Bir tek sen ol hayatımda…

Sevgili Anneler,

Bana kızmayın şimdi yazacaklarım için ama aslında okuyup üzerinde düşünürseniz, size de iyi gelecek bir anlayıştan bahsetmek istiyorum.

Arada bir görüyorum sosyal medya da çok tatlı notlar eşliğinde çocuklarınızın fotoğraflarını paylaşıyorsunuz. Çok mutlu oluyorum, sizi görmekten çok onları görmek istiyorum. Benim oğlum kocaman oldu ya, hele hele küçük çocuklarınızın resimlerine bitiyorum. Oyun halleri, başarıları, hatta en huysuz halleri bile beni sevindiriyor çünkü onlar geleceğimiz. Öyle klişe anlamda “geleceğimiz” demiyorum, ciddi ciddi bu yeryüzünde söz sahibi olacak yetişkinler; hayvan sevgisi, doğa sevgisi ve bilim, edebiyat, sanat, felsefe, matematik ile yetenek ve becerileri ile bu yeryüzünde yapacakları güzel katkıları dört gözle bekliyorum. Kendi çocuğum ile beraber başka çocukları da bu yolculuklarında onları eşlik ediyor hissi beni çok mutlu ediyor.

Defalarca yazıyorum ya, mutlu anne mutlu çocuk diye… Hatta sırf bu inançla yazıyorum ya buraya, boşanma eşiğinde olan veya boşanmış veya başka sebeplerden bekâr annelik yapan kadınlara destek olursam, kısacık bir süreliğine mutlu olmalarını sağlarsam; çocukları için güzel bir şey yapmış olurum diye… Bu yüzden yine bu düşünce ile sizden bir ricadan bulunacağım, sebeplerini de açıklayacağım.

Lütfen “hayatımın aşkı” “bir tek sen ol” “sensiz ben bir hiçim” “tek sevgi” “yegâne gerçek” gibi tanımları çocuklarınızın minnacık omuzlarına yüklemeyin. Böyle dediğim için de bana kızmadan evvel de nedenini bir okuyun isterim.

Öncelikle sevgi türlü türlüdür. Evlat sevgisinin yanında anne baba sevgisi, sevgiliye karşı duyulan aşk ve sevgi, dost sevgisi, “komşumu severim” sevgisi, öğretmen sevgisi, doğa ve hayvan sevgisi, yağmur sevgisi, kitap sevgisi, din, dil ve belli bir kültüre karşı hissedilen sevgi, vatan sevgisi, pazar günlerini pijamayla geçirme sevgisi, yemek yapma veya model arabalar yapmak gibi hobi sevgisi gibi türlü türlü binlerce sevgi var.

Ben uzman değilim dahası çocuğunuza “aşkım” derseniz kendisini sizin sevgilisi zanneder ekolünden de gelmiyorum; bence çocuklar yeterince akıllı. Ben oğluma “eşek sıpası” dediğimde aslında eşek olduğunu asla düşünmedi dahası ona “eşek sıpası” ve trafikte beni delirten adama “eşek herif” dediğimde söz konusu eşeklerin aynı eşek olmadığını her zaman anlayabildi. Ben sadece uzman bir anne olmayan halimle ebeveyn sevgisinin fazlasının bile çok çok zararlı olduğunu yaşayarak öğrendim.

Çocuğunuza sadece onu sevdiğinizi ve onun için yaşadığınızı söylediğiniz ve hissettirdiğiniz her an, ona kaldıramayacağı bir yük yüklüyorsunuz. Bir insanın tek mutluluğunun ve hatta yaşam kaynağı olmaya çalışmanın ne kadar yıpratıcı olduğunu bir anlık da olsa düşünebilir misiniz? Çok sevdiğiniz ve yaşamsal fonksiyonlarının size bağlı olduğunu (düşündüğünüz) kişi için kendi yaşamınız ve tercihlerinden vazgeçmez misiniz? A bir saniye… bunu çocuk için zaten yapıyorsunuz. Çocuğunuz doğduğundan bu yana her kararınızı ona en iyi gelecek şekilde alıyorsunuz; onun mutluluğu, sağlığı, huzuru, geleceği. Ama itiraf edin, ne kadar yorucu değil mi? Her ne kadar bu sizi çok mutlu etse de, aslında çok yorucu, bazen yıpratıcı ve bazen de delirtici. Bunu sürekli yapabiliyor olmanızın en büyük sebebi ise biyolojik, pek zihinsel değil. Bedeniniz sizi çeşitli hormonlarla buna otomatik yönlendiriyor. Neden? Çünkü insan ırkının devamlılığı şart ve bu insan bedenindeki söz konusu kimyasal hareketlilik ile garantileniyor. Bana inanmıyorsanız düşünün; birçok emziren kadın, kendi çocuğundan başka ağlayan bebek sesini duyduklarından süt salgılarlar. Şimdi hal böyleyken, kendi çocuğunuz için über verici olma durumu normal ama çocuktan bunu beklemek ise tamamen psikolojik baskı. Çocuğunuzun sizinle genetik bağı olması haricinde sizinle biyolojik başka bir bağı yoktur bildiğim kadarıyla (var mıdır?). Size karşı sevgisi bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde korunma ihtiyacından sonra, psikolojik ve duygusal nedenlerle vardır. Sizin hissettiğiniz gibi hissetmez o ebeveyn-çocuk sevgisini ta ki kendi ebeveyn oluncaya kadar.

Siz çocuğunuza, sadece onun için var olduğunu hissettirdiğiniz anda çocuk yaşamındaki tüm kararları sizin mutluluğunuz ve onayınız için alıyor olacaktır (gerçek yaşanmış hikâye) ve yetişkin olduğunda ise kendini gerçekleştirememiş olacaktır.

Dahası, bence, sadece tek bir tür sevgi olduğunu öğretilen bir insan; başka insanları ve başka şeyleri çok da sevemez. Sıkı tutunun; bir klişe daha geliyor: “Sevgi Emektir.” E doğru da… sevdin mi emek vereceksin. Bir adamı mı sevdin; onu yargılamadan dinlemeyi, sevmeyi, destek olmayı öğreneceksin. Çiçek mi sevdin, bakacaksın o çiçeğe. Kitap okumayı mı seviyorsun, kitap alacak parayı bulmak için çalışacaksın. Pazar günlerinin tümünü evden çıkmadan pijama ile geçirme sevdasının gerçekleşmesi için bile, dışarıdan alınması gereken şeylerin önceden alınıp eve konulması gerekiyor ki açlıktan ölmeyelim. Sadece evlat ise sevilen, geriye kalan için çok da çabalamaya gerek yok; değil mi?

Tek bir tür sevgi olduğuna inanan insanlar, sevgilerini sadece o kaynağa yöneltir, sadece onun için çabalarlar. Hayatlarının diğer yönleri eksik kalır; seks, dostluk, hobi, iş, tutku duydukları şeyler gibi. Tek bir besin ile beslenmeye çalışmak, hayatı boyunca aynı evin içinde yaşamaya çalışıp başka hiçbir yere gitmemek, aynı kitabı defalarca okuyup, aynı müziği defalarca dinlemek gibi bir şey bu.

Ha diyeceksiniz ki “E Nur! Sen demedin mi çocuğa ‘aşkım’ diyebilirim bu onun gerçekten de ‘sevgili’ olmadığını anlamayacağı anlamına gelmez; ne farkı var şimdi ona “en çok, bitek seni seviyorum” demeyle?” Fark şu… bir çocuğu “maymunumunsun, böceğimsin, kuşumsun, tatlı çocuğumsun, benim eşek sıpamsın, çikolata kaplı fıstığımsın” (evet iyi günümde art arda böyle seviyorum benim ergen oğlumu) demek başka, “benim yaşama kaynağım, her şeyim, varlığım yokluğum sensin, sensiz bir hiçim” demek çok başka. Birazcık empatisi olan herhangi yaştaki herhangi bir insan, hele ki çocuk, bu sevginin karşılığını vermeye çalışacaktır ama bu çok büyük bir sevgi ve karşılığı çok büyük olur. Sevgiye cevabı, kendinden vazgeçerek vermek olmasın ve inanın bana, aşırı ermiş biri olmadığınız müddetçe, verdiğiniz sevginin karşılığını mutlaka bekleyeceksiniz; bu karşılık çocuğunuzun sadece çok mutlu ve çok sağlıklı ve çok huzurlu olması dahi olsa… Bu mümkün değil, her insan bazen mutsuz, bazen sağlıksız ve bazen de huzursuz olacaktır.

İkinci bir sebep de şu; tabii ki her çocuk ebeveynleri tarafından sevilerek, güven içinde büyüyecek, her daim onların desteğini hissedecek ama dış dünya ile tanışmadan evvel gözlerini açtığı ve onun için uzun bir süre tek olan dünyada, kendini sürekli fazlasıyla pohpohlanmış, yek ve yegâne olduğunu hisseden insan; ailesinin dışındaki dünya ile haşır neşir oldukça onun yeryüzünde en çok sevilen tek insan olmadığını, başka insanlar da olduğunu görecektir. Bu onda “hak” anlayışını geliştirecek… En çok sevilen olmadığı için dış dünyada, bazen işlerin onun beklentilerine uygun ilerlemediğini görmesiyle kendi algısı ile “haksızlığa” karşı yıkılan değil; yaşamın çeşitli katmanlarında bazen daha şanslı bazen de daha şansız olabileceğini anlayan ve bu anlayışla yaşama akan insanlar yetiştirmek olmalı amacımız ve bu da sevginin yaşamın her katmanında farklı biçimlerde var olabileceğini göstererek mümkün bence.

Bir anne olarak şu hayatta en çok sevdiğim kişi, oğlum ama sadece anne olarak. İnsan olarak ise oğlumdan başka sevdiğim insanlar da var, çok başka tutkularım da. Bir tek oğlumu sevmiyorum. Kararlarımın %90’unu şu anda (o belli bir yaşa gelinceye kadar) ona yönelik alsam da, yaşamımın tek amacı o değil. Dahası oğlum kendim için seçtiğim hayatın bir sonucu, kendiliğinden var olmadı. Benim kararlarım sonucunda dünyaya geldi (iyi ki de geldi). Beni her gün mutlu eden tek kişi de o değil, mutsuz eden de. Tüm sevgimi ve ilgimi ona yöneltecek olursam, ona çok büyük haksızlık etmiş hissederim çünkü bendekinden başka sevgiler de var hayatta kendisi için öğrenmesini ve yaşamasını istediğim.

Dedim ya… Ben uzman değilim ama büyük bir sevgiye karşılık büyük beklentiler istenen ve bunları gerçekleştirmeye çalışan bir çocuk oldum. Bu, uzaktan bakınca çok güzel görünen ama kana karıştıkça, alıcısını yavaş yavaş ezen“bir tek senin için var olurum” sevgisiydi. Sonuç olarak sürekli birilerini memnun etmeye çalışan, hayatını başkaları için yaşayan, istemediği şeylere karşı yüksek sesle karşı çıkmak yerine kaçarak baş etmeye çalışan biri olarak büyüdüm. Açıkçası çok gerçekçi ve eğlenceli değil böyle olmak, toparlamak çok uzun zamanımı aldı.

Son olarak, kendinizi “bir tek çocuğum için varım” düşüncesinin yükünden kurtardığınız anda, bir anne olarak daha kötü bir anne değil aksine daha dinlenmiş, sağlıklı ve huzurlu bir insan olacağınız için daha iyi bir anne bile olursunuz bence.

Ay bilmiyorum anlatabildim mi ki? Kalp kırmak değil niyetim, çocuklar mutlu, özgür bireyler olsun isterim sadece.

(Bir başka tür) sevgiyle,

Nur

Etiketler :

Bu Yazıya 1 Yorum Yapıldı.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir