Bir Bekar Anne Olarak Yeni Meslek Arayışı

Çocuğunu tek başına büyüten bir anne olarak paylaşımlarımı yazacağım, aile içi ve kadına yönelik şiddetin kendisi ve çocuğuna etkisi konusunda kendi deneyimlerimce değineceğim bir blog olacakken bu, zaman için de kendim ile ilgili anlattığım başka başka hikayeler ile sanıyorum birazcık büyüdü. Kaç kişi okuyor beni bilmiyorum ama benim için bir kişinin bile okuması yeterli. 2011 yılından beri yazıyorum ama sadece tek bir mail gelse ve tek bir kadın bana derdini yazıp “a dediklerin aklımda yeni fikirler açtı, bundan sonra hayatımı nasıl daha iyi yöne götürebileceğimi biliyorum, buna çabalayacağım” dese yeterdi. Ama bu süre zarfında, düzensiz yazmama rağmen, bir değil bir kaç tane mail aldım. Yazmayı seviyorum ama beni en çok mutlu eden şey birilerine dokunuyor olmak. Ya yok….”muhteşem biriyim, hayatları değiştirmeye geldim” değil. Sanatçı değilim, doktor değilim, yazar bile değilim…ben buyum galiba; ders verir gibi insanları dinleyip, okuduklarımdan ve yaşadıklarımdan inandığım şeyleri paylaşmayı ve insanlar kendilerini gerçekleştirecekleri yolu keşfederken yanlarında olmayı seviyorum. Resim yapabilseydim ressam, müzik yapabilseydim de müzisyen olurdum ama ben buyum galiba.
Bir çok kariyer denedim ben, deniyorum demek daha doğru olacak hala daha çalışıyorum çünkü. Bir kaç farklı sektöre girip çıktım 19 yıllık iş hayatımda. Ek işler de yaptım ama meslek haneme şöyle göğsümü gere gere yazabileceğim bir mesleğim yok ve bu aralar bunu çok sorguluyorum.
Bazı şirketleri sevmediğime karar verdim. İnsanların daha fazla satış yapması için önlerine havuç sarkıtılmış birer yarış atı gibi koşturtulmalarından hoşlanmıyorum. Patronlar ile çalışanları arasındaki maaş uçurumuna sebep gelir dağılımı eşitsizliği beni rahatsız ediyor. Topluma hoş görünmek adına yapılan sosyal sorumluluk projelerinin samimiyetine inanmakta güçlük çekiyorum. Muhakkak tüm şirketler kapitalizmin yarattığı soğuk, mekanik canavarlar değiller ama bir çoğunun bunun aksi olduğuna inanmam çok zor artık ve inanamadığım şeyler konusunda bırakın savaşmayı, dakikamı harcamakta zorlanıyorum.
Tabii bir de ekmek parası ve kira gerçekliliği de. Değil dakikanı, günlerini hatta yıllarını harcamayacan da napcan…
İnsanın hayatında bir yoldaşının olmasının en büyük avantajı; yorulduğunda, arada bir, birbirine hak geçmeyecek şekilde, yükünü taşıtabilir hiç olmadı paylaşabilirsin. Tek başında çocuk bakan bir yetişkin olunca bu imkansızlaşıyor ama hayat sevmeyeceğin işlerde vakit geçirmeyecek kadar kısa. Her zaman “mutlu ebeveyn = mutlu çocuk” formülüne inandığım için, bu konuda bir şeyler yapma zamanım geldi. Kendimi gerçekleştirme yolculuğumda hayatımın bundan sonraki kısmında meslek haneme gururla yazabileceğim yeni kelimeler arıyorum. Sonuçta bağımsız, özgür, çalışkan kadınlarız. Hayalimizdeki bizi mutlu eden, gururlandıran, gerçek anlamda verimli hissettirecek meslek için oturup koca bekleyecek halimiz yok değil mi? Tek başımızayız diye vazgeçecek de değiliz…denemeye değer bence. Buraya yazacak yeni konularım da olur belki hem.
Haydi bakalım hayırlısı….

Etiketler : , , , , , , ,

Bu Yazıya 6 Yorum Yapıldı.

  1. Sen Reply

    Yazılarınızı ve sizi seviyorum. Minik bir bebeğim olmasa mail atıp cok sey de sorardım, kafam hala allak bullak bir cok konuda ama uyumadan önce söyleyeyim dedim anlatımınızı cok berrak buluyorum

    • admin Reply

      ÇOk teşekkür ederim 🙂 Arka arkaya bir çok soru sormak yerine tek tek yazabilirsin. Muhakkak cevap yazarım 😉 Bir yerden başlamak lazım.
      Sevgiler.

  2. Pingback: Kariyer Mes’elesi…

  3. Pingback: Kariyer Mes’elesi… |

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir