Bedenin Hatırladıkları

Blogu biraz karıştırdıysanız, benim bir kaç (yüz) kere bel ve boyun ağrısından şikayet ettiğimi görmüşsünüzdür. Son zamanlarda, yoga yapmaya başladığımdan beri, boyun ağırım biraz sırtıma, sırtımdan belime, belimden kalçama indi. Sürekli olarak beni rahatsız eden bir ağrım var dahası zaman zaman bacağımın uyuşmasına neden oluyor. Şikayetlerimiz uzun uzun yazıp ne sizi sıkmak isterim ne de mızmızlanmak. Sadece kısaca şöyle söyleyeyim; çok tatsızım bu ara.

Bir süredir yoga’yı daha ciddiye alarak yapıyorum; eğitimlerini verebilmek gibi hayallerim var ve bunun için uzun soluklu bir eğitime katıldım. Eğitimin tam ortasına geldik ki; bedenim daha kuvvetli, daha zayıfım, zaten esnek bir yapım var ama esnekliğimi doğru kullanmaya öğreniyorum, meditasyon yapıyorum, nefesimle yeniden tanışıyorum falan filan ki çöken bir eski masaüstü bilgisayarı gibi yeşil ekran ve MS-DOS hata kodu 05 Access Denied/Erişim Rededildi ile karşılaştım. En basit hareketleri ansızın yapamayacak hale geldim. Bir gün hop bacak yukarı, hop zıpla aşağı derken ertesi gün kilitlendim kaldım.

Şansıma zaten çok acayip, çok büyük saygı duyduğum bir yoga hocam var, Mey Elbi, ve eğitim süresince çok acayip bilgiler vermesinin yanısıra çok daha acayip bir anatomi dersi için yine çok acayip bir hoca ile tanıştırdı bizi. Deniz Süberoğlu, kendisini Beden Tamircisi olarak da biliriz, bize bir gün boyunca insan bedenin inceliklerini ve kişiden kişiye bedenin ne kadar değiştiğini anlattı. Çok kafa açıcı zamanlardan geçiyorum arkadaşlar.

E şimdi, bekar annelik blogunda bunlar nereden çıktı diyebilirsiniz ki haklısınız.

Şöyle ki (ve bu konuda becerebilirsem zaman içinde ve öğrendikçe daha çok yazacağım) biz kadınlar özellikle stres, depresyon ve travmaların bedenimiz üzerindeki etkilerini çok gözardı ediyoruz. Haklı olarak, zorlayıcı bir yaşam şartına dayanmaya çalışırken, bu şartlardan kurtulmaya çalışırken ve çıktıktan sonra öncelikli olarak zihnimizi normalleştirmeye çalışıyoruz. Mutlu olmak için aktiviteler yapıyor, yapabilirsek profesyonel destek alıyoruz ancak bedenimizi hep unutuyoruz… O beyinimizi taşıyan bedenimiz.

Bir çok fizik tedavi doktoru, Deniz hoca ile terapi, evde yapmaya çalıştığım hareketlere rağmen çok ilerlemeyince ve (zihin bu ya) artık “acaba çok ciddi bir şey mi var” paniği ile çok çok korktuğum MR makinesine girdim. Ortaya çıkan sonuçları Deniz hoca’ya gösterdiğimde “Kullanım hatası” dedi. Bedenimi kullanmayı bilmiyormuşum meğer!

Ben meğer bilgisayardaki hard disk’i korumaya çalışırken, onun gücünü arttırmaya çalışıp, daha hızlı ve verimli olmasını sağlarken; bilgisayarımın kasasındaki diğer tüm parçaları ihmal etmişim. Devrelerin bazısı yanmış, fanı o kadar çok toz tutmuş ki makineyi soğutamıyormış, hatta kabloları bile çürümüş neredeyse (ne güzel anlattım yav)! Hal böyle olunca işlem yapamayacak hale gelmişim.

Deniz Süberoğlundan öğrendiğim en önemli ve sizlerle paylaşmak istediğim en kıymetli bilgi ise şu: Bedenin bir yerine yapılan bir müdahelenin etkisi, bedenin faklı bir yerinde hissediliyor. Kendisinin uzmanlığı “Trigger Point Therapy/Tetik Noktası Terapisi” ise tam olarak bunu yapıyor. Benim sağ kalçam ve bacağımda hissettiğim ağrının sebebi kalça kaslarım değil, belim ve oradaki bir takım şekilsel bozulmalarmış.

Şimdi düşünün… Üzgün olduğunuzda bedeniniz nasıl bir şekil alıyor, ya sevinçli olduğunuzda… Fiziksel şiddet görmüşseniz hele, unuttum sandığınız travmanın bedenindeki etkisi geçmemiş olabilir (benim hala boynum ağrır). Bedendeki bu ağırayan, hissizleşen, unutulan, göz ardı edilen, kronik olarak rahatsızlık veren yerlerinizi keşfetmeniz (bunun benim tecrübemdeki en iyi yolu yoga), yaşamınızda yeni bilinç ve farkındalıklara yol açabilir. Benim kalçamda hissettiğim ağrının kaynağının kalçamdan çok ötedeki belime yanlış yüklenmem gibi, sırtımın ağrımasına sebep gerginken kapanmam, kamburlaşmam gibi.

Bazen zihin unutsa da beden unutmayabiliyor, bu tecrübe de bana bunu öğretti. Kendimi sıktığım, daralttığım onca yılın etkisini yaşın ve şehir hayatının stresinin de getirdiği yoğunluklarla şimdi şimdi daha çok hissediyorum.

Hissetmek iyidir. Bir şeyin iyi veya kötü olduğunu hatırlatır ve “tamam mı, devam mı” diye sorgulatır insana. Ben artık şu zamanda yaşam tarzımda bazı değişiklikleri yapmayı, kendime iyi davranmayı, yeri geldiğinde durup dinlenmeyi, yeri geldiğinde de farklı yollar seçmeyi öğrendim; bedenimin bu alarmları ile. Zor ve sinir bozucu bir süreç ama en azından bir umut var.

Sizlerden ricam (ve bunu asla bir eğitimci veya uzman olarak değil, tecrübe etmiş bir kadın kardeşiniz olarak söylüyorum) bedeninize de iyi davranın. Bu sadece onu temiz tutmak, sağlıklı beslemek, kilosunu kontrol etmek ile ilgili değil; bedeninize nazik davranın. Özellikle şiddet, ayrılık, boşanma, ölüm, taşınma gibi travmatik süreçlerden geçtiyseniz bedeninizi iyi dinleyin. Düşüncelerinizi iyileştirseniz bile, bedenin unutması bazen biraz daha uzun zaman alıyor. Bazen de bedenin açılması ile zihindeki unutulan yerler tetikleniyor ve şifalanıyor (çok ağlayarak yaptığım dersler var – bacağımı kafamın arkasına atarken aklıma hiç beklemediğim şeyler geliyor; salya sümük çıkıyorum bazen dersten. Ooohh! Şifa olsun). Ağrı var mı, sürekli mi, ne zaman artıyor veya azalıyor, bedenin neresinde, nefesiniz nasıl (ki bu konuda Banu Conker’den eğitim alabilirsiniz)…. Liste uzun ama ana noktası aynı; kendinizi dinleyin ve beden bilincinizi arttırın. Bu hem ruhsal olarak daha sağlıklı olmanızı sağlayacak hem de çocuklarınıza çok daha güzel ilgi verebilecek hale geleceksiniz. İnsanın bir yerinde bir acısı varsa, aklı da hep oradadır. Bedeninizdeki sıkıntıları çözdükçe zihninizi, zihninizi sakinleştirdikçe bedeninizi dengeleme şansınız artacak. Eğer kronik bir ağrınız var ise, ihmal etmeyin.

Deniiz Süberoğluna (Instagramda @bedentamircisi) sizlere yazdığımı söyledim, haberi var. Kronik ağrılarınız ve sıkıntılarınız için kendisine ulaşabileceğinizi biliyor; inanın ağrı ile yaşamaya değmez, deneyin derim. Görselde kendisi ile bir seans sonunda ne kadar çok yol aldığımı görebilirsiniz; eğilemiyordum ayol nene gibi sızlanıyordum.

Bunun dışında yoga ve meditasyon yapın derim, hatta imkanımız olsa hepimiz toplaşsak hep beraber yapsak. Sakin zihin, sakin beden… Bence böyle.

Namaste arkadaşlar!


Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir