Bu adamlar durduk yere mi delirdi?

Çok duyuyorum çevremden; “çok severek evlendik ama bir gün kocam çok sinirli geldi eve ve ondan sonra düzelmedi,” “Flört ederken çok iyi anlaşıyorduk ama zaman geçince değişti,” “Aslında çok sakindi ama iş stresinden olsa gerek artık çok öfkeli” diye. Ben de kendi eski kocam ve hatta beraber olduğum 2 kişi için aynısını söyleyebilirim. Benim de eski kocam çok sessiz sakin bir adamdı ama bir gün aniden öfkelendi ve bana vurdu. Sevgililerim çok ilgililerdi, bir anda çok ilgisiz ve mesafeli davranmaya başladılar. Ancak, her şey olup bittikten sonra, oturup düşününce aslında öyle olmadığının farkına varıyorsunuz. Bu adamlar durup dururken delirmedi ya… e, ne oldu peki?

Biyolojik şartlanmaya gidelim biraz. Erkek cinsinin doğal amacı mümkün olan en uygun eşi bulup, neslin devamını sağlamak ve bu uğurda bulduğu (veya bulduğunu sandığı) ideal biyolojik eş için her şeyi yapar. İnsan ilişkileri açısından da bakılınca bu yine böyledir. İdeal eşi bulduğu zaman (biyolojik programlaması ile hareketle) erkek o kadını kendi dünyasına çekmek için (yani tavlamak için) her türlü tatlı oyun ve kuru yapar (amaç çocuk yapmak olmasa bile). Kendi dünyasına çektikten sonra ise; normal, günlük hali yavaş yavaş su yüzüne çıkar. Lütfen yanlış anlamayın. Ben bunlar erkekleri eleştirmek için yazmıyorum. Kadınlar da kendilerine en uygun eşi arar (ki zaten doğada da seçen esasında dişidir) ve onunla beraber olmak için çeşitli şeyler yapar; süslenmek gibi. Bunlar doğal ve çok eğlenceli aşamalardır ama insan olarak bizi diğer türlerden farklılaştıracak özelliklerimiz ve gelişmiş bir iletişim becerimiz var değil mi? Faydalanmak lazım.
Her ilişkinin başında kadın da erkek de gerçekte olduğundan farklı görünür. Bunun iki amacı vardır. Birincisi karşındakine hoş görünmek, beğendiğinin seni beğenmesini sağlamak ve ikincisi de kendini bir miktar korumak; çünkü duygusal olarak açılmak kolay değildir ve ne kadar yavaş ilerlerse, kalp kırıklığı ihtimali o kadar çok azaltılmış olur. Bundan dolayıdır ki, flört evresi çok daha eğlenceli ve keyifli bir rüyadır ancak taraflar bir birlerini yakalayıp, birbirlerine kenetlendikten sonra farklı gerçekler su yüzüne çıkar. İşte bize diğer türlerden biyolojik üstünlük sağlayan iletişim becerimiz burada devreye girer.
Şahsi tecrübelerimi anlatayım size; ben her zaman mümkün olduğunca açık davranan, hislerimi de korkularımı da, becerilerimi de beceriksizliğimi de şap diye ortaya koyan bir kadınım (hatta abartıp korkuttuğum bile olmuştur geçmişte). Flört oyunlarını pek beceremem. Kıskansam da, içim alev alev yansa da dönüp “neredesin, kiminlesin” demem çünkü bana denilmesini hoşlanmam (ben zaten anlatırım ve karşımdakinin de anlatıyor olduğunu varsayarım) ama bununla beraber beraber olduğum insanın da benim yaptığım gibi benimle dünyasınını yavaş yavaş paylaşmasını ister; benim onun ayağına basmadığım gibi, ayağıma basmamasını bekler ve o bunları istemiyorsa da koparım ondan. Çok duygusalım, çok severim. Öyle çok severim ki, ne ihanet ne de anlaşmazlık o sevgimi bir anda bitirir ama o dünyaya asla girmem bir daha çünkü bilirim… eğer biri beni dünyasının bir parçası yapmıyorsa, istemiyorsa; dünyanın en büyük aşkı bile o beraberliği sağlayamaz. İlişkiler işte bence böyle katman katmandır. Sevgi ise sadece bir katmanı.
Peki, ya “bir anda değişti” dediğimiz insanın bize karşı önceki davranışlarını incelersek yine de “bir anda” değiştiğini söylememiz mümkün olur mu? “Bir gün aniden çok öfkelendi” dediğimiz adamın hiç mi trafikte, garsona, sokaktan geçen birine, annesine veya arkadaşına öfkelendiğini görmediniz? “Beraber çok mutluyduk, çok ilgiliydi bir anda ortadan kayboldu” dediğimiz adamın hiç mi sizinle son dakika program iptal ettiğini, sizinle her hangi bir program yapmaktan kaçındığını, yapalım dediği herhangi bir aktiviteyi gerçekleştirmek için bir atılımda bulunmadığına şahit olmadınız? “Eskiden çok sohbet ederdi, artık hep susuyor” dediğiniz kişi; sizinle aslında özel yaşamı, çocukluğu, korkuları ile ilgili neyi ne kadar paylaştı? “Hiç vurmazdı, artık dövüyor” dediğiniz kişi, şaka yollu olsa bile, hiç mi size fiziksel olarak sataşmadı?
Tüm bunlar işte o ilişkilerin katmanları dediğim olgunun ilişkilerin başında da kendi kendini biraz biraz gösteren diğer katmanları dır. Sevgiyi, aşkı, tutkuyu, yoğun ilgiyi ilişkilerimizin başında ister istemez en üstte tutuyoruz çünkü bir flört var, anlattığım o biyolojik amaç ve kodlanma var, heyecan ve kalp çarpıntısı var; ama zaman içinde, katmanlar oturdukça; sevgi ve aşk katmanı alta kaydıkça; iletişim, saygı, anlayış, sabır ve güven katmanları üste çıkıyor.
Kimse, çok ciddi bir psikolojik değişim ve/veya travma geçirmiyorsa, aniden değişmiyor. İlişkilerinize dikkatlice bakarsanız, bugün olduğu için şaşırdığınız her davranışın işaretlerini, az veya çok, daha evvel muhakkak gördüğünüzü fark edeceksiniz.
Peki bu farkındalık ne işe yarayacak? Karşınızdaki insanın size karşı kötü davranışı için kendinizi suçlamayacaksınız. İlişkilerde insanlar tabii ki birbirilerinin hem iyi hem de kötü yanlarını ortaya çıkarırlar ama bir kişinin davranışları üzerinde mutlak kontrole sahip olmanız mümkün değil. Kendinizi suçlamayın. Seçimlerinizde hata yapmış olsanız bile, bundan sonrasını düzeltmek için şansınız olduğunun farkında olun.
İlişkinize arada bir dışarıdan bakın. Bana inanın. Hissettiğiniz sevgiyi, aşkı ve tutkuyu yüreğinize gömmek ve unutmaya çalışmak; ileride size çok acı verecek iletişim, saygı ve anlayışı eksik olan; sizi ve sevdiğiniz kişiyi olabildiğinizin en iyisini olmanıza yardımcı olmayacak bir ilişkiyi yaşamaktan çok daha az acı vericidir.
İlişkiler katman katmandır dedim ya… Bunun aksine bence insan yaşamı spiral gibidir. Merkezden ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın, ne kadar değişirse değişsin veya evrilsin; o ana noktası hep aynıdır, onu hayata bağlayan o nokta hep aynı kalır. Birbirinizdeki ve kendinizdeki o ana noktayı keşfedin ve sevin ve ondan sonra büyüyün ve genişleyin; sevdiğiniz kişi o noktayı gizliyorsa da onu bırakın derim ben, şahsen, kendimce.
Sevgiyle, muhabbetle efendim…
Görsel tercüme: Hayalkırıklığı; belli bir şekilde olduğunu düşündüğünüz şeylerin o şekilde olmadığını keşfettikten sonra, beyninizin kendini gerçeğe göre yeniden düzenleme hareketidir. – Brad Warner
Etiketler : , , , , , ,

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir