Boşanma Sebepleri – Ekonomik Şiddet

Şükürler olsun ki aylarca mahkemelerde sürünen bir boşanma davamız olmadı oğlumun babasıyla. Kararı vermek ve kararın uygulamaya geçme aşaması açısından çok zorlu bir süreç olsa da; pratikte avukat bulma, anlaşma metnini yazma ve günü alıp boşanma aşamaları çok hızlı geçti (hatta benim mahkemede sıra beklerken “Haydi gene iyisin, gelsin kızlar bekar adam in da houzzzz” diye dalga geçmişliğim bile var).

Bu sebeptendir ki ben avukat, dava, velayet vb. konularda yazmıyorum elimden geldiğince; yaşayıp birebir deneyimlemediğim, emin olmadığım bir şey üzerinde konuşmak bana uygun bir davranış değil. Ancak, az evvel karşılaştığım ve T24 sitesinde yayınlanan bir haber ile ilgili iki kelam etmeden geçemeyecektim.

Habere göre: İstanbul Aile mahkemesi, kadının açtığı bir boşanma davasında ‘ekonomik şiddet’ kavramını kullanıp bunu ‘ağır kusur’ sayarak emsal niteliğinde bir karara imza attı. Elektrik, su ve doğalgazının kesilmesinin kocanın sorumsuz davranışları nedeniyle gerçekleştiğini belirten mahkeme, emsal karar vererek davalı koca M.A.’nın birlik görevini ihmal ettiğini belirtip ekonomik şiddet içeren ağır kusurlu davranışlı olduğuna hükmetti.

Şiddet türleri ile ilgili daha evvel de yazmış olduğum ve dahası bir insanın başına gelebilecek tek tür şiddetin fiziksel olmadığını, çok daha fazlasının da derinden yaralayabildiğine yıllardır savunduğum için bu haber beni çok mutlu etti. Sadece bu kararın verilmesi açısından değil; bir yerlerde bir kadın kardeşimizin, bir işin ucundan tutmayan sorumsuz eşinin ortak yaşam anlayışına karşı geldiğini anlayarak buna “DUR” dediği için. Çok çok duyulsun bu haber ki benzer durumlarda olan başka kadınlar da evin ve çocukların ekonomik yükünü paylaşmayan erkeklerin de aslında şiddet uyguladığını ve buna “DUR” denmesi gerektiğini anlasınlar. Dahası artık mahkemede onlara yardımcı olacak emsal bir karar da var.

Diğer bir yandan da minnacık bir şüphe kırıntısı yok değil içimde. Burada dini inançları tartışmadan sadece genel topluma uygulaması açısından bakarsak; yaygın olarak uygulanan İslam kültüründe bildiğim kadarıyla kadın istemez ise çalışmak zorunda değil (hatta bana büyüklerimce öğretilen evde de çalışmak zorunda olmadığı ve eşinin durumu uygun ise ev işi ve çocuk bakımı için yardımcı tutulması gerektiği) ama evin ve çocukların idaresinden tam sorumlu. Eğer ki kocasının isteklerini yerine getirmez ise, kocası onu uygun gördüğü biçimde (hatta bazı inanışlara göre, döverek) cezalandırabiliyor.

Mevcut toplumsal yapımızın laik bir toplum yapısından dini yönetim, kültür ve hukuk anlayışına evirildiği bu zamanda, bu karar beni bir miktar düşündürdü. Ne alakası var diyebilirsiniz ama acaba, diyorum, birileri bu emsal kararı erkeğin görevi ailesine ekonomik güvence sağlamak ve kadınınki ise bu ekonomik güvenceyle yetinip evini döndürmesi olarak okumayı tercih eder mi?

Esasında söylemeye çalıştığım şey şu: hayat müşterektir, hele hele ki insanlar (evli veya değil) bir arada yaşamaya karar verip, ebeveyn olduktan sonra. Taraflardan herhangi biri bir diğerine gerek fiziksel gerek duygusal, gerek ekonomik şiddet uygulayamazlar. Gerekirse taraflardan her ikisi de çalışacak, gerekirse de taraflardan biri evde çocuklarla ilgilenecek… Bunun kimin yapacağının kadını erkeği yok.  Taraflardan herhangi biri ortak yaşamın getirdiği sorumlulukları üstlenmiyor ise; boşanmaya sebep olacak delil olarak kabul edilmelidir. Yani kısacası; kocanın faturaları ödememesi (veya eşinden para saklıyor da olabilir) boşanma gerekçesi ise, evin işine ve çocukların bakımına hiç hiç yardım etmemesi de boşanma gerekçesi olmalı. Dahası çalışabilecekken kendi rahatına düşkünlüğünden çalışmayıp ailenin zor bela bir maaş ile geçinmesine sebep olan kadın da boşanma gerekçesi olmalı. Bu yönden kaç dava açıldı (erkek tarafından özellikle), emsal kararlar var mı bilmiyorum, araştırmadım ama varsa bildiğiniz benimle paylaşırsanız yanlış bildiğimi düzelteyim, bilmediğimi de öğreneyim.

Hayatın kadını erkeği yok esasında… Kadının kadın, erkeğin de erkek olduğu tek bir yer olmalı o da cinsellik ve bazen bazen ebeveynlik esnasında. Bu karar da böyle okunmasa ne iyi olur. Diğer yandan da yukarıda söylediğim gibi ekonomik şiddetin de bir gerçeklik hatta “ağır kusurlu bir davranış” olarak kabul görmesi pozitif yönde atılan büyük bir adımdır.

Haberin devamı için burayı tıklayabilirsiniz. Okuyun. Sizin düşünceleriniz nedir?

Photo source

Etiketler : , , , , ,

Bu Yazıya 4 Yorum Yapıldı.

  1. Ayşegül Reply

    Yazmamak icon cok dusundum ama yazmazsam icimde kalacak.Çok yanlış bir düşünce bu nur hanım. Iki durumda da çiftler zarar gormez mi sizce? Bir maaş yetmiyor sen de çalış diyen bir erkek karşısında kalan bir kadın nasıl suçlu olsun şimdi? Belki sizin için normaldir bu durum ama bunu her kadina genelleyemezsiniz. Hele ki küçük çocukları olan bir kadın için hiç istemediği halde kocanın zoruyla mecburiyetten çalışmak da bir şiddet türü değil mi ? Bu durmada kalan ben olsam kocamdn davacı olurum. Biz ne kadar cinsiyet ayrımı yok dersek diyelim var. Erkekle kadının ne vücutları ne psikolojileri bir değil. Erkek icabinda insaata da çalışir madende de çalışır en çetin şartlarda da çalışır ama kadın bünyesi her işe elverişli değildir.kadinin ruhu da bünyesi de naiftir hele bir de anneyse.. Bir erkeği sen çocuk doğur yada sen emzir diye mecbur tutmak ne kadar akıl dışıysa, bir kadını sen illaki çalış illaki eve para getir diye zorlamak da aynı derecede akıl dışıdır. Evet yeri gelir baba çocuklari bakar ama babanin elinde büyüyen bir çocukla annesinin elinde büyümüş bir çocuk aynı çocuk olmaz..ne anne babanın yerini tutabilir ne de baba annenin yerini. Yardımlaşmak elbette vardır. Ama birinin görevini diğerine zorla yıkmak zulumdür. Hem kadın için hem erkek için ve hem de çocuklar için.. tabiatın kanunu bu. Kadın annelige, erkek çalışıp getirmeye meyilli olarak yaratılmış. Bunun adına ister fırat diyin ister tabiat diyin ister doğa kanunu diyin ister ilâhî düzen diyin ne derseniz diyin ama kadın ve erkek tipatip ayni işleri yapsın demeyin. Kadına da erkeğe de çocuklara da yazık etmeyin..

    • admin Reply

      İyi ki yazdınız. Ne diyeyim, ben 18 yaşımdan beri çalışan bir insanım; çok çeşitli işler yaptım, bazısı ağır işlerdi ama bu sayede hep ayakta kaldım. Haklı olabilirsiniz, belki tuhaflık bende, kadın naif olabilir, erkek ise bişi bişi… Belki ben farklıyım ancak hiç bir şekilde ne kadın ne de erkek açısından her hangi bir “zorlamayı” savunmuyorum, savunmuş gibi göründüyse yazımda affola. İçinde yaşadığımız dönemin daha fazlasını gerektiriyor diye düşünüyorum ama bunu uzun uzun anlatıp savunmak gibi bir niyetim yok şu anda. Ne diyeyim… yeni yılınız kutlu olsun.

  2. gokce Reply

    su an tam da icinde yasadigimiz donem, daha fazla calismaktan ziyade daha fazla dayanismayi gerektiriyor diye dusunuyorum aslinda sizinle paralel olarak. yani bir evliligi yurutmenin, birlikte dunyaya getirilen cocuklari buyutmenin sorumlulugu mumkun oldugunca esit kosullarda ustlenilmeli. bazrn bir tarafin donemsel olarak fazladan destege ihtiyaci olabilir. bu destek ihtiyaci saglikla ilgilk nedenlerden dolayi olabilir. ama kesinlikle tabiat, fitrat vb ile aciklanip her doneme genellenmemeli. yani ben kadinim cocuklara bakarim, sen git calis demek, bir kisiyi bu yukun altina sokmaktansa ne gerekiyorsa birlikte yapalim anlayisi daha hakim bir anlayis olmali saglikli bireyler ve saglikli bir toplum icin. degerli yaziniz icin tesekkur ederim.

    • admin Reply

      Ne kadar güzel yazdın 🙂 ben de okuduğun için teşekkür ederim.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir