Ayrılık Acısı

Bu yazıyı yazmak için kaç kere bilgisayarın başına oturdum kalktım size anlatamam. Neden bu kadar zorlandım bilemiyorum bile halbuki bir tanıtım yazısı olacaktı. Sizlere bir kaç hafta evvel gittiğim bir seminer, orada tanıştığım harika bir insan, edindiğim deneyimi ve eğer İstanbul’daysanız gitmeniz yönünde tavsiyeler verecektim alt tarafı ama bir türlü içimden bunları ifade edecek kelimeler çıkmadı gitti. Nedenini sanıyorum bugün buldum. Ben buraya yaşadığım ve bildiğim konuları yazmayı tercih ediyorum çünkü herhangi bir konuda uzman değilim. Üstelik güzel bir yazıyı mükemmel yapacak Türkçe dil bilgisi konusuna da hakim değilim, bu konuda hiç eğitilmedim çünkü (ne okuyorsanız kendi kendime öğrendiklerimdir) ve bazen bir konu veya bir kişi hakkında yazmak istediğimde çok bocalıyorum; hakkını veremem diye, onun için hissettiğim değeri yansıtamam diye. En son vazgeçtim…ben elimden geldiğinin en iyisini yapayım, siz sonra gidin kendisi ile tanışın.

Konumuz es kaza denk geldiğim bir İlişki Eğitimi. Eğitim çok ilgimi çekti çünkü ben insanların önce kendileri daha sonra da çevrelerindeki insanlarla ilişkilerini düzenleme konusunda yeteri kadar uğraşmadığını ve bunun da, daha büyük bir resimden bakılınca, sağlıksız bir toplumun kökeninde yatan problem olduğuna inanıyorum. Hem kendim için hem de buraya yazmak için neler öğrenebilirim merakı ile gittim ve çok da iyi ettim. Eğitimi veren Danışman Pito Baran, hayatımda tanıdığım en enerjik, en canlı, en güçlü konuşmacı. Çok kuvvetli bir dikkate sahip; gözünden kulağından hiç bir şey kaçmadığı gibi, eğitim boyunca bir yerden aldığı ve önemli bulduğu konuyu muhakkak açıklayarak başka bir yerde yeniden kullanmıştı. Hem kendisinden hem de diğer katılımcıların anlattıklarından verdiği örneklerle, eğitimi bilimsel veriler dayalı bir sunum yerine, gerçek hayattan kesitleri canlandırdığı neşeli ama düşündürücü bir oyun haline getirmiştir. Ben çok sevdim, imkanım oldukça kendisi ile çalışmaya devam edeceğim.

Pito’nun eğitiminden öğrendiğim en önemli ve bence bir çoğumuz için çok aydınlatıcı olacak bir dersi anlatacağım burada size, yaptıklarına ufacık bir örnek olsun diye:

Konu ayrılık olunca neden bu kadar acı çekiyoruz? Çoğu zaman ilişkimizin bittiğinin farkında bile olsak, hatta ilişkiyi kendimiz bitirmiş de olsak çok acıyor canımız değil mi? Biten ilişkisinin ardından uzun yıllar göz yaşı dökenimiz de var, hiç unutmayıp bir ömür boyunca o kaybedilen sevgiliyi yüreğinde taşıyan da var. O sevgiliden çocuk varsa hele, daha da zor oluyor atlatmak. Bir zamanlar tüm varlığınızla sevdiğiniz kişi, bir ebeveyn olarak hayatınız da öyle veya böyle var olmaya devam ediyor. Bazımız için onu çok sevsek de çocuğunuz o biten ilişkinizin sürekli hatırlatması oluyor. Şiddet dolu bir ilişki olsa bile ve bittiğinde rahatlamış olsak da, bir miktar öfke ve acı kalıyor içimizde. Bir zamanlar elini tuttuğunuz, sırlarınızı kulağına fısıldadığınız, göğüsüne başınızı dayadığınız kişi artık bir yabancı oluyor, en iyi ihtimalle iyi birer arkadaş olabilmeyi başarıyorsunuz. Pito’nun deyimiyle “sevgili kaybediyor ama bir insan kazanıyorsunuz” ya da arkadaş dahi olamayacak kadar çok canınız yanmış oluyor; istemeye istemeye, içiniz yana yana söküp atıyorsunuz onu hayatınızdan. Üzerine romanlar, oyunlar, filmler ve şiirler yazılan, intiharlara götürebilen bu ayrılık neden bu kadar can yakıyor biliyor musunuz?

Çünkü yaşadığınız her romantik ilişki ile yanınızdaki kişi ile bir  gelecek planlıyorsunuz. Öyle veya böyle, “çok kaptırmadım kendimi” deseniz bile, bir gelecek öngörüyorsunuz. Bu gelecek beraber yaşlanmayı da içerebilir, yataktan çıkmadan pizza yiyerek beraber geçirilecek bir kaç günü de ama bir gelecek, yaşanması istenen bir hayal planlıyorsunuz…
Sonra ilişki bitiyor ve bu planların hepsi un ufak oluyor, güçlü bir rüzgar geliyor; dağıtıp götürüyor…yaşamayı istediğiniz gelecekle birlikte. İşte budur ayrılıkları bu kadar zor yapan.
Pito ayrılık konusunu konuşurken aklımda şimşekler çaktı ve aydınlandım. Geleceği planlamanın hiç bir kötü yanı yok elbette zira yarın ondan sonraki günün dünü oluyor ve hepimiz gülümseyerek hatırlayacağımız dünler yaşamayı istiyoruz değil mi; ama ben bu duruma kendimce şöyle bir açıklama buldum: geleceğimde yaşamak istediklerim ve planlarımda belirli bir kişiyi değil, yaşamak ve deneyimlemek istediğim tat, doku ve hisleri merkeze alırsam; ayrılığın acısını daha rahat atlatırım çünkü hayatımdan çıkan kişi, bana yaşamak istediklerimde yol arkadaşı olacak kişi olmayacağı için, yol arkadaşımı bulacak enerjiyi bırakmış olurum içimde. Evet bir insan kaybolur ve onun acısı muhakkak kalır ama ayrılığın beni güçsüz kılmasına engel olmuş olurum. En büyük yaşam derslerinden biridir ilişkiler; sevdiğiniz insanı ne kadar severseniz sevin, denetleyemezsiniz. Sevgi kontrolü bırakmanızı sağlar. Bir insanı zorla hayatınızda tutamazsanız ve eğer ayrılık sonunda hayatınızdan çıkıyorsa yapacak bir şey yok…en azından geleceğinize sahip çıkma şansınız var. Kimse için hayallerinizi, yaşamak istediğiniz deneyimleri çöpe atmayın. Acınızı çekin ama unutmayın ki, siz kendinize sahip çıkacak en doğru kişisiniz.
Tabii bilmiyorum Pito bu çıkarıma ne der. Kendisine ilk fırsatta soracağım ama bu arada bence sizler de kendisi ile muhakkak tanışın. Hayatınıza çok şey katacak birini almış olacaksınız, sizi olduğunuzun en iyisini olmanız konusunda yardımcı olacaktır eminim.
Pito’ya ulaşacağınız iletişim bilgileri:

Psikocity

Şair Nigar Sokak Halit Kehale İş Merkezi No: 4 Kat: 6 / 34842 Nişantaşı, İSTANBUL

TEL: 0 212 234 15 44 – 45

FAX: 0 212 234 15 47

E-Mail: info@psikocity.com

Etiketler : , , , , ,

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir