Bekar Anne Evi ve Hayatı – Karışmayın Efendim

Geçtiğimiz günlerde yurtdışında yaşayan bir arkadaşım bizi ziyaret etti, bir hafta sonu evimize misafir oldu. Bu erkek arkadaşım evimize gelir gelmez bir erkek olarak görev bilinci ile evin sağını solunu kurcalamaya başladı. “Banyonun kapısı kırık, yerinden çıkıyor dikkat et” dediğimde başladı her şey. Olması gerektiği gibi tek bir yere değil ama bir fıskiye gibi her yere su fışkırtan duş başlığım, arada tıkanan mutfak lavabom, dolarken fazlaca ses çıkaran sifonum, vidası gevşediği için arada yerinden oynayan koltuk kolçağım, dışarıda yenen yemeğin hesabı ve oğlumun büyüyor olması… Evdeki her şey tek tek incelendi, bir çok konuda fazlaca yorum yapıldı. Arkadaşımın “Tamir edeyim,” “Yeni duş başlığı alalım,” “Dur, hesabı ben öderim,” “Erkekler her akşam tıraş olmalı ki sabah birazcık uzamış olsun sakallar, daha ‘erkek gibi’ duruyor” gibi yorumları beni benden aldı.

Yanlış anlaşılmasın. Eski arkadaşımı gördüğüme çok sevinmiştim ama evdeki tek yetişkin olmaya dahası evde yetişkin bir erkek olmadan yaşamaya o kadar alışmışım ki; anlatamam. Yaşamıma yapılan bu iyi niyetli ve gereksizce aşırı cinsiyetçi bulduğum bu davranışlardan nasıl daraldım, nasıl sıkıldım anlatamam.

Banyonun kapısının bağlantı yerine kağıt sıkıştırıp tutturuyorum ben. O duş başlığının benim için anlamı büyük; evliyken bazen parasızlıktan sıcak suyumuz olmazdı da mutfakta su ısıtıp, kovaya doldurup da maşrapa ile yıkanırdık. Duş başlığım 10 TL’ye alınma plastik ve uyduruk da olsa, benim için çok kıymetli. Mutfak lavabosunun içindeki yağlı, pis su benim yağlı pis suyum; ben elimi sokarım oraya ancak efendim. O kanepenin o hale gelmesine sebep olayın bende güzel bir anısı var, bile bile tamir etmiyorum…. Misafire de hesap ödetmem, hele ki ödeme sebebi “erkek” olması ise. Bekar bir anneyim ben, öylesine evde tek başına yaşayan bekar bir kadın değil. Yaşantımın her köşesini 2 kere düşünerek düzenliyorum, beceremezsem de “amaaan boşver” deyip ertelemiyorum; tek başına çocuk büyüten bir anne olarak oluncaya kadar uğraşıyorum. Bu kadar zaman kendim idare ettim, bundan sonra da gerekirse ederim. Sifonumun sesini kesmek için BİR ERKEĞE İHTİYACIM YOK aaaayyyyiiiiihhhhh!

Canım dostumu ülkesine dönmek için uğurlarken; çamaşırlığa rahat rahat asacağım rengi atmış şekilsiz pamuklu, dantelli donlarımı, oğlumun üzerine resim çizdiği komik atletlerini, kolçağı oynak kanepeme uzanıp yerimden kalkmadan pizza yerken Fransız sarayı entrikalarını konu alan diziyi, banyodaki askıya rahat rahat sutyenlerimi asacağımı, oğlumun tıraşını bilmem ama kendi pembe bıçağımı sakladığım yerden çıkarabileceğimi, oğlumun da biz bize olduğumuzu bilmenin rahatlığıyla evde istediği gibi gezebileceğini, duş aldıktan sonra daracık banyoda değil, geniş geniş odasında giyinebileceğini düşünüyordum.

Bir yetişkinle yaşamak güzeldir eminim, hatırlamıyorum, ama henüz buna hazır değilim sanırım; en azından kişisel alanımı bir başkası ile birleştirmeyi isteyecek kadar…

Etiketler : , , ,

Bu Yazıya 7 Yorum Yapıldı.

  1. ezgi Reply

    Özel alanımızı ya da konutumuzu kimseyle paylaşmak zorunda olmamamızın verdiği rahatlik paha biçilemez bir lükstür bizim gibi bekar anneler için.

  2. Tuğba Reply

    En kötüsü de evde erkek oldugu halde sifonun çalışmaması mutfak lavabosunun tıkalı olması. Ve erkek evde oldugu halde cocuklarını kendin büyütmek… Erkeğin elini hiç birşeye vurmaması da çok acıtıcı..
    Yüreğine sağlık ..

    • admin Reply

      Evet Tuğba bu konuda çok haklısın… gerçekten daha zor ama erkek olup da yapmamasından ziyade, insan olarak sorumsuz olması… Sen sağol okuduğun için.

  3. idil Reply

    …ve giderek bu bekar annelik hayatına daha da çok alışmak en güzeli 🙂

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir