Sevgili Güzel Kız,
Çok üzüldüm sana, seninle geçen sefer karşılaştığımızda. Ne yazık ki sende benim ile aynı yola girmişsin. Hatırlıyormusun, hani oğlumu babaannesinden almaya gelmiştim (çünkü bin ısrarla onu alan babası, yine kendi bakamamış annesine bırakmıştı çocuğu), sende merdivenlerde duruyordun çekingen. Elinde elma vardı. Sen o elmayı yerken ne kadar küçük olduğunu anladım. Daha çocuksun sen, yaşın kaç bilmiyorum ama ailesinin evinde evcilik oynayan küçük bir kız çocuğu havan vardı.
Merhaba dedim sana elini sıktım. Gülümsedin. Çekingenliğin gitti. Koca kahverengi gözlerine bakınca içim eridi. 
Sonra oğlum geldi, bana sarıldı ben de ona. Biz birbirimizle öyle hasret giderirken göz ucuyla seni gördüm. Senin gözlerinde de hasret ve umut vardı. Ah güzelim ya!
Oğlumun yaptığı bir resmi babaannesine ve halasına gösterdim. Sana da gösterdim. Neticede sende uzaktan da olsa ailesi oldun çocuğumun. Güldün, hoşuna gitti belli ki çocuğumu senden gizlememem. 
Oğluma seni sormuştum babası evleneceğim dediğinde. Biliyormuş sevgili olduğunuzu “çok samimiydiler, anlamıştım” dedi. Daha bu çocuk 9 yaşında. Keşke dikkat etseydiniz. Ben neyse ki babasının sevgilisi olabileceğini, evlenebileceğini ve hatta çocuğu bile olabileceğini anlatmıştım da çocuk hazırlıklıydı. Ya olmasaydı? Hiç düşünmediniz mi çocuğun psikolojisini?
Keşke sana çok büyük bir hata yaptığını söyleyebilsem. Senin saf aşık hallerini gördüm öyle üzüldüm ki. Bu adam beni aldattı hemde çok kötü bir biçimde aldattı, sana da yapar. İnan yapar, kişiliği böyle. 
Hayallerini anlatmıştır sana. Biliyorum çünkü bana bile hala anlatır. Ama, güzel kız, o hayalleri bana 25 sene önce de anlatıyordu. Hep öyle kaldı onlar: hayal. Gerçekleşmeyeceğini bilsen fikrin değişir mi?
Gördün değil mi, bu adamdan çok güzel çocuk çıkıyor. Ama, ablacığım, o güzel çocuğu ben büyütüyorum, ben giydiriyor, yediriyor, içiriyor ve okutuyorum. Ha, bu boşanmadan sonra böyle olmadı. Hep böyleydi, inan! Buna hazır mısın? Tek başına bakar mısın bir çocuğa? İyi düşün derim.
Ailesi seni kucakladı ya sevgiyle, ah be yavrum. Arkandan neler diyorlar. Bana bile “geçici o kız, sen dön” dediler geçen gün! Biliyorum ki başkasına da benim için aynı şeyleri söylediler. Sen bunu hak etmiyorsun bence.
Çalışıyor ya bu adam şimdi? İlk fırsatta işi de bırakır, emin ol. Zamanını evde oyun oynayarak geçir. Görmüyor musun, babası da öyle değil mi sonuçta?
O sizin eğlenmek için çıktığınız, bunun çok içtiği akşamlar var ya… onlar rutin olacak bu işi bırakırsa. Bununla başedebilecekmisin?
Bana hiç para vermiyor, haydi beni geçtim oğluna da vermiyor. Sorumluluğunu alan biri değil inan. Senin ihtiyaçlarını da görmeyecek. Ben tek ayakkabı ile 3 sene idare ettim biliyormusun – yaz ve kış? Aylık lenslerimi 5 ay taktığım oldu. Benim ihtiyaçlarıma asla paramız olmazdı. Yapısı böyle, inan bana.
Ezileceksin, karakterini yok sayacaklar. Senin için yapılan her şeyin lafı edilecek inan! Biliyorum ben 13 sene yaşadım bunu! Sen isteklerini söyleyemez bir hale geleceksin. 
Tabii belki de çok güçlü bir kadınsın, bu dediklerim senin başına gelmez ama sanmıyorum. Güçlü insanlarla da bu adamların işi olmaz. Hamurun yumuşak kıvamda olacak ki istenilen sekile gir. Öyle olmasan seni yanında tutmazdı emin ol.
Benden yana bir sorun yok. Oğluma sana saygı göstermesi gerektiğini, sevmek zorunda olmadığını ama seviyorsa da benim yüzümden çekinmemesi gerektiğini, her şeyden önce ben onu öyle yetiştirdiğim için sana karşı her zaman terbiyeli olması gerektiğini söyledim. Sınırlarını korumasını ama sana karşı nazik olması gerektiğini söyledim. Sende sev tabii çocuğumu, sevgi görsün ama o kadar. Sakın annelik yapmaya kalkışma çocuğuma alırım ayağımın altına.
Bunları sana anlatmaya kalksam inanmazsın, çok aşıksın; kıskançlık yaptığımı, onu geri kazanmaya çalıştığımı düşünebilirsin. Bunu yapmayacağım, sana birşey demeyeceğim. Sadece dua edebilirim sana. İnan haksız çıkmayı çok isterim. Umarım mutlu olursunuz beraber ama yukarıda Allah var ya; kötü niyetimden değil sadece bende yaşadığım için söylüyorum… bu adamın seni mutlu edeceğini hiç sanmıyorum.
Sevgiler,
Mina
Etiketler :

Bu Yazıya 8 Yorum Yapıldı.

  1. Semi M.Eller Reply

    Ailesi ne kadar şaşırtıcı! Demek öyle dediler, utanma yok mu bu insanlarda? Oğlanlarının tüm kirli çamaşırları ortalığa çıkmış, sana hala nasıl bunu teklif ediyorlar!
    Öte yandan tabii ki senin haksız çıkman ve onun iyi bir evlilik yapması senin ve oğlun için de iyi bir sonuç olur. Keşke diyorum keşke ama tüm anlattıklarından sonra çok da ümitli değilim…

  2. Mina Reply

    Malesef böyle. Tek yaptıkları bu da değil. Oğlumun kafasını da karıştırıyorlar ne yazık ki. Başkaları zarar görmesin de 🙁 ne diyeyim!

  3. Didem Reply

    Evet kıskanıyor der…o çok iyi kahve gözler var ya…Bir adliyede çok değişik gördüm en son buna benzer iyilik yaptığım bir bayanın o güzel bulduğum gözlerini sonrada…Hatta çocuğumu bile istedi yarım yamalak bildiği şeylere valla billa diye şahitlik bile etti..Ahh ahhh…neyse..kendileri bilirler :)))

  4. Elif Temelatan Reply

    Aynen okurken sinirlerim bozuldu. Karaktersiz adamların güçlü çocukları olur. Sevgi dolu olurlar. Bu adamların yanındaki kadınlarda o kadar cahil ve karaktersizdirler ki bir çocuğu babasız bıraktıklarını anlamazlar bile…Gerçi baba da da ne kadar babaysa…

  5. Adsız Reply

    Yakın zamanda ayrıldıgım bir adamın Narsist Kişilik bozuklugu oldugunu bugun kesfettim.Bunlar kendileri için yaşayan ve hastalıklarının farkında olmayan insanlar.Cok guzel yalan soyler kendileri bile yalanlarına inanırlar,ki yalan soylemek zorundalar aksi halde istediklerini elde edemezler.Istediklerini elde edemezlerse agresifleşirler.Elde ettikten sonar başka bir maceraya atılırlar,gözleri ne cocuk gorur ne de eş..Sürekli bir hedef bulup onu elde etme çabasıdır hayatları,ve her yol mübahtır.Tedavisi imkansız bir hastalık kanımca,yapılabilecek tek şey koşarak uzaklaşmak…Okurken her saniyesinde yaptıkları gözümün önüne geldi,benimle kağıt tavla vs. oynamayışı bile,kaybetmekten çok korkuyordu çünkü..Kaybetmeyi düşünüp oyundan vazgeçiyodu..İçki içmiyordu mesela,içtiği zaman düştüğü aciz hali kabullenemiyordu muhtemelen..Söylediği yalanları da asla unutmuyordu,bu hastalık yüksek zeka gerektiriyor çünkü..Asla hatası olamaz,hiçbir konuda hata yapamaz..Arkadasları hep kendinden üstün ama hepsinden nefret ediyor,illaki ona bir zararı dokunmuştur birinin…Gerci hayatındaki herkesin ona bir zararı dokunmuştur,kimse güvenilir değildir,herkes çıkarcıdır,herkes bunun parasını yemiştir,bu hep iyilik yapmıştır…işin kötü tarafı 100 kişiden 1 inde görülen bu hastalıklı kişiyi ben nasıl seçtim? günlerce bunu düşündüm,onun beni her konuda kendimi suçlu hissettirmesine okdr alışmışım ki bunda bile kendimi suclamak üzereyken birden aydım…Bu adam bana oynadı,karsımdaki kendisi değildi,benim zayıf noktalarımı kısa sürede kavramış ve her adımını buna gore atmıştı,ben de beklentilerimi onda buldugum için ona aşık olmuştum,çünkü gerçek kimliğini saklamıştı..ee bundan daha normal ne olabilirdi ki? Tabiki aşık olacaktım,inanacaktım…ama ben şanslıydım ki ciddi bir yola girmeden çok büyük bir yalanını yakaladım…Elbette onu da Kabul etmedi, yine beni suçlamaya çalıştı…tabiki yemedim…hastalığıyla onu kendi haline bırakmaya karar verdim..Çunku ne yalanını Kabul edecek,ne yalan söylenmesini haketmeyen biri oldugumu dusunup bana acıyacak,ne de huylarından vazgeçecekti…Bıraktım yoluna…ama aynı yukardaki hisleri taşımıyorum desem yalan olur…onun hayatına girmiş, girecek herkesi uyarmak hissiyle doluyum.."amannnn kaççç" diye bağırmak isteyen sesimi yutuyorum…Buna engel olamayacağımı biliyorum…şanslı olanlar kurtulacak,olmayanlar bunu yaşayacak.."Allah iyi insanlarla karşılaştırsın" , "gerçek güzellik ruh güzelliğidir" , "birine yalan söyleyen herkese söyler" , "babana bile güvenmiiceksin" , "kimseyi hayatının odağına koymayacaksın" vb. lafların NEKADAR DOĞRU oldugunu gec de olsa ögrendim…Hayat kimseye katlanmaya ve mutsuz olmaya yetece kadar uzun değil…dilerim o gün gelmeden herkes bunu anlar…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir