Bebekler, Kardeşler ve Zaman

Her sonbahar içim ayrı kıpraşır. Sonbahar bebesi olduğumdan mı, yerdeki yapraklardan mı, yoksa yağmur beklentisinden mi bilmiyorum ama yüreğim ayrı hoplar. Daha verimli olasım gelir… o da sanırım okul alışkanlığından. Daha çok üretmek, yeni defterlere, temiz el yazısı ile yeni kalemlerle yazmak gelir içimden. Çalışmak, çok çalışmak gelir.

Çalışıyorum da. Bu aralar çok, o kadar çok yoğun çalışıyorum ki. Sanırım hayatımda ilk defa; gün biterken iş bitmemiş oluyor. İşim çok ya da yaşlanıyorum, verimim düşük. Bilemiyorum. Hayatımda ilk defa birileri ile evi temizlemeye gelmesi için anlaşma yaptım dahası utanmadan başka birileri ile de her gün ev yemeği yiyelim diye yemek yapması için anlaşmaya çalışıyorum. Yoruluyorum artık. Yani… yaşım da çok geçmiş değil ama enerjim bitmiş, ben 2 sene önceki ben değilim… mesela bu sonbahar ben çok çocuk istiyorum… çocuk derken, başka çocuk, ikinci çocuk… ama artık geçti.

Keşke diyorum, zamanında bir çocuğum daha olsaydı. Oğlumun bir de kardeşi olsaydı diyorum kendime bu ara. Daha da çok verimli bir anne olurdum o zaman. Belki o da şimdiye 10 yaşına gelmiş olurdu, abisi ile takılırdı işte… oğlum da bu kadar yalnız kalmazdı. Arkadaşımın bebeğini göğüsüme yatırıp başını kokladığımda daha çok basıyor bu duygu ya da oğlum bebeği kucakladığında… ya ne olurdu sanki, bir yavrum daha olsaydı.

Ben üç çocuk istiyordum hem de bunu o Cumhurbaşkanı söylemeden istiyordum ama olmadı. İstemedi oğlumun babası. Boşandıktan sonra bir ilişkim oldu, ilk ilişkim, bir yere gitmesini umduğum… o vakitler hala daha vardı aklımda bir çocuk daha. O ilişkiden sonra ciddiye aldığım kimse girmedi hayatıma, zaten çok yoğundum. Ama sonra… geçti o duygu. Enerjim bitti. Güvenim bitti. “Bir çocuğumu tek başıma büyüttüm, bunu tekrar yapamam” diye düşünmeye başladım. Hakikaten de öyle. Ne bu dünyaya, ne de karşıma çıkacak herhangi birine, yeniden çocuk doğurma konusunda güvenmiyorum.

Meme veya rahim kanseri olan kadınlarda depresyon gözlemlenir. Rahminin veya memesinin alınması hatta menapoza girmesi kadında “kadınlığını kaybetme” duygusunu uyandırırmış. Elbetteki benim kendimi onlar gibi güçlü ve en iyisini hakeden, savaşçı kadınlarla karşılaştırmam gibi bir gayem yok ama ben de bir miktar kadınlığımı kaybettim. Korkularım, yaşım ve geçmişim ağır basıyor… benim bir daha çocuğum olmayacak. Bu belki 4-5 sene daha biyolojik olarak mümkün olsa da, benim için artık fiziksel ve ruhsal olarak imkansız. Benim bir daha başka bir çocuğum olmayacak. Bu gerçeği sindirmek beni biraz zorluyor.

Bu sebepten, benden büyük, çok çocuklu aile olma hayalimi, oğlumdan sonra başka çocuk sahibi olma hayalimi, oğlumun muhteşem bir abi olma şansını çalan tüm insanlara karşı inanılmaz derecede öfkeliyim.

Dün arkadaşımın bebeğini öpüp koklamışken, oğlumun onu sevmesini, gözünü bir an bile ayırmadan uyanmasını beklemesini izlemişken, bugün 2 çocuğu gün boyu gezdirip, konuşmalarını, oyunlarını seyretmişken öfkemi yutamıyorum. Yaşım 36 ve bir kadın olarak yeniden anne olma şansım bitti. İçimde çocuklara karşı bu kadar sevgi varken çok fena değil mi… artık arkadaşlarımın bebelerine kısmet. İyi ki oğlum var… iyi ki… çok şükür.

Bu sonbahar da verimli olasım var ama sonbahar işte… yazın yaptıklarını da yapamıyorsun işte.

Etiketler : , , , ,

Bu Yazıya 2 Yorum Yapıldı.

  1. Antalya Alp Reply

    Merhaba Bekar Anne 😉

    Ne kadar benzer duygular yaşamışız bende aynı duyguları geçne fahta göğüsme bastıra bastıra yaşadım .. Mağazada dolmuşta yada yakın çevremde bir hamile yada yeni doğmuş bir bebe görsem keşke diyorum keşke bir çocuk yapabılecek vakıt kalsaydı .. Ama olmadı artık olacağınıda sanmıyorum.. O güven o samimiyeti kimde ne zaman yakalayacağız allah aşkına diyorum 😉

    Ama İyi ki Oğluşum var İyi ki doğurmuşum 😉

    Sevgiler herkese

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir