Bekar Anne bir de TEOG Annesi mi oldu yoksa???

Bu haftanın Hürriyet Pazar ekinde Banu Tuna imzalı “Genç TEOG anneleri rahatsız” konulu yazıyı okuyabilirsiniz. Benim oğlum gibi çocukları yakın zamanda TEOG sınavına girecek annelerin (ve benim) Banu Hanım’ın sorularına verdiği cevaplar var. Bu konu ile ilgili yazıya ek olarak düşüncelerimi bir de buraya yazayım dedim… Belki birilerine faydası olur.

TEOG annesi mi!!! Anne anne değil midir ki… Tabii kadın anneliğini yaparken hayat şartlarının getirdiği ek sıfatlar var. Bir örnekle açıklamak gerekirse, ben önce anneyim ve sonra bekar bir anneyim. Beni bekar anne yapan oğlumu tek başıma babasının desteği olmadan büyütüyor olmam. Bu açıdan bakarsak da TEOG annesi, TEOG sınavının anneliğini tanımlamasına, bu sınavın anneliğini yönlendirmesine izin veren annedir ve açıkçası çok zorlu bir süreç olsa dahi, bir okul sınavının annelik sıfatıma eklenmesinden rahatsız olurum; mutlu, sağlıklı ve huzurlu çocuk annesi olmak önceliğimiz olmalı derim.

Her ne kadar TEOG annesi olarak tanımlanmaktan hoşlanmasam da, özellikle sosyal medyada bir bilgi paylaşmak istediğimde, bu süreç ile ilgili karşılaştığımız bir sıkıntıyı ve bunu nasıl çözdüğümüzü anlatmak istediğimde kendime “TEOG annesi” dediğim oldu. Bu açıdan bakarsak sanırım çocuğunuz TEOG sınavına hazırlanmaya başladığı anda TEOG annesi oluyorsunuz. Bazı aileler buna 5-6. Sınıfta başlarken, diğerleri de 7. Sınıfta başlayabiliyor. Ortaokula girdiği anda çocuk, yavru bir TEOG annesi oluyorsunuz. Nisan ayında yapılan son sınav ve puanların açıklanmasını beklediğiniz süreç içerisinde ise iyice olgunlaşmış, kabilenin yaşlı bilgeleri gibi, topluluğunun yaşlı bilge TEOG annesi olmuş oluyorsunuz.

Neden TEOG babası yok peki? Ülkemizde babaların çoğunluğu çocukların günlük bakım ve eğitimleri ile anneler kadar yakında ilgilenmiyor. Dahası babalar sınavlar konusunda anneler kadar çok panik yapmıyor, daha soğukkanlı ve “bekleyip görelim” gibi bir yaklaşımları var. Bunlara ek olarak biz kadınlar daha çok dertleşmeye ve birbirimizle fikir alışverişi yapmaya yatkınız ve bu yüzden daha çabuk gruplaşıp kendimize bir tanım verebiliyoruz.

Bizim evimizde sınav nedeniyle değişen en önemli rutin, eğitim hayatının ilk 7 yılı boyunca okul dışında yardım almadan derslerini yapan oğlumun haftanın bazı günleri okul sonrası etüde başlaması oldu. Ben oğlumu tek başıma büyütüyorum ve bekar anne olmanın yanı sıra çalışan bir anneyim. Bu iki annelik tanımın yanına bir üçüncüsü olarak TEOG annesi tanımını üzerime alabilecek durumum ve tecrübem olmadığı için ve hatta istemediğim için, oğluma soruları ve ödevlerinde yardımcı olmaları ve test ve deneme sınavı alışkanlığını kazandırmaları için bir etüt merkezinden destek alıyorum. Haftanın 3, bazen de kendi ihtiyaç duyarsa 4 günü okuldan sonra oğlum merkeze gidip ders çalışıyor. Bunlar haricinde 2 hafta öncesine kadar hafta sonu spor ve dinlenme rutinimizden feragat etmedik. Ancak artık sınava çok az kaldığı için her hafta sonu deneme sınavına girdiği ve çok daha fazla sayıda test çözdüğü için zaman darlığından spor antrenmanına 3 hafta ara verdik.

Her çocuğun öğrencilik yaşantısı boyunca çok daha yoğun ders çalışmak zorunda olacağı dönemler olacak ve bu elbette ki ev ve sosyal hayatına yansıyacak. Bu dönemde evde biraz daha sessiz, sofrada uzun uzun akşam yemekleri yerine hızla yenilip bir an evvel derse dönülen akşamlarımız oluyor ancak en büyük değişiklik maddi oldu. Devlet okulunda okuyor olmasına rağmen son bir buçuk yıldır eğitim masraflarında ciddi bir artış oldu benim için. Hem etüt için hem de test kitapları için her ay ciddi bir miktar harcıyorum. Test kitabı deyip geçmeyin, çok pahalı kitaplar bunlar ve bir yayınevinin bir veya birkaç kitabı yeterli olmuyor. Çocuk sınava hazırlanırken mümkün olduğu kadar çok konuyu, soru türünü görmeli ve çözmeli ki sınav günü hazırlıklı olsun. Bir ebeveyn olarak elinizden geldiğince bunu sağlamak istiyorsunuz. Geçen sene test kitaplarını bu sene başka çocuklara verebilmek için temiz kullandı oğlum ancak nafile. Bakanlık bu sene Müfredatı değiştirdi, eski test kitapları yeterli gelmedi. Yani bu test kitaplarının ikinci elini alalım, ucuza gelsin diye bir şansınız yok.

Kısacası TEOG bana maddi bir yük haricinde çok ciddi bir biçimde etkilemedi. Ben kendim ÖSS/ÖYS sınavı çocuğuydum, üniversitede sınav ve yüksek lisansta tez dönemleri yaşadım. Eğitim yaşantısı boyunca her öğrencinin dönem dönem her zamankinden çok çalışması gerektiği gerçeğini normal buluyorum; ama keşke bu çaba sadece böyle bir sınav için değil de bir yaratıcılıklarını da destekleyecek bir araştırma projesi için olsaydı. Haliyle evde bir öğrenci varken onun konsantrasyon ihtiyacı ve yorgunluk ve stres kaynaklı duygusal tepkilerine saygı göstermek ve ebeveyn olarak daha da çok sabır göstermek gerekiyor. Bunun haricinde yakın zamana kadar evin yemek, uyku ve dinlenme zamanlarında çok büyük bir değişiklik yapmadım çünkü sürekliliğe inanıyorum. Sınavın yapılacağı 2 gün için işyerimden izin aldım tabii, bu da beraber tatil yaparak geçireceğimiz 2 günün bir sınav için kullanılması demek ama sınav günleri boyunca her an oğlumun bir ihtiyacı veya moral vermek için hazır olmak istiyorum.

Oğlum çok sakin bu ara… Ben ise çok fazla strese girmiyorum, girmemeye çalışıyorum. Çocuğumun geleceği için kaygılanıp, korku ile hareketle bazen ona uzun uzun “çok daha fazla ders çalışmalısın” söylemleri verirken yakalıyorum kendimi. Tutuyorum kendimi; onun becerilerine, yetilerine ve onu bu sınava kadar doğru büyüttüğümü hatırlatıyorum kendime sık sık. Notlarını takip ediyorum ve çok ciddi bir düşüş yoksa müdahale etmiyorum. Okula ve dahası kendini geliştirmeye ve öğrenmeye açık bir çocuk bu, ben ona ebeveyni olarak yeteri imkânları sağlayabiliyorsam elimden geldiğince; o da elinden geldiğinin en iyisini yapacaktır. Diğer bir yandan da Ergenliğe giren her çocuk gibi ani duygusal değişimleri olabiliyor, sınav stresi bunu daha fazla tetikliyor. Bu durumlarda da rahatlamak için beraber yürüyüşlere çıkıyoruz; hareket etmenin saatlerce masa başında ders çalışan çocuklar için en iyi ilaç olduğuna inanıyorum. Bir ebeveyn olarak da kendimi de yenilemem gerekiyor bazen ondan uzakta. Arada bir sadece bir kahve içmek için bile olsa kendi kendime zaman geçirip, rahatlayıp, oğlumun yanına daha güçlü dönebiliyorum.

Okul ve etüt öğretmenleri haricinde TEOG’a yönelik destekçilerimiz yok. Onların yanı sıra moralimizi yüksek tutmamızı sağlayan aile ve dostlarımız var. Neyse ki sürekli psikolojik destek ihtiyacımız olacak bir kaygı ve stres durumumuz yok ama maalesef sırf bu sınav yüzünden buna ihtiyaç duyan çocuklar var. Çok üzülüyorum onlara, çok küçük yaşta çok ciddi sorumluluk yükleniyor onlara; ailelerin çocukların boylarından büyük beklentileri var onlardan.

Sosyal medyada, belki karşılaşmışsınızdır, TEOG anneleri grupları var ama ben böyle bir gruba katılmam çünkü TEOG sınavı, hesaplaması ve yerleştirmesi ile ilgili en iyi ve en doğru bilgiye oğlumun öğretmenleri sahip ve başka bilgileri alıp ne kafamın karışmasını istiyorum ne de panikle hareketle oğlumu yanlış yönlendirmek. Okul ve etüt seçimi konusunda dikkatli ve titiz davranmanın yeterli olduğunu düşünüyorum.

Annelerimizin en büyük sorunu evham ve gördüğüm kadarıyla TEOG/Sınav annelerinde ise bu evham bine katlanıyor. Yazık değil mi çocuklara? Kendi çocuğunu bir başkası ile karşılaştırıp “o her gün 200 soru çözüyor, sen sadece 100” “o bu kadar puan alabiliyor, sen neden alamıyorsun” diyen anneler görüyorum. Bilginin tek bir standartta verildiği ve ölçüldüğü bir eğitim sisteminin doğal bir sonucu bu esasında. Ama bakın, her çocuk farklıdır. Bir çocuğun yeteneği matematikken bir diğerinin en sevdiği ders beden eğitimi veya Türkçe olabiliyor. Akademik anlamda başarılı veya başarısız olan bir çocuk yetişkin hayatta illa başarılı veya başarısız olacak diye kesin bir kaide yok. Bir dönem akademik anlamda başarısız olup, kendini daha sonra toparlayan ve çok başarılır olan çocuk var. TEOG anneleri bu gerçeği göz önünde bulundurmalılar. Ayrıca çocukla doğrudan değil, öğretmenlerine güvenerek onlarla iletişimde kalıp bilgi almalılar.

Burada, İstanbul’da, çocuklarını illa adı çok duyulmuş ve başarısı kanıtlanmış belli bir öğretmenden ders aldırmak istedikleri için her gün şehrin bir ucundan diğerine taşıyan anneler var. Bu sadece çocuk için değil anne için de trafikte harcanan saatler demek; yorgunluk, sağlıksız bir yaşam tarzı ve stres demek. Bunun yerine iyi bir okul ve/veya etüt merkezine daha yakın bir mahalleye taşınmayı tavsiye ederim (dahası biraz daha yüksek bir kirayı göze alıp, okulu/etüt merkezi iyi bir mahallede yaşamayı tercih etmeyi her zaman tavsiye ederim. Aile bütçesinin başka yerlerinden kısıntı yapılabilir ama eğitimden yapılmamalı).

En önemlisi TEOG annesi (veya sadece Anne) olarak işimizin çocuklarımızın geleceğini planlamak değil, onlar kendi geleceklerini planlarken onlara öncelikle manevi ve daha sonra da imkânlar dâhilinde maddi olarak destek olmak olduğunun farkına varmalıyız.

Sınav sonrası için oğluma bir “ödül” sözü vermedim. Her ne kadar çabası sonucunda elde edeceği başarı için oğlumu kutlayacaksam da kendimce; özel bir hedef veya ödül koymadım çünkü dışarıdan bir yarış gibi görünse de bu sınav da diğer tüm sınavlar gibi sadece bir sınav… Oğluma her zaman şunu söylüyorum; sen öğrenmene bak. İyi öğrendikten sonra da zaten bilmiş olacaksın konuları. Bu senin önceliğin olsun. Test çözme biçimi, soru okuma ve cevaplama stratejileri ikinci planda olsun hep çünkü sen istediğin kadar seri ve akıllıca çözdüğünü düşünürsen düşün; sana öğretilenleri anlayıp özümsemedikten sonra sınavın adının ne olduğunun hiçbir önemi yok. Dahası şu anda sana çok gereksiz ve saçma gelen konuları da iyi öğren ki, üniversite aşamasına geldiğinde istediğin bölümü seçmen ve dolaysıyla büyünce istediğin işleri yapma şansın olsun.

Son olarak oğlumun bir sözünü paylaşmak isterim. Ona “Peki, senin TEOG öğrencisi olarak başka çocuklara ve ailelerine ne gibi bir tavsiyen olur?” diye sorduğumda aslında en iyi ifadenin de bu süreci birebir yaşayan birinden geleceğini anladım: “Çok da şeyetmemek lazım” dedi gülerek. Bakalım benim bu yaklaşımım ve oğlumun bu derin “felsefesi” sınav sonucuna nasıl yansıyacak. Sınav sonunda göreceğiz… Bize şans dileyin 😉

Etiketler : ,

Bu Yazıya 4 Yorum Yapıldı.

  1. semi Reply

    Şansınız bol olsun. Bunu gerçekten yürekten diliyorum. Bekar anne olarak buna herkesten çok ihtiyacın olduğunu da biliyorum.

    Şunu yazmadan da geçemiyorum, bence 8.sınıf kayıp bir yıl. 1 koca yılda bu çocuklar kalıcı olarak neler öğrenir, neler yapar oysa ki. Benim gözümde öğrenme yönü kesinlikle zayıf, test çözmeye odaklı koca bir kayıp yıl.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir