Bugün ofiste göz ucu ile gördüğüm bir haberin Milliyet versiyonunu bulabildim sizler için bir tek. Haberin başlığı şu şekilde:
Aile Bakanı Fatma Şahin, Adalet Bakanlığı ile yürütülecek yeni projeyle, boşanma aşamasındaki 20 bin evliliği kurtarmayı hedeflediklerini anlattı. İntikam almak için boşandığı eşine çocuğu göstermeyen anneye ceza geleceğini söyleyen Bakan Şahin, “Kanuna göre bu çocuklar beyaz eşya gibi bunu değiştireceğiz” dedi.
Devletin aile birliğinin korunmasına yönelik yaptığı çalışmalar elbetteki taktir edilebilir fakat benim bu konuda ciddi korkularım var. Şöyle ki;
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin boşanmaları azaltmak için Adalet Bakanlığı ile ortak yeni bir proje başlattıklarını belirterek, “Aile Mahkemesi hâkimi ile bizim sosyal hizmet uzmanımız paralel çalışacak. Mahkeme, bizim vereceğimiz raporlara ve desteklere paralel karar verecek. Biz mahkemenin elini güçlendireceğiz. Bu sistem hayata geçince yılda 20 bin evliliği kurtarmış olacağız” dedi.   
1. Hangi mahkemeler acaba? Tecavüze uğrayan kız çocukları ve kadınların zanlılarını serbest bırakan mahkemeler mi karar verecek? 
2. Yıllık satış bütçe hedefi gibi belli bir sayıdaki evliliği kurtarmayı hedef almış “uzmanlar” tarafından hazırlanan raporlar mı karar verecek? Bu sene 20 bin evliliği kurtarın, seneye hedefiniz ne olacak? Hedefiniz neden belli bir sayıdaki evliliği kurtarmak da mutlu aile ortamı yaratacak ortamı sağlayacak çalışmalara vesile olmak değil?
Yılda 100-120 bin arası boşanmavar. Her yılda 600 bin civarı evlenme var. Beraber çalıştığım Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki mevkidaşlarımın bize şunu söylüyor: ‘Biz hep bireyi güçlendirdik, öne çıkardık. Aile temelli politikaları yok saydık. Ama şu anda görüyoruz ki yaptığımız çalışma bizi çok zorladı. Aile kurumumuz çok hızlı bir şekilde çöktü. Şu anda bir engelli, yaşlı, çocuk politikasında aile temelli yapamadığımız her çalışmayı başaramıyoruz.’  
Neden AB ülkelerini dinliyoruz? Kendi aklımız yok mu? Kendi kültürümüz yok mu? AB de el öpülmüyor diye biz de büyüklerimizin elini öpmeyelim o zaman. Sanki aile bağları bizim genlerimizde mevcutmuş gibi geldi ama belki ben fazla optimistim hı?
Peki, bireyi eğitseniz, refahını sağlasanız sanki aile daha güçlü olmaz mı (not: ben ekonomik kriz döneminde işleri kötü gittiği için evde terrör estirip annemi ve bizleri döven bir babanın kızıyım. Ekonomik sıkıntıların “aile” birliği üzerindeki etkisini anlatmayacağım uzun uzun, bildiğimiz şeyler bunlar: ekonomi, psikoloji, sosyoloji vs hep duyduğumuz şeyler)
Evliliklerin yüzde 39’u ilk 5 yılda boşanmaya dönüşüyor. Araştırmalardan çıkan sonuçlara göre hazırlanan raporda, benim için hayret verici bir sonuç çıktı, inanamadım. Hatta ilgili birime talimat verip yeniden teyit ettirdim. Boşananların yüzde 17’si yeniden eski eşiyle evleniyor. Bu çok çok yüksek bir rakam. Bunun nedeni ne diye sorduğumuz zaman hızlı bir şekilde yuva dağılıyor. Küçük şehirlerde, daha çok komşuluğun güçlü olduğu yerlerde ailede sorun yaşanınca aile büyüğü  muhtar, imam devreye girerdi. Arabuluculuk yaparlardı. Şimdi büyük şehirlerde göçten dolayı yaşamdaki zorluktan kaynaklı böyle bir mekanizma kalmadı. Şimdi böyle bir sorun var. Araştırmada sormuşuz kimden destek alırsınız, yüzde 66 kimseden destek almam, diyor. Almak ister misiniz diye sorunca ‘çok ciddi ihtiyacım var’ diyor.
Aile büyüklerine “kocam dövüyor” diye şikayete bulunan kadına “kocan o döver de sever de” diyen nice insan tanıyorum. Evlendikten sonra kocasının şiddetine rağmen dönecek yeri olmayan, kaçışı olmayan insanlar tanıdım. Boşandıktan sonra eski kocanın korkusu ile aynı adamla evlenen kadınlar da var. Destek lazım evet, ama nasıl destek neye destek lütfen açıklar mısınız? Depresyon’a giren kadına anti depresan mı vereceksiniz? Evde karısına yardımcı olmayan kocaya “bulaşıkları arada sen yıka” mı diyeceksiniz? Devamlı söylenen, hiç bir şeyden mutlu olmayıp kocasını da mutsuz eden kadına “daha ne istiyorsun” deyip yollayacak mısınız? 
Boşanmak için mahkemeye başvurularda aile mahkemelerinde bir bekleme zamanı var. Bu süreçte, sosyal destek uzmanlarımızla bu aileye destek olabilir miyiz diye düşündük. Beş ilde pilot bir çalışma yaptık. Baktık ki boşanmak için gelen 450 çiftin 75’i verdiğimiz destekten sonra evliliğe devam kararı aldı.
İyi süper ne güzel. Umarım daha da artar bu sayı. Nasıl oldu bu? Ne gibi çalışmalar yapıldı? Kimlere yapıldı?
Boşanmış babaların durumu da önemli. Evlilik bitiyor. Fakat eşler, çocukların üzerinden birbirini cezalandırmaya çalışıyor. O çocuğun, süreçten en az zararla çıkması lazım. İki taraf birbirine olan hıncını çocuk üzerinden alıyor. İcra kanunu üzerinden çalışan bir sistem var. 1940’lı yıllardan kalmış bir kanun. Çocuk annede ama ayda bir baba görecek. Ama anne çocuğu babaya göstermiyor. Babanın görmesi için hem icra kanuna göre kolluk kuvvetiyle bu çocuğu almaya gidiyor. Polisle gelen babaya karşı çocuğun psikolojisini düşünün. İcra mantığı evdeki beyaz eşya mobilya gibi, çocuğu öyle görüyor. Adalet Bakanımızla görüştüm. Bunu icra kanunundan çıkarıyoruz. Anne göstermiyorsa anne suç işliyor. Annenin cezalandırılması gerekiyor. Bu sistem çalışmadığı için ücretli sisteme dönüşüyor. Çocuğun psikolojisi etkileniyor. Gelecek hafta yurtdışı taraması yapılacak. Göstermeyen anneye de bir yaptırım gelecek. Gidip babanın şikâyet etmesi gerekiyor, o da etmiyor. Etmeyince sistem çalışmıyor. Babanın şikâyetine gerek kalmadan bir yaptırım olacak. Baba da görmek için para ödemeyecek.
Bu kısım beni iyice karmakarışık etti… Evet. Çok haklı. Boşanmış babalarında da hakları önemli. Baba önemli. Bir çocuk babasını görme hakkına sahip. Hiç bir anne çocuğunu babasından uzak tutma hakkına sahip değildir. İki birey anlaşamıyor diye cezasını çocuk çekmek zorunda değil. Ne yazık ki böyle örnekler var çevremde. Boşandıktan sonra yeni bir kadınla görüşmeye başladığı için eski kocasına kızını göstermeyen bir anne biliyorum. Diğer bir yandan, çocuğunun fiziksel ve ruhsal sağlığı için babası ile görüşmesi istemeyen de bir çok kadın tanıyorum. Bu ayırdımı kim nasıl yapacak? 
Çocuğuna değer veren bir baba ASLA çocuğu ile görüşmek için polis müdahelesine gerek duymamalı ve elbette ki icra kanunun üzerinden süregelen bu saçma sapan sistem değişmeli ama aklıma yatmayan bir iki konu var:
1. Çocuğu göstermeyen anneye yaptırım gelecek: Maddi bir yaptırım mı? Hapis cezası mı? 
2. Baba ne zamandan beri çocuğunu görmek için para ödüyor? Eskiden var mıydı ki böyle bir sistem? Nafaka dan bahsediliyorsa, bu zaten apayrı bir konu değil mi?
Ekstrem bir örnek ile düşünürsek (ki çok da ekstrem değil hani, böyle çok çok örnek var):
Bu durumda diyelim ki kadının kocası psikopat, kadını her gün dövüyor, çocuğu da. Kadın boşandı ve çocuğunu korumak için babası ile görüştürmek istemiyor ama mahkeme aile birliği adına önce boşamıyor, müddet tanıyor ama sonra boşayınca da illaki göstereceksin diyor. Kadın gösterirse çocuk zarar görüyor çünkü baba dengesiz, göstermezse para cezası kesiliyor, ödeyemezse de hapse giriyor! E bu durumda boşanmamak, çocuklar için evli kalmak sanki daha mantıklı bir seçenek gibi gelmiyor mu sanki?
Buradaki niyetim:
1. Asla babaları kötülemek değil
2. Boşanmayı savunmak değil
3. Yapılan güzel işleri eleştirmek değil 
(ilgilenenler için: http://www.ailetoplum.gov.tr/tr)
Sadece anlamaya çalışıyorum ama ne kadar evirsem çevirsem de mevcut politik çalkalanmaların ışığında “anneye ceza” aile birliğini, çocukların iyiliğini gözeten gerçekçi bir sistemmiş gibi gelmedi. Daha çok çocuklarını kullanarak kadınlar üzerinde (evliliğe yönelik) baskı kurmakmış gibi geldi. Halbuki, her ne kadar hukukçu olmasam da, bu durumu çözümü çok daha basit olabilirdi: Ortak Velayet! Hmm… bunu tek düşünen ben değilim sanırım! Bilemiyorum!
Ha bu arada bence okumalısınız:
***
Etiketler : , , , ,

Bu Yazıya 4 Yorum Yapıldı.

  1. Bekar Baba Reply

    Twitter'da sorduğun için düşüncelerimi burada yazayım dedim.
    "Hangi mahkemeler acaba? Tecavüze uğrayan kız çocukları ve kadınların zanlılarını serbest bırakan mahkemeler mi karar verecek?" sorusu fazla duygusal. Birisi aile mahkemesi, diğeri farklı mahkeme. İşleyişi, yorumlaması vs tamamen farklı şeyler.

    Bir toplumda evlilik kurumunu kurtarmaya yönelik çalışmaya negatif bakmanın nesi yanlış? Yoksa çalışmayı yapan mıdır sevmediğimiz çalışmanın kendisinden ziyade?

    Neden AB ülkelerini örnek alıyoruz diyorsak, medeni kanunun, ve Türkiye'de uygulanan yasaların temellerinin nereye dayandığına bakıver lütfen. Temeli AB ülkeleri patentli yasaları düzenlerken de bu ülkelerin içtihatlarına uyumlu kalmak normal. Ha dersen ki her şeyi baştan yazalım, buyur yaz, 100 yıl sonra görüşürüz.

    Destek sormuşsun ya. Sığınma evleri ve benzeri çalışmaları hatırlatayım. Ayrıca şiddet uygulayan erkek için yasaları bir daha gözden geçirmeni öneririm. Şu anda yasalar hukuk çerçevesinde kadını tamamen önde tutuyorlar, ama hukuki hakların toplum tarafından tam anlamıyla kullanılmadığını her zaman söylüyorum.

    Evine dönmek zorunda kalan tarzında örnekler ne yazık ki göz önüne koyabileceğin, ama düşündüğün kadar da fazla olmayan örnekler, bu benim sözüm değil, belediyede şiddete uğramış kadınlara destek veren bir birimde görevli bir kadın tanıdığımın gösterdiği istatistik bilgiler emin ol.

    "Nasıl oldu bu? Ne gibi çalışmalar yapıldı? Kimlere yapıldı?" sorusunun cevabını alman kolay aslında, ama ben anlatayım. Boşanma davalarında hani hakim "destek almak istiyor musunuz?" diye bir soru soruyor ve avukatlar genelde hayır diyor ya, evet dediğinde başlayan süreçten söz ediliyor.

    Çocuğu göstermeyen anneye yaptırım gelecek: Maddi bir yaptırım mı? Hapis cezası mı?
    Gerekirse ikisi de…
    Baba nafaka ödeyemedi mi hapis yatabiliyor…

    Baba ne zamandan beri çocuğunu görmek için para ödüyor? Eskiden var mıydı ki böyle bir sistem? Nafaka dan bahsediliyorsa, bu zaten apayrı bir konu değil mi?
    Baba alamadığı çocuğunun icra işlemleri için ortalama 300 TL gibi bir masrafa girmek zorunda her defasında. Ayda 4 kere olsa bu durum 1200 TL ediyor. Bunlar icra işlemi için evrak masrafı vb durumlar.

    Şimdi sana tavsiyem sadece kendi görmek istediğini değil de, biraz da karşı tarafın bakış açısını da göz önüne alman. Bir de sorularının cevapları iki Google aramasına bakarken yazına eklemeden önce konuyu iyice eni konu araştırman olacak…

    Sevgiler, saygılar…

  2. semiaa Reply

    Boşandığı eşine çocuğunu göstermeyen anne, çocuğuna evdeki beyaz eşya gibi davranıyorsa, peki boşandığında çocuğundan da boşandığını sanan baba, yılda bir iki sefer giyilen bir ceket gibi kendine uygun zamanlarda bir iki saatini geçirmekle babalık görevini ifa ettiği yanılgısına kapılan baba?
    Ama bu bahis konusu bile edilemez, çünkü tıpkı ex husband ökhüzünün zamanında kendisine bir kızı olduğunu ve kendisinin dışında ben dahil hiç kimsenin onun "babası" olamayacağını hatırlattığımda söylediği gibi "boşanmayacaktın o zaman!"

    Bazen böyle bir zihnin tüm toplum tarafından paylaşıldığı bir yerde kendimi, sağ, salim ve normal kalabildiğim için çok şanslı hissediyor, şükrediyorum.

  3. Mina Reply

    Öncelikle derin ve detaylı yorumunuz için çok teşekkürler:
    1. Ne yapılan çalışmaya karşı bir eleştirim oldu ne de çabaya. Biliyorum, suç ve boşanma davaları ayrı mahkemeleri ilgilendiriyor. Ben kadına karşı zihniyetten bahsediyordum.
    2. Neden ortak velayet sisteminin kullanıldığı ABD örneğini kullanmıyoruz mesela? Ne AB ülkelerini eleştirdim ne de kendim daha iyisini düşünürüm gibi bir ukalalığım oldu, ne haddime… ben sadece “kızlı erkekli” yaşamanın sakıncalı olmayan AB örnekleri, neden bizde sadece işimize geldiği biçimde kullanılıyor anlayamadım. Sanırım anlatamadım 🙂
    3. Evet… şiddet gören erkekler de var biliyorum ama sanırım çok fazla bilinmediği veya konuşulmadığı için erkekler haklarını bilmiyor (sığına evi de var sanırım erkekler için). Benim sorguladığım destek bu değildi ama haydi burada da saçmaladım diyelim 🙂
    4. Bu örnekleri ben vermedim sanırım yanlış anlama olmuş. İtalik ile yazılan tüm bilgiler Aile Bakanı tarafından Milliyete verilen röportajdandır.
    5. Bana destek alıp almadığını sormadı hakim, ha iyi ki de sormadı. Ama verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim, merak etmiştim gerçektende.
    6. Ben ASLA anneye ceza verilmemeli demedim. Yazımda “vay efendim ne demek kadına ceza” diye bir şey yok. Hatta babasına göstermeyen anneler var sırf inat uğruna diye yazdım (hatta bu örnek için size danışmıştım, hatırlarsınız ne yapsın bu durumdaki baba diye).
    7. Benim koskoca yazıda googledan baktığım (haber dışında – ki linki var) sadece aile toplum eğitim sitesidir. Kadın cinayetleri ile ilgili araştırma ise twitterdan takip ettiğim için daha önce okumuş olduğum bir yazıydı! Eğer onların geçek olmadığını düşünyorsanız, bakalım araştıralım ama sanırım Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu uydurma değil.
    Açıkçası Bekar Baba, size ortak velayet konusunu açan, mutlaka olmalı diyen biri olduğum için bu yorumunuz beni üzdü. Benim bu yazıda ki amacım sadece bu Anneye Ceza konusu, kadınların mevcut sosyal ve politik durum da boşanmamaları için bir yolmuş gibi geldi ve bu kadar çok sayıda kadın ciddi anlamlı “riskli evlilik” yaşarken bunun bedelleri büyük olur demekti. Hamile olduğunda sokağa çıkması sakıncalı bulunan bir kadının bekar olması daha büyük bir tehlike değil mi bu anlayışa göre? Yoksa %100 haklısınız, insan – kadın veya erkek- mutlaka yaptıklarının sorumluluğunu almalı, gerekirse cezasını ödemeli. Yoksa babalara karşı bir tavrım olmadığı gibi babaların çocukların bakımlarını manevi olarak üstlenmelerini %100 destekliyorum bkz. Ortak Velayet konusu!
    Tekrar söylüyorum: google araştırması yok, gazete haberinden birebir aynı aldım. (linkten bakabilirsiniz) ve eğer amacım SADECE kendi bakış açımı aktarmak olsaydı fikrinizi istemezdim, yazar geçerdim.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir