Bekar Anne Ekonomisi

Geçtiğimiz günlerde yaptığım bir fotoğraf paylaşımı üzerine blogger arkadaşım Selin bana mesaj yolladı. “Senden” dedi “alışveriş konusunda bir yazı bekliyorum.” Yazı yazmam konusunda beni cesaretlendiren arkadaşlarımdan; hani olur ya, yüreğinize bir tohum eken birileri vardır… O tohumu bırakır oraya ve tohum büyür bir ağaca döner. Şanslıyım ki öyle arkadaşlarım var. Selin de onlardan biri. Bu sefer yerleştirdiği tohum bana sizlerle aşağıdakileri paylaşmamda ilham oldu.

Tek başına bir evin idaresini üstlenen bekâr bir anne olarak, hayatımızın para döngüsünden biraz bahsetmek istiyorum belki sizlere fikir olur, belki “şöyle yapsan daha iyi” diye sizden fikir gelir diye.

  • Okul ve İş: Birkaç kere yazdım buraya. Yazmadıysam da yine yazayım. Çalışın. Çalışmaya ihtiyacınız yoksa da çalışın, üretin. Kazanımlarınızı kendiniz için kullanmasanız da, bir başkası için kullanabilecek kadar şanslı olabilirsiniz. Eğer okul bir engel ise okul bitirin. Elinize bir diploma alın. Lise dışarıdan bitiriliyor, üniversite de. En çok istediğiniz bölümü okuyacak kadar şanslı olmasanız da, pratik düşünün ve en hızlı bitirip size en hızlı iş olanağı sağlayacak bölümü bitirin. Okul kitaplarını sahaflardan temin edebilirsiniz, dahası internet harika bir imkân sağlıyor ders notları ve testler için. Diplomanız var ise ve eğer maaşınızın yükselmesine veya daha iyi bir iş bulmanıza engel başka bir yetkinlik ise, edinin. Bazı mesleki sınavlar masraflı olabiliyor ama bana inanın yapabileceğiniz en iyi yatırım kendinize olandır. Bazı durumlarda işverenler eğitiminizi karşılamaya istekli olabilir. Çekinmeyin sorun, isteyin. Burs bulun, kurslarla indirim konuşun. Bu konularda istemek hiç ayıp değil. Çocuklarınız için de burs peşinde koşun. Kurslara, okullara sorun. Ben istediğim işi, o işin geliri az olacağı için yapamıyorum. Bunu da deneyebilirsiniz. Bekâr bir anne olarak iş tercihinizi (belki bir süreliğine) gelire odaklı yapabilirsiniz. Örneğin, bir şirkette çalışmak öğretmenlik yapmaktan daha fazla kazandırabilir. Tercih sizin, araştırın ve farklılıklara açık olun. Aynı şekilde, benim de uzun yıllar yaptığım gibi, ek iş alabilirsiniz. Yorucu oluyor ama evde yapılabilecek; çeviri, öğretmenlik, çocuk bakıcılığı gibi işler size zor zamanlarda kullanmak üzere ek gelir sağlayabilir. CV’inizi hep güncel tutun. İnternetten işlere hep bakın ama çok sık da iş değiştirmeyin çünkü bu işverenlere sizi zayıf bir aday olarak gösterir. Tekrar söylüyorum… Çalışın, çok çalışın. Sizi istediğiniz hayatı yaşamaktan alıkoyan şey maddi olmamalı ve unutmayın, asla geç değil. Bir yerden ufak, ufak çalışmaya başlayın. İster bir holding de genel müdür olun, isterseniz de evde çocuk bakın hiç fark etmez, iş ne olursa olsun adalet ve hakkaniyetle para kazanmaya bakın.
  • Çocukların okulu: Ben oğlumu devlet okulunda okutuyorum, koleje yetecek para kazanmıyorum ama kazansaydım da yine devlet okulunu tercih ederdim çünkü devlet okullarının eksikliklerini ek kitap, ek ders ve kültür turları ile tamamlama şansımın olduğuna inanıyorum. Koleje para veriyor olsaydım, başka hiçbir şey yapamazdım (çünkü eğitim ücreti ile bitmiyor ne yazık ki masraflar). Arkadaşları ile test kitapları paylaşımı yapabilirsiniz, çocuklar kitapların içine yazmasın yeter (biz öyle yapıyoruz). Defter ve diğer kırtasiye ihtiyaçları için büyük market ve AVM’ler yerine mahalle kırtasiyelerini tercih ediyorum. Bazı ürünleri toptan almak çok işe yarıyor (ilkokul 1. Sınıftan bu yana kullandığımız kitap kapları var). Forma için de 2 pantolon ve 1’i yazlık diğeri de kışlık 2 tişört alıyorum. Okul kazağı yerine uygun fiyatlı içlik almak daha pratik. Böylece çocuk hep forma dışında bir şey giymemiş oluyor, hem de alacağınız diğer “içlikler” de başka yerlerde giyilebiliyor (gezmede okul kazağını giymeyi kabul edecek bir çocuk tanımadım ben).
  • Ev Masrafları: İstanbul’da yaşayan biri olarak kira konusunda çok bir şey diyemiyorum. Ben yüksek kira verdiğim bir semtteyim ancak kiram yüksek diye cüzdanın iplerini gevşetmiyorum. Okul servisi ve yol parası masrafımız yok denecek kadar az (ev dışından çalışıyorsanız, işvereniniz ile yol parası konusunu konuşun – ne alabilirseniz kâr). Çocuk için öğrenci (toplu taşıma) kartı çıkartın ve en önemlisi yürüyün, bol bol yürüyün. 2-3 durak ötedeki yerler için, hava müsaitse, toplu taşımaya binmenize gerek yok. Yürümek çok sağlıklı. Özel arabanız varsa bile, mümkün olduğunca yürüyün derim. Şehir içi araba çok masraflı bir olay bence. Evin genel giderlerini kısmak için mümkün olduğunca küçük bir evde oturmanızı tavsiye ederim. Isınmak daha ucuz oluyor her şeyden evvel. Ampullerinizi ekonomik ampullerden tercih edin, damlatan muslukları değiştirin (inanın bana bunu kendiniz bile yapabilirsiniz). Temizliğinizi kendiniz yapın. Elektrik, su ve ısınma masraflarınızı düşürecek önlemler alın. Gerekirse 2 battaniye ile yatın, donmayın ve hasta olmayın ama ısınmak için de fazla da masraf yapmayın. Evdeki beyaz eşyanızı mümkün olduğunda A+ ve üzeri enerji sınıfı tercih edin. Ben bu hataya düştüm. 100 TL’lik mini fırın aldım ama her kullandığımda elektrik faturam olması gerekenden 20 TL daha fazla geliyor. Ufak tamiratları, badana v.b. işleri kendiniz yapmayı deneyin. Yavaş yavaş öğrenirsiniz (internette bu tip bilgiler var). Tek başınıza ev idaresi zordur, çok dikkatli olmakta fayda var.
  • Gıda alışverişi: Yiyecek içecekte asla ucuza kaçmayın ama aynı zamanda ucuz ürünleri tercih edin. Pazara akşama çıkın, büyük tezgâhlardan değil kenardaki küçük tezgâhlardan alın. Bunlar genellikle kendi üretimlerini çarşıya getiren üreticilerdir. Sattıkları sebze ve meyve halden değil, kendi bahçelerinden çıkmadır ve büyük tezgâhlardan çok ihtiyaçları vardır mallarını satmaya. Akşam da fiyatlar biraz daha düşer. Getirilen malın geri götürülmesi ve artan bozulma riski ise satıcı için maliyettir, elinden çıkarmaya bakar. Tabii her zaman pazara da güvenemezsiniz. Bazen marketler daha ucuza satabiliyor; toptan yüklü miktarda almıştır ve elinden çıkarması gerekir. Ben şahsen alacağım üründe ciddi fiyat farkı yok ise, bakkal ve küçük işletmeleri büyük zincir marketlere tercih ediyorum. Küçük esnafımızın da ayakta kalmasında destek olabiliriz. Neredeyse her mahallede yerel peynir, reçel, salça v.b. ürünlerin satıldığı minik işletmeler var. Alışverişinizi oradan yaparsanız, küçük üreticilere destek olabilirsiniz. Aynı şekilde, ev üretimi yapıp online satış yapan platformlar var. Ben alışverişin onlardan da yapılmasından yanayım çünkü bir çoğu kadın üreticiye destek oluyor. Çok fazla yemek yapan biri olmadığım için azar azar yapıyorum gıda alışverişimizi. Uzun zamandır organik olmayan tavuk almıyorum (param yetmiyorsa da almıyorum, ucuz olsun diye konvansiyonel şekilde yetiştirilen sağlıksız tavuğa/ete yönelmiyorum). Et de haftada bir, oğlum için alıyorum (tam bir etobur). Onun dışında bol bol bakliyat, makarna ve salata tüketiyoruz. Balık da mevsiminde alınmalı. Mevsim dışı, ufak balık almak balık popülasyonu için tam bir felaket demek. Ucuza bulduğunuzda balığı temizleyip buzluğa atabilirsiniz. Buzluğunuz mutfağınızın en iyi dostu. Önceden pişirilmiş gıdalar, tam bir hayat kurtarıcı. Dışarıdan yemek yemek ise özel günlere kalsın. Hem sağlıklı değil hem de bütçeyi çok zorluyor. Unutmayın, ucuz ama sağlıksız gıdalardan uzak durun (1-2 TL’lik salamlar gibi). İlla alacaksanız, biraz daha fazlasını ödeyip, sağlıklı olanı tercih edin.
  • Temizlik ürünleri: Evinizin temizliği için ihtiyacınız olan temizlik ürünleri çok basit; arap sabunu ve çamaşır suyu (yoğun olanlardan). Bir arap sabunu ile temizleyemeyeceğiniz yer yok. Hatta bulaşıkları bile arap sabunu ile yıkayabilirsiniz. Ben bu ikiliye ek olarak bulaşık deterjanı, çamaşır deterjanı ve yumuşatıcısız (yumuşatıcı aslına lüks) yapamıyorum. Uzun süre ağır kimyasal deterjanlar kullandım ama kalıntı bırakıyor korkusu ile mümkün olan en ekolojik deterjanlara geçtim. Marketlerde fiyatı biraz daha fazla olan ekolojik deterjanlar, uzun vadede çok daha avantajlı. Hem kendi hem de çocuklarımızın sağlığı için dikkatli olmamız gerekiyor. Çamaşır makinesine ek olarak çamaşır sodası kullanmaya başladığımdan bu yana, kullandığım deterjan miktarını da azalttım üstelik. Sirkeyi de hem çamaşır hem de temizlikte çok kullanıyorum, özellikle yerleri silerken. Bununla ilgili internette bilgi var ve ben de tavsiye ederim. Kişisel temizliğimiz için de mümkün olduğunca ekolojik ve organik ürünler tercih ediyoruz. Sıvı duş sabunları çok fazla ambalaj atığı oluşturduğu için koca kalıp hamam sabunu alıyorum (üstelik bunlar bence çok daha iyi temizliyor ve kokuyor). Şampuan ve yüz yıkama için organik/ekolojik ürünleri olan bir markayı tercih ediyorum. Marketlerde olmasa da kozmetik dükkanlarda satılan bu ürünler, sıklıkla indirime giriyor. Aynı şekilde sadece organik ürünler satan online dükkanlar da var üstelik bu platformlar bazı ürünleri yerel küçük üreticilerden tüketicilere sunuyor. Bu üreticilerin bir çocuğu ürünlerin hammaddelerini yerel olarak tedarik ediyor; yani kendi topraklarımızın çiftçisinin ürettiği bitkilerden elde edilen özlerden yapılan şampuan, krem ve sabunlar. Harcadığınız her kuruşun ekstra bir değeri, anlamı oluyor. Kişisel temizlik ve kozmetik için de ihtiyacınız düşündüğünüz kadar çok değil. Saç kremi kullanmayı bıraktım ben mesela. Makyaj malzemesi olarak 2 temel renk rujum, bir göz kalemim, 1 farım ve rimelim var. Bu ürünlerin de organik/ekolojik olmasına dikkat ediyorum; ruj yiyen biriyim ve yediğim şey zehirli olmamalı. Kullandığım bir tane fondöten var 2 yıldır ve o da küçük bir üreticiden, küçük bir işletmeye dağıtılan ürünü (benim yılda 1 kere aldığım fondötenin kârı, bizim mahalledeki küçük güzellik salonu sahibi kadın işletmeciye gidiyor). Bir tek hijyenik pedin yarattığı çöpe ve masrafa bir çözüm bulamadım ama sanırım onu keşfedinceye kadar menopoza gireceğim. Kuaföre pek gitmiyorum. Boyamı kendim yapıyorum, inanın bana saçları doğal renginde boyamak ciddi bir kâr sağlıyor. Topuz v.b. süslü saç yapımını, ağda, manikür/pedikür v.s. de kendim öğrendim. Şımartılmak güzel ama para da lazım.
  • Hem gıda hem de temizlik ürünleri için adil ticaret ürünleri tercih edin. Adil ticaret; gelişmekte olan ülkelerin ürettikleri ürünlerin satışını en kârlı biçimde yapılmasının sağlanması demek. Bu, ürünün ambalajlanması ve dağıtımı için gerekli olan maliyetin minimum tutularak üreticiye maksimum gelir elde edilmesini sağlar. Dahası bazı kuruluşlar, adil ticaret ürünlerden elde edilen gelirleri sosyal sorumluluk projelerinde kullanmaktadır. Yurtdışında genellikle kahve, şarap, eli işi ürünleri ve çikolata gibi ürünler için geçerli olan bu sistem iş bulma konusunda zorlanan işçi ve üreticilere imkân sağlamaktadır. Kooperatifler üzerinden çalışan bu sistem, ürünlerin ayrıca sertifikalandırılmasını gerektirmektedir. Ülkemiz de ise kooperatifler ne kadar faal ve adil ticaret ne kadar aktif tam bilmiyorum ama benim yukarıda bahsettiğim şekilde alışveriş yaparak (küçük üretici, doğrudan üreticiden satın almak) bu felsefeye siz de katkıda bulunabilirsiniz. Unutmayın, ister 5 TL harcayın ister 5000 TL, paranızın bir gücü var ve o gücü nereye yönlendireceğinizi seçmek de sizin elinizde. Ben şahsen bazen biraz daha fazla harcayarak, küçük bir üreticiye destek olmayı büyük (ve benim savunduğum ilke ve değerleri savunmayan, etik iş yapmayan ve işçi hakkını çalan) bir kuruluşa hizmet etmeye yeğlerim.
  • Giyim: Kıyafet alışverişleriniz için de büyük zincir mağazalar yerine önce pasajları, küçük mahalle dükkânlarını tercih edin derim. İhracat fazlasından tutun, çok ilginç kıyafetlere kadar inanılmaz seçenekler bulabilirsiniz. Ben geçtiğimiz hafta bir düğünde giymesi için oğluma siyah kumaş pantolon aradım. Büyük mağazada 70-80 TL olan pantolonun çok daha kalitelisini bir üst mahallenin çocuk giyim dükkanından 25 TL’ye aldım. Aynı şekilde 2 sene evvel, çok yakın arkadaşımın düğünü için abiye arıyor, 300-800 TL arası fiyatları gördükçe sinir krizi geçiriyordum. Taksim’de bir pasajda 40 TL’ye harika uzun siyah saten bir abiye elbise aldım (üzerinde etiketi vardı, sadece “modası geçmişti” ama siyah elbisenin modası asla geçmez biliyorsunuz) ve 40 TL’ye temizlettim… Nerede 80 TL nerede 300 TL. Giyim için temel parçalarda 2’şer adet yeterli bence. 2 adet siyah pantolon, 2 kot, 2 gömlek v.s. Oğlum haftanın 5 günü zaten forma giydiği için, ona çok fazla kıyafet almıyorum. Dahası arkadaşlarımın çocuklardan ufalan kıyafetleri de seve seve kabul ediyoruz. Ayakkabı ve çanta/aksesuar için de çok fazla para harcamıyorum. Oğlumun 1 botu, 2 spor ayakkabısı var. Benim de 1 kışlık botum, 1 babetim, 1 spor ayakkabım, 1 sandaletim, 1 süslü ayakkabım ve 1 de biraz daha kalın tabanlı ayakkabım var. Resmi bir işyerinde çalışıyor olmasaydım; ayakkabı sayım daha da az olurdu. Ayakkabıda en fazla parayı kışlık bot’a verdik çünkü o elzem ama geri kalanı 50-100 TL civarında, indirimden alınanlar. Ben aynı ayakkabıyı yılladır giyebilirim. Eşyaları düzgün ve temiz tutmak da tutumlu olmayı sağlıyor. Yılda 2 kereden fazla giymediğim her kıyafeti bir ihtiyacı olana veriyorum. Sürekli giymiyorsak, çok da ihtiyacımız yok. Kalabalık eşya sadece yük getirir ve inanın buna gerçekten ihtiyacınız yok
  • Ev eşyası: Eski, ikinci el eşya kullanmanın da hiçbir zararı yok az eşya almanın da. 1 koltuk yeter, koca bir takıma gerek yok. Onun yerine yer yastığı alın. Yatak başına 2 nevresim takımı yeter de artar. Kişi başı 2 havlu da. Evinizi çiçeklerle, resimlerle, kitaplarla süsleyin… Daha fazlası yük getirir.
  • Sigorta ve yatırım: Çalışıyorsanız sigorta konusunda ısrarcı olun. Sigorta candır. Hem kendinize hem de çocuğunuza sigorta yaptırın. İmkânınız el verirse de özel sigorta da ekstra yaptırın. Ben BES’i (Bireysel Emeklilik Sigortası) şiddetle tavsiye ediyorum, yapabileceğiniz en güzel mini yatırım bence. Özel sağlık sigortası ise büyük şehirlerde ekstra önem kazanıyor, küçük şehirlerdeki devlet hastaneleri benim tecrübemde yeterli hizmeti verebiliyor ama elbette özel gibi değil. Yatırım yapabiliyorsanız yapın. Benim boşandığımdan bu yana yatırım yapma imkanım olmadı ama olduğu zaman mülk edinmeye çalışmam, sadece para biriktirmeyi tercih ederim ama tabii herkesin tercihi farklı. Birikim yapabilmek çok önemli. Hayat bu, ne zaman paraya ihtiyacınızın oldacağını bilemezsiniz. Bütçe yapın. Ay ay harcamalarınızı planlayın ve not edin. Ay sonunda da gerçekleşen harcamaları not edin, karşılaştırın. Bir sonraki ay daha iyisini yapın.
  • Seyahat ve gezme: Arada bir hayatın tadını çıkarmayı unutmayın. Gezmek ve dinlenmek de bir ihtiyaç. Doğru programlama, seyahat konusunda büyük avantaj sağlar. Erkenden alınan biletler, erken yapılan rezervasyonlar candır. Tatile gittiğinizde ise yine büyük oteller yerine küçük pansiyonlar, kiralık evler tercih edin (yukarıda bahsettiğim sebeplerle aynı). Dışarıya çıktığınızda suyunuzu ve hatta sandviçinizi evden götürün.

Her ne kadar çift gelir olduğunda da bu bahsettiklerime dikkat edilmesini tavsiye etsem de, özellikle tek başınıza çocuk büyüten bir anneyseniz para kazanmak ve tutumlu harcamak 10 kat daha kıymetli. Ben ki para, alışveriş ve finans konularından hiç hoşlanmam; evlendikten sonra kendimi pat diye bu konuların tam ortasında buldum. Boşandıktan sonra ise, iyi ki zamanında öğrendiklerimi öğrenmişim dedim. Bu sayede hem borçlarımı ödüyorum hem de oğluma desteksiz bakabiliyorum. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Sizin bunlara ekleyeceğiniz neler olur?

Etiketler : , , , , , ,

Bu Yazıya 8 Yorum Yapıldı.

  1. Cansu Reply

    hijyenik pedlere alternatif olarak menstruasyon cupları,tampon gibi kullanılan hakiki deniz süngerleri ve yine özel dikilmiş kumaşlar var.ben sadece cup deneyimledim.bi kere alıyorsunuz ve 5-10 yıl kullanım ömrü var,çok ekonomik,her ay atık çıkarmamış oluyorum,pedin verdiği rahatsızlık hissinden kurtulmak harika çünkü hissedilmiyor.ben dünyayıkurtanakadınlar dan aldım,vardır başka satan yerler sanırım.sevgiler 🙂

  2. Pınar Reply

    Harika bir yazı, elinize sağlık.
    Hijyenik ped ve benzeri yerine menstural cup önerebilirim. Vajina içerisine yerleştirilen ufak ucu kapalı bir silikon huni.
    Çin’den bir alışveriş sitesinden 3 tl’ye aldım. Türkiye’de 20 tl civarında sanırım. Atık çıkmıyor, hijyenik ve sağlıklı.
    İyi günler dilerim

  3. semi Reply

    Ne güzel ve toparlayıcı bir liste olmuş böyle! Çok sevdim, herkes dikkat etse keşke parasını nereye harcadığına. Bazen Instagram`da görüyorum, herkesin evi birbirinin aynısı olmuş. Sırf benim gördüklerim mesela kaç takım mutfak eşyası, yahu ne yapıyorsunuz bunlarla, nerde saklanır, nasıl kullanılır:)) Hayatı yalın yaşamak lazım, ister zengin ol, ister olma. İhtiyacın var mı yok mu, mesele bundan ibaret aslında.
    Ben yüzüme zeytinyağı sürüyorum. Krem ve makyaj malzemesi kullanan biri değilim. Çalışırken de kullanmazdım. En son ruju evlenirken sürdüm:)) Güneş lekelerim oluyor, doktora gittim yıllar önce, krem verdi haliyle. Güneşe çıkmadan sür, şu kadar sık sür, etkisi şu vs. zaten ufacık tüp dünya para. Bende aşırı tembellik var bu konuda, unutuyorum sürmeyi falan da, 1-2 hafta sonra tamamen bırakmıştım kullanmayı. Zaten güneşlenmeyi sevmem, güneş tepede dışarı çıkmıyorum. Ya sabah erkenden ya da akşama doğru işlerimi hallediyorum.
    Ufaklık zaten büyüğün eskilerini giyiyor. Sağa sola çok para saçmaktansa çocuğa istediği trompet dersini aldırmayı, tatile gitmeyi tercih ediyoruz. Tatiller de öyle lüks konsept değil, yurt dışına gitsek bile makul fiyatları bulmaya çalışıyoruz. Airbnb kullanıyoruz, tavsiye ederim. İster oda kirala, ister ev.
    Bir tek okuldan yana kısıtlama yapamıyoruz. İkisi de özel okulda bildiğin gibi. Devlet okulları bizim oturduğumuz bölgede çok iyi değil maalesef.
    Not: TEOG çalışma kitapları ister misin? Peer Ole`nin hiç elini sürmediği kitaplar var. Göndereyim mi sana?

    • admin Reply

      Çok teşekkürler Semi… Organik Hindistan Cevizi yağı tavsiye ederim nemlendirme için. Lekeler içinde bal ve limon veya yoğurt ve limon karışımı (haftada 2) 😉
      Kitapları almaya geliriz biz sana olur mu? Kullanılır tabii. Oğluş kullandıktan sonra da yollarım onu başka yerlere.
      Okuldan kısıtlama yapmamak en mantıklısı. Biliyorsun bizim okul da dönüşüyor… pff o konu canımı sıkıyor.
      Airbnb’yi bu sene deneyecektim Paris’te ama dönen olmadı. Kalabalıksınız siz çok mantıklı (oyyy hep böyle olun umarım, çoğalsın büyüsün). Sevyom xx

  4. semi Reply

    Tavsiyelerin için çok teşekkürler:) Bakalım denemem lazım, umarım işe yarar.
    Bursa`ya gelme niyetin mi var yoksa? Çok sevinirim:) Ama gelemezsen de söyle eylüle kadar göndereyim sana olur mu?
    Yazdığın gibi airbnb kalabalık olduğumuzdan bize ekonomik geliyor. Çünkü artık normal otel odasına 4 kişi zor oluyor, büyük oda lazım, o da pahalıya patlıyor genelde.
    Ben de ana-oğul sizi seviyommm:)

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir