Dün bütün gün şehir dışında iş toplantısındaydım. Sabah 4:30 da uyanmış, kargalar uyanmadan yola düşmüş, bütün gün toplantıda oturmuş, kafa patlatmış, gece de geç vakit eve dönmüştüm. Ayaklarım şişmişti, patron toplantı başında bilgisayar kablosunda kızıp ağıza alınmayacak küfürler etmiş, toplantı ortasında sinir krizi geçirip onca insanın arasında herhangi bir kusurum olmadığı halde bana bağırmış ve ben bütün bunların üzerine çok aşırı sıcak ama küçük bir uçağın içinde pencere kenarında koca cüssemle cama yapışıp eve ulaştığım anda üzerimden çıkaracağım dar pantalon ve topuklu ayakkabılarımdan sonra giyeceğim ve güneydeki şirin köylerden birinden aldığım tiril tiril, serin mi serin, minik çiçek desenli, temizlikten kalma çamaşır suyu lekeli şalvarımı hayal ediyordum.
Ki…
Aklıma geldi!!!
Eskiden iyi kötü koca vardı da havaalanına gittin mi, vardın mı, indin mi, geliyormusun diye arardı. Uçaktan indiğimde açtığım telefonda bir sürü mesaj beklerken beni, artık tık yok. Gece geç vardığım içinde oğlumu da alamadım, mecburen kaldı babannesinde. Gidecektim buz gibi eve. Açım ama nasıl. Üşeniyordum yemek yapmaya. Eskiden olsa adam iyi kötü yemek hazırlamış olurdu. Çocuk da öyle veya böyle evde olurdu, ev dağınık ve pis olurdu ama en azından sıcak olurdu. Uçağın camına yapışmış ben, bir üzüldüm kendime! Bir acıma, bir patetik haller sormayın.
Sonra uçak indi, patrondan ayrılıp, havaalanından çıkıp arabaya binerken tüm gün toplantıda ve uçakta hissettiğim o derin sıkışıkmışlık duygusunu hatırladım. Kalp atışlarımı sızlayan ayak parmak uçlarında hissediyor olmama, karnımdan açlık senfonisi sesleri yükselmesine, oğlumun durumunu merak eden yüreğim sızım sızım sızlamasına rağmen derin bir nefes çektim. 
İnsan rahatlık adına ne de kolay kabulleniyor sıkışıkmışlık duygusunu. Birileri vardın mı diye sorsun yeter ki yalnız olmayayım, aman çocuk babası ile olsun babasının çok ilgi göstermemesi çok da önemli değil, bir şeyler düzelince ilgi gösterir diye diye yıllarca olmadığım insan olarak yaşamışım, oğlumu da öyle yaşatmışım.
Olsun varsın uçaktan “indin mi” diyen koca telefonu olmasın. Olsun varsın bir gece daha evde yemek olmasın da tereyağlı ekmek yiyeyim. Olsun varsın oğlumla hemen o gece değil ertesi gün görüşeyim. Yeter ki kafam huzurlu, karnım doyuk ve evladım rahat ve güvende olsun. Yeter ki bir daha alışmayayım sıkışık yaşamaya.
Boşanmadan evvel annemin bana yolladığı bir hikaye var. Kime aittir bilmiyorum ama şöyle der:
Hayvanat bahçesine getirilen fil yavrularının ayağına kocaman, kocaman zincir bağlanırmış kaçmasınlar diye. Fil büyürmüş ama zincirleri kalınlaşmazmış. Zaman içinde kocaman olan yetişkin filler ayaklarındaki zincirleri hala yuvruyken algıladıkları gibi algılarlarmış. Gücünün farkında olmayan bu filler için zincirleri koparıp kaçmak çok kolay olabilecekken, artık onlar büyüklüğünün yanında iplik kadar ince ve kuvvetsiz kalan zincirler onlar için hala yavruyken ayaklarına bağlanan kocaman ve kalın zincirlermiş ve böylece ayaklarında ince zincirleri, onlara ayrılan yaşam alanları içinde yaşar giderlermiş. Bilmezlermiş isterlerse o zincirleri rahatlıkla koparıp ormanın içine kaçabileceklerini – özgürlüklerine.
Alışkanlıklarımız ise bu kocaman zincirlere benzer. Koparabildiğimiz anda; aslında ihtiyacımız olduğuna inandığımız ve güvenlik adına edindiğimiz alışkanlıklara çok da ihtiyaç olmadığını, onlar olmadan da yaşayabildiğimizi görebiliriz.
Yani kısacası üstümdeki pantalon şık, gri, beni uzun zamandır görmeyen kişilerden ne kadar güzel göründüğüme dair iltifatlar aldıracak kadar güzel sonuçta Zaradan ama dar, sıkı, nefes aldırmıyor. Diğer yandan lekeli ama bol, serin ve rahat şalvarımı çok seviyorum, ayrıca arkadaşım Nen de indin mi diye mesaj attı. 
Etiketler : , , ,

Bu Yazıya 8 Yorum Yapıldı.

  1. Hayatın Ortasında Reply

    Çok hoş bir yazı olmuş evet hayatında bir şeyler eksik ama kafan rahat çok şükür azıcık aşım kaygımız başım demiş atalar. Herşeyler gönlünce olsun. Bu arada ben de o tiril tiril rahat pantolonları pijamaları çok severim:))

  2. FADİŞ Reply

    Canım arkadaşım hoş geldin, güzelce doyurdun mu karnını sonra? Hayat çok garip değil mi ve aslında çok basit gören gözlerin olunca. Asla bunsuz şunsuz yaşayamam demedim, özellikle de mesele maddi ise, her şeyin yerini başka bir şey dolduruyor zamanla, maddi manevi yaralar iyileşiyor, artık olmaz dediğin kapılar açılıyor, tekrar ve tekrar mutlu olabilmenin tadını yaşıyorsun.
    Sevgi daima yüreğinde ve çevrende olsun, o güzel yüzün hep gülsün bacım, oğlunu da öp benim için, sevgiler:)

  3. Mina Reply

    Çok güzel oturdu atasözü, bunu hep hatırlayacağım. Çok teşekkür ederim. :))

  4. Mina Reply

    Fadişim sen hoş geldin ya:) Tereyağlı ekmek gibi basit ve güzel bir yemekle doyurdum hem de. Çok teşekkür ederim yazdığın için hep hatırlayacağım dediklerini, çok özlemişim.
    Benden de size sevgiler. xx

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir