Bekar Babalara Tavsiyeler

Birkaç gün (tamam kabul ediyorum, birkaç hafta oldu bile) evvel bekar bir baba bana blog üzerinden ulaştı. Ayrılık sonrası oğlu ile ilişkileri konusunda endişelerinin olduğunu anlattı bana. Ben bu yazıyı normalde babalar gününe yetiştirmeye niyet etmiştim ama şimdiye kısmet oldu.

Bekar bir anneden bekar babalara tavsiyeler efendim… Buyurun:

Ayrılıkların erkekler için daha zor olduğunu söyleyen birçok makale okumuştum. Bunun için uzmanlar birkaç sebep belirtmektedir. Bunlardan bir tanesi, ilişkilerinin bitiş noktasına geldiğinin fark etmeleri çok daha uzun zaman alabiliyormuş. Bu nedenle, ayrılığın gerçekleşmesi erkeklerde bir nevi şok etkisi yaratıyormuş. Tabii bu durum aldatma, şiddet vs. değil genel olarak geçimsizlik, iletişimsizlik, taraflardan genellikle kadının kendini sevilmeyen ve istenmeyen olarak hissetmesi ile ilgili. İlişkinin yavaşlaması, monotonlaşması gibi sebepler genellikle ilişki devam ederken değil de, bitmeye yakın konuşuluyor ne yazık ki ve genellikle geri dönülmez yola çoktan girilmiş oluyor.

Erkekler için ayrılıkların daha zor olmasının bir diğer sebebi de, ilkinden bağımsız olarak yeni bir düzene adaptasyonda kadınlardan daha fazla zorlanmalarıdır. Evi terk eden, kendine yeni bir “yuva” kurmak zorunda kalan genellikle erkek oluyor ve bu gerçekten de zor; taşınma başlı başına stres sebebi.

En önemlisi de çocukların çok büyük çoğunlukla annede kalması, baba ister istemez her gün gördüğü çocuklarını haftada birkaç gün görebiliyor.

Ağırlıkla (ve çoğunlukla çok haklı olarak) ülkemizde ayrılıkların sonunda kadın çevresi tarafından daha çok kollanıyor, anne daha çok destek görüyor ama gerçekten de dürüst olmak gerekirse; bekar babalar ne kadar destek görüyor ki? Yineliyorum, şiddet sonucu ayrılıklar ve ayrılık sonrasında ilgisiz babalar bir kenara, babalara hem maddi hem de manevi olarak yük biniyor ve anneler kadar çok destek göremeyebiliyorlar çevrelerinden. Biz kadınlar birbirimizi bulduğumuzda dertleşen, tavsiye alan veren ve genel olarak destek ağı daha kuvvetli varlıklarız ancak erkeklerin benzer bir sosyal destek ağı kurması, gözlemlediğim kadarıyla, çok daha zor oluyor.

İşin maddi boyutunda ise eğer ayrılıktan evvel çift gelirli bir düzen kurulduysa hele; bir anda gelir teke düşüyor fakat iki ev, iki düzenin masrafı oluşuyor. Nafaka konusunda söyleyeceğim bir şey yok… Ödeyebilen ödemeli ve ben çocuğun bakımı için oluşan maddi sorumluluğun cinsiyetten bağımsız olarak, karşılayabilecek tarafın karşılamasından yanayım. Ben sürekli çalıştığım ve oğlumun babası çalışmadığı için sırf erkek olduğu için ondan nafaka talep etmem mantıksız geliyor ancak zaten çalışıyor ve beraberken de eve katkısı oluyor olsaydı, oğlumun ihtiyaçları için katkıda bulunmasını mutlaka isterdim… Neyse konu ben değilim burada.

Özetle söylemek istediğim, genelde ayrılık sonrası erkek hem evinden hem (belki bir zamanlar, belki hala) sevdiği kadından ve en önemlisi de çocuğundan uzaklaşmış oluyor. Eğer ilgili bir baba ise, bunların tamamı baştan sona kadar yeterince zorken hem çevresinden yeterince destek görmüyor, bir an evvel “bekar hayata” adapte olması bekleniyor, hem yeni düzeni hem de çocuğu (ve bazı durumda çocuğun annesi için de) para yetiştirmek zorunda kalıyor ve en önemlisi çevredeki bir çok gerçek, ilgisiz, özensiz ve umursamaz babalar nedeniyle bir kalıba sokulmuş oluyor.

Ayrılık sonrası taraflar için yeni bir yaşama başlamak yeterince zor zaten….

Bu açıdan ben kadınlara “ne olursa olsun, ne yaşanmış olursa olsun, adam ne kadar çok acı çektirmiş olursa olsun sana; bu ilişkiye başladığın zamanda sevdiğin ve henüz tanıdığın insanı hatırla ve o günlerin hatırına yüreğini yumuşak tut” derim.

Erkeklere de aynı şeyi söyleyebilirim: Her ne kadar karşındaki kadın senin hayatında artık sevgilin olarak yer almasa da, hatta çocuklarını ve belki evini senden almış gibi görünse de işin özü karşındaki kadın beraberliğinizin ilk günlerdeki insan ile temelde aynı. İnsanlar çok çok değişmez, sadece biz biraz daha iyi tanıyor ve görüyor hale geliyoruz. Aşık olduğun insanı hatırla ve yüreğini yumuşak tut. Çocuklarını senden almış gibi hissediyor olabilirsin ama işin özü eğer çocuklarına zarar veren bir insan değilse ve çocukları bir arada büyütmeniz mümkün değilse; özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde çocukların annenin yanında büyümeleri çok daha sağlıklıdır. Ergenlik dönemi ise bambaşka bir dönem, hangi ebeveynden ne kadar çok destek ve fayda alacakları benim henüz keşfetmeye başladığım bir süreç.

Yani kısacası dostum, kadın senden çocuklarını almış olmuyor; çocuklar onların gelişimi için olabilecek ikinci en iyi şartlarda olmuş oluyorlar.

Ayrılık sonrası eski eşinizle ilişkilerinizi arkadaşça bir temelin üzerine kurun. Çok kanka olmak zorunda değilsiniz, çok çok iyi anlaşmak zorunda da değilsiniz hatta bazı günler birbirinizi görmek bile istemiyor olabilirsiniz… Yapacak bir şey yok.

Gözlemlediğim kadarıyla (ve burada çuvaldızı kendi cinsime saplamaktan başka bir seçeneğim yok) ayrılığın getirdiği öfke, üzüntü ve (hele ki aldatma yaşanmışsa) intikam duyguları ile kadınlar çocuklarının babasına karşı bir hayli agresif davranabiliyor. Kendi iç dünyasındaki karmaşa bir kenara, çevresinden de adama karşı ‘sert’ olması yönünde telkinler alıyor. Dahası kadın tüm kırgınlıklarını bir kenara koyup eski eşi ile dostça bir iletişim kurmayı başarırsa, genellikle destek görmek yerine “amma da modern bir ilişkiniz var” konulu eleştirilere maruz kalıyor.

Bazı durumlarda da çocukları babaya karşı kışkırtıyor ki bunun adı ebeveyne karşı yabancılaştırma sendromu ve az veya çok hiç ama hiç affı yok. Eğer baba ilgisiz biriyse bile; onun ilgisizliğini çocuğunun gözüne sokmak sadece çocuğu kırar. Çocuk zaten büyüdüğü zaman gerçekleri kendi algısı ve kişiliği çerçevesinde yorumlayacaktır. Yorumlamazsa da, ilgisiz olan ebeveyni sevse hatta tercih etse bile (örneğin onun tüm doğum günlerini unutan babasını “babam da babam” diye sevse bile) yapacak bir şey yok… Ebeveynlik bu. Ebeveynlik sevgi ile, sevgi için yapılan bir şey; her hangi bir birincilik madalyası için değil.

Böyle bir durum varsa bile, yani anne çocuğu babaya karşı dolduruyorsa bile, bir baba olarak yapabileceğin en en kötü şey aynısını yapıp, çocuğu bir de anneye karşı kışkırtmak, anne ile ilgili kötü şeyler söylemek, anneliği veya daha da fenası “eşliği” ile ilgili imalarda bulunmak. Ebeveynlikte intikamın yeri yok. Bence bırakın ama illa tutunacaksanız o hisse, onu ilişkiniz ile ilgili sorunlar için saklayın. Anne “yeterince ilgilenmiyorsun” diyorsa, sen daha çok ilgilenmeye çalış. Eleştiriyorsa kulak ardı et, cevap vermeye çalışarak kavgaya girme. Soran çocuğa “bazen yetişkinler birbirlerine karşı öfkeliyken böyle konuşabiliyor, ama ikimiz de seni çok seviyoruz ve sen ikimiz için de önemlisin” de geç.

Çocuğunun annesi ile arkadaşça ilişki kur.

Var ol. Sadece ol. Ebeveynliğin %10’u söylediklerin ve geri kalan %90’ı davranışlarındır. Çocuğuna onu çok sevdiğini söylemek, çok özlediğini söylemek ama hafta sonu buluşmalarını, okul gösterilerini, spor müsabakalarını, doğum günlerini, bayramlarını unutmak, kaçırmak; verdiğin sözleri tutmamak ise çok büyük bir haksızlıktır ve çocuğun büyüdüğü zaman ne sana ne de ilişki kuracağı insanlara güvenmemesine sebep olacaktır. Sözlerin davranışlarını izlesin. Gidemeyeceksen de “gelmeyeceğim” de… İnan bana uzun vadede dürüst olmak hem ilişkiniz hem de çocuğun geleceği için daha sağlıklı.

Bu benim de barışmakta çok zorlandığım bir durum ama… Önemli olan zamanın niceliği değil, niteliğidir. Çocuğunu her akşam görmen değil, görebildiğin günlerden ve görebileceğin süre içinde onunla kurduğun bağ daha önemlidir. Bu demek değil ki yılda bir kere 2 hafta aldın, oynadın, gezdirdin, yedirdin içirdin bitti… Hayır. Mümkünse haftada birkaç gün ama değilse de en azından ayda birkaç gün; aksatmadan çocuğunla zaman geçiriyor ol.

Bazen çocuklar anneden uzaklaşınca panikler, anneyi arar. Böyle bir durumda bile vazgeçme. Ağladı diye alıp çocuğu annesine geri verme. Onun ilgisini dağıtarak, oyunla, gezme ile onunla bağ kurarak senin yanında da kendini güvende ve mutlu hissetmesini sağla. Huzur ortamı yarat.

Çocuk yanındayken olabilecek en ufak hastalık veya zorlukta götürüp anneye bırakma veya anneyi çağırma. Muhakkak anneyi ara, desteğini iste, bilmiyorsan sor ama yap. Var ol, orada ol. Çocuk ikinizin çocuğu ve ayrıldınız diye sadece iyi gün babası olacaksın diye bir şey yok!

Çocuğun akademik, sanat, spor, hobi vb. aktivite ve durumları ile ilgilen. Ödevlerini sor, antrenmana, özel dersine sen de götür. Veli toplantılarına anne ile katıl. Var ol, orada ol.

Kendi hayatına da önem ver. Ayrıldığın için kendini kötü hissediyor olabilirsin. Gerekirse profesyonel destek al, spora başla, sağlıklı beslen. Ayrıldın diye kendini salıverme. Birilerinin eşi olmayabilirsin ama hala birilerinin babasının.

İlişkilerini çocuklarından ayrı tut. Erkekler (bazen kadınlar da) ayrıldıktan sonra hemen yeni ilişkilere başlayabiliyorlar. Bu yeni ilişkiler ciddi olmasa bile, bir sürecin parçası ve doğruluğunu yanlışını tartışacak değilim. Ancak henüz ciddileşmemiş herhangi bir ilişkiye çocuğu dahil etmek çok doğru değil; benim tecrübemde çocukları için kafa karıştırıcı olabiliyor. Ancak taraflar bu ilişkinin bir yola girdiğini, bir ilerleme olabilme ihtimalini keşif etmek istediklerinden eminlerse ve tercihen eski eşle de bu yeni durum paylaşıldıktan sonra çocuk bu yeni ilişkiye dahil edilebilir. Babasın diye asla bir ilişkin olmaması da normal değil. İstediğin bu ise ve beraber olacağın insan çocuğunun öncelikli olduğunun farkındaysa ve bu duruma saygı duyuyorsa; sorun yok! Her ilişki mutlu son, sonsuz mutlulukla bitmek zorunda değil, bitebilir de ama bugün biri, yarın bir başkası; çocuk için süreklilik yerine inişli çıkışlı, belirsiz bir yaşam sunacağı için çok sağlıklı bir model değildir.

Yaşadığın ortama da önem ver. Evde bir kadın yok diye salon sehpasının üzerinde 2 haftalık pizza kutuları, bira şişeleri, pis bir banyo vs. vs. bahane değil. Dedim ya, birilerinin eşi olmayabilirsin ama birilerinin babasısın ve haydi seni bir kenara koyalım; çocuğun sana geldiğinde, ki orası onun da evi olacak, sağlıklı ve temiz bir ortama geliyor olmalı. Yaşadığın yerde çocuğun için de bir alan mutlaka olmalı. Küçük bir ev bile olsa, çocuğun bir yatak, dolap, oyuncak, eşya muhakkak olmalı. Çocuğun senin yanında da kendini evinde gibi hissetmeli.

Üzülme. Yeterince yapmıyormuş gibi hissediyor olabilirsin. Belki gerçekten de ilişkinde hataların oldu ama artık tüm o süreçler geçti. Önüne bak ve bu fırsatı olabileceğinin en iyisini olmak için kullan. Eğer yeniden bir aile olmak istiyorsan, bu süreçlerden ders almamak aynı hataları tekrarlamana sebep olacak. Eğer yeniden ciddi bir ilişki istemiyorsan bile, güçlü bir insan ve daha iyi bir baba olabileceksin. Üzüntünü alkolle yatıştırmaya çalışma. Her akşam rakı sofrasında acılarını ıslatmak iyi gelmeyecek sana. Yapma demiyorum, acını çek ama ilerle. Biten ilişkinin sende geçmişine ait ne gibi travmaları ve geleceğe dair ne gibi endişeleri tetiklediğine bak. Kendin için ve bundan sonrası için sorumluluk al.

Hayatın tadını çıkar. Unutma senin çok zorlandığın bu yeni durum, bekar bir baba olmak çok uzun ve sonsuza kadar sürecek bir süreç değil. Çocukluk sadece 18 sene ve bu 18 sene koca bir ömür içerisinde hiçbir şey değil. Bu demek değil ki çocuk reşit olunca ebeveyn olmayacaksın. Sadece sen çocuğunun çocukluk döneminde ne yaparsan, onun yetişkinliği için hazırlamış olacaksın ve babası olarak nasıl hazırlayacağın, annesi ile beraber ol veya olma, ne gibi bir katkının olacağı veya hiçbir katkının olmaması tamamen senin elinde.

Hayat bu. İnsanın başına her şey gelebiliyor. Önemli olan yaşadıklarımızla nasıl baş ettiğimiz ve gerçek kişiliğimizi ortaya çıkaran da bu değil mi!

Bol şanslar.

Etiketler : , ,

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir