Çocuklara Rağmen…

Pek bakmıyorum Hürriyet gazetesine. Entelektüeliteden uzak, sansasyon yaratmaya dayalı habercilik anlayışından hoşlanmıyorum. Ön sayfasında “ŞOK ŞOK” ve “SON DAKİKA” haberleri sürekli dönen, insanların ilgilisini korku, cinsellik, ünlülerin ulaşılmaz hayatlarının yarattığı sanal hayaller, kadın bedeni ve kadına yönelik şiddeti besleyen imgelerin serbestçe kol gezdiği bir habercilik anlayışının bana katacağı pek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ancak diğer yandan da bazen karıştırıyorum sayfalarını, dünya ve Türkiye oradan nasıl görünüyor anlamak için.

Geçtiğimiz günlerde, özellikle kurun keskin artışı nedeniyle, daha popüler bir platformda ülkenin ekonomik durumunun kamuoyuna nasıl aksettirildiğini anlamak için yaptığım araştırmalar nedeniyle ana akım medyayı daha çok karıştırır oldum. Aşağıdaki haber gözüme çarptı.

özge uzun

Gazetenin ekini yıllardır hiç okumadığım için, haber ana sayfasında gözüme çarpmış olmalı. Biraz öfkelendim “2 çocuklarına RAĞMEN…” yazarak, çocuklu ailelere bıyık altından “ilişkiniz nasıl olursa olsun, çocuklarınız var ise evli kalmalısınız” mesajı veren bu habere. Yazmak istedim bloğa bu konu ile ilgili, araya bir sürü iş girdi.

Geçtiğimiz günlerde, yine iş nedeniyle bir araştırma yaparken bu sefer aşağıdaki haber gözüme çarptı; yine ana sayfasında:

ebru şallı

Artık susacak bir yerim yok…

“Çocuklara RAĞMEN boşanmak” ne demek?

Geçtiğimiz hafta 326.543 gazete satışı ve yaygın bir internet kullanıcısı ağı ile (2016 yılındaki tıklanma oranlarına ulaşamadım, çok da fazla didiklemedim açıkçası çünkü 5 kişi bile okuyup 1 kişi bir etkilense bu tür haberlerden bence çok) ile çok büyük sayıda insanlara ulaşan kişilerin yaptıkları işin etik ve tarafsız bir söylemi koruma sorumluluğunu her şeyden evvela tutması gerektiğini düşünüyor. Ne yazık ki etik ve tarafsızlık pek satmaz oldu, farkındayım ama bu bir bahane değil.

O RAĞMEN kelimesini oraya koyan insana sormak istediklerim var…

  1. Hangi çağda yaşıyorsun kuzum?
  2. Eşit hakları ve özgürlükleri için yıllarca mücadele veren ve kötü gitmesine rağmen evliliklerine ‘katlanmayıp’ kendilerine mutlu olacakları bir yol çizmeyi seçen kadınların bu çabalarını RAĞMEN kelimesi ile tek kalemde silme cesaretini nereden buldun?
  3. İlişkilerdeki sorunların çocuğun doğmasından sonra ortadan kalkacağına dair çıkarımına sebep üstün psikolojik ve sosyolojik çalışmanın kaynağı ne? Dahası çocuk doğduktan sonra ilişkide hiçbir şekilde sorun yaşanamayacağına dair çalışmanın kaynağını da merak ediyorum.
  4. Mutsuz, huzursun ve birçok durumda şiddet dolu bir ortamda büyüyen çocukların yaşadığı travma ve baskı ile ilgili bilgin var mı?
  5. Boşanmış aile çocuklarının mutsuz, başarısız ve sağlıksız olduğuna ve bu durumun (boşanmanın yarattığı ekonomik zorluk, temel sorumlu ebeveynin depresyonu sonucu ilgisizlik gibi ilintili sebepler yerine) DOĞRUDAN boşanma ile bağlantılı olduğuna dair bilimsel çalışma ve kaynakların neler?
  6. Sen ilişkinde çok çok mutsuz olsan, duygusal ve fiziksel ihtiyacın karşılanmıyor olsa, baskı ve şiddete maruz kalıyor olan, kadın veya erkek olman fark etmez, “çocuğun için” evli kalmaya devam eder miydin?
  7. Sana bir ailenin özel hayatı ile ilgili böyle taraflı bir yorum yapma hakkını kim verdi?
  8. Toplumun en kıymetli merkezi olarak bilinen ailede yer alan her bir ferdin mutluluğu, sence de toplumun sağlığı için önemli değil mi? Bunun için evli olmak şart mı?
  9. İnsanlığına, yani düşünen bir zihin, yazı yazabilecek kadar okuma yazma bilgin ve atan kalbinin ardında yatan (kullan veya kullanma) vicdan bilincine RAĞMEN nasıl bu kadar acımasız olabiliyorsun?
  10. Son sorum ise doğrudan gazeteye, yöneticilere: ayıp değil mi insanların özel yaşamlarında gerçekleri bilmeden böyle yazmanız. Belki şiddet var ailede, belki baskı? Aile içi şiddete karşı onca kampanya yürütmüş bir yapının basit bir kelime ile böyle bir diyalektiği kurması yanlış değil mi?

İnsanlar çocukları varken boşanmak zorunda kalabiliyor. Bazen bunu çocuklarını şiddetten korumak için yapmak zorunda kalıyor. İnsanlar çocukları varken ayrılmayı seçebiliyor çünkü mutsuzluklarının çocuklarına yansıdığını fark ediyor ve çocuklarını daha mutlu ve huzurlu ortamlarda büyütmek istiyor. İnsanlar çocuğu olsun veya olmasın bireysel mutluluğu ve huzuru için kendi yaşamları ve vicdanlarına uygun şekillerde karar alabiliyor.

Ve bu, dostum, hiç kimseyi ilgilendirmez.

Bu haberleri illa paylaşacaksanız, RAĞMEN kelimesini çıkarıp öyle paylaşın çünkü hiç kimse ama hiç kimse birilerine ilişkisini ve özel yaşantısını nasıl yürüteceğini söyleyemez.

Yeri gelmişken eklemek istediğim son bir şey daha var…

Özgür bireyler, özgür aileler, özgür ilişkiler için #HAYIR.

Son Not: Ne Özge hanım’ı ne de Ebru hanım’ı tanımıyorum. Açıkçası arkadaşlarım da olmadıklarından hayatlarında kiminle ne yaptığı beni hiç ilgilendirmiyor, arkadaşları olmayan kişileri de neden ilgilendirdiğini anlamıyorum. Ancak, popüler insanların ister istemez halka örnek teşkil etmesi için yaygın olarak model olarak lanse edildiğini biliyorum ve bu yüzden de kendilerinin bu şekilde, bir tane “rağmen” kelimesi ile günden güne artan bu baskıcı  yapı içinde halka sallanan sopa olarak kullanılmasına da çok karşıyım. Bu, bu kadınlara yapılan büyük bir haksızlıktır ve bu konuda da en son söyleyeceğim budur.

Not 2: Aslında en güzeli bu tip saçmalıklara karşı sessiz kalmak çünkü reklamın iyisi kötüsü olmaz söylemini hayat feslefesi olarak benimsemiş insanlar için en büyük besin verdiğimiz aktif tepki. En güzeli pasif tepki olmalı galiba. Yani okuma, hakkında konuşma, yüzüne bakacak kadar bile değer verme. Bekle toz olsun gitsin… Diğer yandan da o kadar çoklar ki susmak da her zaman mümkün değil.

Çocuğuna RAĞMEN boşanmış bir kadınım ben. Var mı diğeceğin hı!!!

Etiketler : , , , , ,

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir