Kocanızın psikopat olduğunu nasıl anlarsınız:-
  • Çok çabuk ilanı aşk etmiştir. 1. buluşmada muhallebicide profiteröl kaşıklarken, 3. buluşmadan “hadi evlenelim” der. Siz de az salak değilsinizdir… sevgiye mi açsın bacım, git kedi sev, köpek sev, sevap olur… ama yooook akılsızlık ya, bu tip bir aceleciliği romantik bulursunuz! Peh! Gençlik işte!
  • Evleninceye kadar iyi hoş, evlendiğinizin 2. gününde homurdanmaya, 3. günde sinirlenmeye, 5. gününde sizi görmemezlikten gelmeye başlamıştır. Ciddi manyaklıktır bu. Hani o muhallebicide limonata içen muhlis adam, nereden bu salon ayısı!!! 1. aşamaya geçersiniz: günlük streslere bağladığınız hafif hayal kırıklığı! Yazık sevgili kocanız için hayat çok zordur. Belki de siz pilavı annesi gibi yapamıyorsunuzdur! Tüh!
  • Evleninceye kadar sizinle asla kavga etmemiştir. Ne derseniz, onaylamış hatta  (nihai test olan) annesine karşı bile sizi savunmuştur. Ama evlendiniz mi! Biter o diplomatik ortam, soğuk savaş hali kaplar ortalığı! 
  • Hayalcidir. Çok hayalci. O hep istediğiniz pembe panjurlu ev, 3 çocuğunuzun oynayacağı bahçeli geniş ev, onun muhteşem kariyeri, sizi kariyerinizde yükselmesine imkan tanıyacak sonsuz desteği, ve tertemiz bir evlilik hayali kurar. Gençsiniz. İnanacaksınız, inanmayacaksınız da ne yapacaksınız. Sonra gün gelir, gerçek yaşam sizin yanaklarınızı önce tatlı tatlı okşar, sonra çocuktu, faturaydı derken yaşamın o acı yumruklarını midenizde hissetmeye başlarsınız. O ise tüm olanlarda katiyen etkilenmez. Onun dünyasında her şey normaldir: çocuğun sütü, su parası, kira, onun için çözülmesi gereken sorunlar değil bir depresyona, sinir harbi daha yaşamasına sadece birer araçtır, çünkü o tüm insanlıktan daha yüce görür kendini… neden bu tip günlük, ufak tefek meseleler ile meşgul edilsin ki! Bu noktada 2. aşamaya girersiniz: İnanmayı istememe, “geçer, düzelir” diye kendini kandırma aşaması!
  • İşe girer sevinirsiniz ama bu sevinciniz kısa sürer. İş yeri ile anlaşamamıştır. En güzeli kendi işini yapmasıdır ama kredi notu (yer altı tanrısı) hadesin kapılarına dayanacak kadar düşüktür. Eee… siz çalışıyorsunuzdur (çalışmayacaksınız da ne yapacaksınız), krediyi çekmek de sizin ellerinizden öper! Kredi boçları kredi ile kapanır, borç içinde borç…bir de utanmadan “neden faiz günah olsun ki” der!
  • Evi toplamaz. Toplamamayı geçin, dağıtır. Yardım da etmez. Etmediği gibi birde evin düzenini sevmez. O koltuğu duvarın dibinde değil kapının ağızına yerleştirmeyi tercih eder. Sizin için en zoru neyse o! 
  • Ama tüm bunlar kendi suçu değildir. Dünya ona hep haksızlık etmiştir hatta öz evladı bile. Çocuğu ile iletişim kurmaz, oynamaz, kucaklamaz, sevmez; çocuk da bunu dinlemeyince sinirlenir, saygı bekler. Bazen çocuğu döver bile. Hatta her sinirlendiğinde döver.
  • Sizi de döver. Elleri, ayakları ile olmasa da sözleri ile döver. Siz kendinizi dünyanın en kötü, sefil, yetersiz eşi gibi görmeye başlarsınız. Artık 3. aşamaya geçmişsinizdir: Bu adama inanıp kendinizi hor görme ve depresyona sokma aşaması!
  • Sizin evlendiğiniz efendi ve muhlis adam sizi aldatmıştır. Aldatması bir kenara artık paranoyaklaşır ve her hareketinizi takip eder hale gelir. Kendi yaptı ya, kendi yapan kendi gibi görür (sanırım ilk okulda öyle der ya çocuklar “kendi diyen kendi diiirrrr” – zaten bu zatı-muhteremin zekası da anca o kadardır) hesabı, sizin de onu aldattığını düşünür.
  • Artık yaşantınız saçma sapan bir karmaşa halini almıştır. Aileniz ile görüşemezsiniz, arkadaşlarınızla da. Ne diyeceksiniz ki onlara! Anlarlar mutsuzluğunuzu, nasıl açıklayacaksınız. Zaten işten, çocuktan, ev işinden vakit mi kalıyor! Yalnızlığın dibine doğru çekiliyorsunuzdur. Ağlarsınız sık sık! Çocuğunuzdan gizlemeye çalışırsınız, o sizi öyle yakaladığında sırıtıp hiç bir şey yokmuş gibi davranırsınız. Yalan ablacığım. O çocuk çok iyi anlıyor olan biteni!
  • Yalnızlığınız onun işine gelir. Size akıl verecek kimse olmadığı sürece aynı kara cehaletin içinde yaşar gidersiniz. Dışarı çıkmayınca da mutlu ilişki, aile ve çocuk görmezsiniz ve durumunuzu sorgulamazsınız. Köleliğe devam!
  • Şiddet, alakasızlık, homurdanma, bağırışma ve o meşhur günlerdir birbirinizle konuşmadığınız soğuk savaşlı günler gelmiştir yuvanıza. Siz üzgün, çocuğunuz mutsuzdur.
  • Bu nokta artık ciddi anlamda kaçmanız gereken noktadır. Bazı evlilikler de gerçekten de bazı şeyler düzeltilebilir ama bir psikopat ile evlilikte düzelecek olan bir şey yoktur.
Sevgili Kardeşlerim, bu konuda bir iki kere daha yazdım çizdim. Ben de bunları yaşadım. Hatta ve hatta onun beni aldatmasının suçunun bende olduğuna inanacak kadar da gözlerim kör oldu, mutsuzluktan. Eğer buna benzer bir durumdaysanız; “ben çocuklarım için katlanıyorum” demeyin efendim! Düşünün… sizin çocuğunuz olsaydı bunları yaşayan ona ne tavsiye verirdiniz?
Not: Kendi deneyimim psikopat bir koca olduğu için erkeklere yönelik yazdım ama biliyorum ki aynı senaryo psikopat kadın ve sevgili için de geçerlidir.
Etiketler : , ,

Bu Yazıya 3 Yorum Yapıldı.

  1. Hanife Feride Reply

    Ne güzel yazmışın yüreğine sağlık ne yazıkki kızlarımızın bir çoğu çok bilinçsizce evleniyorlar (bir zamanlar bende çok cahildim)…
    Haklı olsanızda karşınızdaki öyle bir konuşurki ben ne kadar haksızım diye düşünmeye başlarsanız..
    Bazı evlikler kurtarılabilir bazıda çok zor hatta imkansız kişi değişmedikçe….

  2. Mina Reply

    Canım çok bilinçli evlensen de değişiveriyor işte karşındaki. Dost lazım, insanın kendisini hatırlatacak insanlar oldukça etrafında kendisini unutmaz değil mi 🙂

  3. iyiçocuk Reply

    Çok doğru kamufle bir narsist bile olsa mutlaka erken işaretler verir ama başlangıçta bunlar çekici ve hoş gelir,neden?.Tamamen çarpık bir bilinçaltı, içgüdü ve arzuyla yapılan bir seçimdir de ondan.Bunları yenmek ve anlamak zordur.Kitaptaki Narsist + Karşılıklı bağımlı arasındaki olağanüstü çekimin(şu ünlü elektrik) doğal sonucu.Tabii bir taraf sonunda enkaz diğer tarafsa psikopatlığa aynen ölene ve eline her geçirdiği kişiye yaparak devam.Bunun tedavisi yok çünkü bir narsist asla kendinde kusur görmez.Yakından tanıştım birkaçıyla.Rastlamamak imkansız zaten.Diziler, iş dünyası, siyaset,spor, sanat, edebiyat, apartman ve AVM ler ve sokak irili ufaklı bunlarla dolu.Gençlerin bilinçaltına pompalanan özellikle “erkek” tipi narsist. 1-“Adam gibi adam arıyorum” 2-“beni taşıyacak adam arıyorum” 2-“Onnumara bir manita yapacağım” “.Birinci kısım narsist arayan bir bağımlı ikinci kısmın kendisi narsist. Narsist narsisti gözünden tanıdığı için bu ikisi o anlamda asla bir araya gelmiyor,hep bir veya çok sayıda kurban buluyorlar. Zavallı kurbanlar da maalesef bunları aşkla, sevgiyle, sabırla, okuyarak, bilinçlenerek, hacıya hocaya giderek vs. düzeltebileceğini, ehlileştirebileceğini veya kafesleyebileceğini sanıp kişisel kapasitesine göre dayanır da dayanır ama bu film asla mutlu bitmez.Fakat bu ilişkileri doğru dürüst anlatan ne roman yazılır ne film çekilir, neden acaba?”İyi çocuk” olarak bunlara defalarca şahit oldum…Evet evet ..benim İyi Çocuk.Hep sabırlı, hep nazik, hep anlayışlı, hep arkadaş olan var ya! O işte.Hani boy pos eğitim hepsi de yerinde ama nedense kadınların çoğunluğunun elektrik almadığı şimdiki iyi adam.Kendimizi kandırmayalım, kadınların çoğunluğu ve erkeklerin bir kısmı narsistleri dayanılmaz çekici bulur.Yani bir şekilde insanlar çocuk vs. yapmak nesli devam ettirmek zorundadır. DNA böyle, biyoloji böyle, çocuk yapacaksan çakma da olsa Alfa Male-Lider Erkek Narsistten yapmaya bak. Magic Johnson, ünlü basketbolcuya “AIDS i kimden kaptınız diye sorulduğunda; ne bileyim son 10 yıldaki 5 bin kadından hangisiydi” diye samimi bir cevap vermişti. Fidel Castro’nun koleksiyonu da tahmini 35.000 kadın imiş. Malum çok uzun yaşadı ve en tepedeki lider ve adam gibi adamdı ve büyük bir özgürlük, insanlık, erdem vs. savaşçısıydı. Küçücük bir kusuru vardı duygusal yönden az gelişmiş her erkek gibi çeşitliliğe bayılıyordu.Peki, bunu gören diğer kadınlar neden sırayla şansını denemeye devam ediyordu? Eh, onlarda çok gelişmiş değillerdi.Bazı temel davranışlarda kadınlarla erkekler arasında fark olduğunu hiç sanmıyorum.Kadınların daha barışçıl, erkeklerin rekabetçi ,cinsel yönden kadınların daha soğuk erkeklerin daha arzulu ,kadınların daha az şiddet uyguladıkları vs. bence tamamen palavradır.Genelde sadece üslupları ve gücü kullanma yer ve yöntemleri farklıdır.Hayat da adil değildir bu arada. Yani bunları kim okuyacak, 2013 son yorum…peki bu kadar güzel ve insanların deneyimleri ile diğer insanlara yardım etmeye çalışan bir site neden “Kim Filandaşyan’ın çarpıklıkları veya Dan Falarizan’ın abukluklarını geçtik, dandik bir yerli popçunun binde biri kadar bile ilgi çekmiyor? Hayatımız için hangisi daha hayati? Durum maalesef hiç iç açıcı değil…bu ahmaklık, az gelişmişlik, popüler cehalet çağı ve narsizm küresel bir salgın ve olgu.Hepimize sabır, iyi şans ve duygusal gelişim fırsatı ve mutluluk diliyorum…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir