdım, sildim, yazdım, sildim. çok ağır oldu diye. diyeceğim şu ki; lanet olsun bu memlekete!

  3. Pingback: Çığlık ve Sağduyu – Anne Gözüyle

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir