Evlenmeye Hazırmıyız?

Bugüne kadar bir çok mail aldım ama geçtiğimiz günlerde mail kutuma düşen bu mail beni çok şaşırttı. Okuyunca siz de anlayacaksınız neden okur okumaz “tam da adamına sordun…” diye tepki verdiğimi.

**************************************

Ben evlilikten korkuyorum… Ailemin bu konuda bazı telkinleri var ama çevremdeki insanların tecrübelerini dinledikçe evlilikten soğudum. Yakın zamanda evlenen yakın arkadaşımın eşi nişanlı kaldıkları sürede çok normal bir kişilik sergilerken evlendikten sonra değişmiş ve sorunlar çıkarmaya başlamış… Sonuç olarak arkadaşım “hiç tanıyamamışım” dedi ve şu an ayrıldılar. O kadar hazırlık, sevgi bağı, harcamalar v.s. hepsi boşa gitti. Benim de insanları iyi tanıma huyum yoktur… Yani bir sürpriz de ben yaşarım diye öyle korkuyorum ki… Amacım mesleğimde yükselmek . Bu sürede evlenirsem ve eşim bana destek olmaz ise hatta bana engel olur ise kaybım büyük olur…

Sizce evlilik bir insana ne katıyor? Evlenilecek bir insanı nasıl tanırız?
****************************************

Müzmin hal almış bekar bir anne olarak buna nasıl cevap verebilirim çok düşündüm. Başarısızlıklarımdan mı bahsetmeli, “ben ettim sen etme” mi demeli yoksa öğrendiklerimden, hayallerimden, arzularımdan ve gözlemlerimden bir harman yapıp mı paylaşmalı…Sanırım 2. yol daha mantıklı…

Evlenmek zorunda değilsin istemiyorsan ama eğer biri ile bir yaşam kurmak istiyorsan (evlenmek olabilir, olmayabilir) dikkat etmen gereken şeyler var.

İnsanlar ilişkilerinin başında olduklarından farklı görünmeye meyillidir; bu çok normal. Herkes karşındakine kendisine ait en iyi yanlarını gösterir ve bazen de kendini beğendirmek için kendini olduğundan farklı gösterir ve esas sorun burada başlıyor. Asla olduğundan farklı olmazsan, karşındaki de sana gerçek yüzünü gösterir illaki. Eğer senin amacın yurtdışına yerleşmek, eğitim ve kariyerine odaklanmaksa bunu yapmalısın. Doğru insan, seni sen olarak, gittiğin yolda sana destek olacak olan biri çıkacaktır karşına. Buna güven ve hayatını buna göre yaşa. Eğer hayatında zaten biri varsa ve olmak istediğin insanı olman konusunda sana destek olmuyorsa; bu kim olursa olsun, onu yolunda bırak. Seni seven seni zaten olduğun gibi kabul eder ve dahası olabileceğinin en iyisi olmana destek olur. Aynı şey senin için de geçerli. Eğer sen yanındaki kişiyi olduğu gibi kabul ederek, onun amaçları için ona destek olamıyorsan; onu bırakmalısın. Onurlu ve doğru davranış bu olur bence.

İnsanların hayatlarına yanlış kişileri sokmasının bir diğer sebebi de, korkuları ile hareket etmektir. Kendini tanımıyorsa, sevmiyorsa, yalnız kalmaktan korkuyorsa bir kişi; yaşamını genişletmek, daha iyi bir yöne götürmek gibi bir şansı yoktur. Önce kendini olduğun gibi seveceksin ki seni başkaları olduğu gibi sevebilsin. Korku ile kendini tanıyamama duygusu ile kendi ile yüzleşme beceriksizliği ile gizlenmiş gerçek benlik; “aşk/sevgi” nedeniyle gizlenen derin istek ve arzular, gün yüzüne çıkartılmayan duygu ve düşünceler, ilişkinin eskimesiyle kendini zamanla gösterir. Zordur samimi olmak, bunu çok iyi biliyorum keza ben de çok utangaç biriyim, gizlenmek daha kolay gelebilir ama doğrusu samimi ve net olmaktır bence. Ne kendine yalan söylemeli insan ne de bir başkasına. Üstelik korkunun insana birçok fırsatı (her alanda) kaybettirdiğini de biliyoruz.

Bak… Dediğim gibi, seni sen olarak kabul edecek ve sevecek birini bulmak kolay değildir ama eğer istediğin yarın, 5-10 veya 40 yıl sonra uzun soluklu, kuvvetli bir bağ kuracağın bir ilişkiyi kurmak ise, inancını kaybetme. Ben doğru insanlarla kurulan sevgi ve güvene dayalı ilişkilerin bizi daha iyiye götüreceğine sonsuz inanıyorum. Bunun için açık ol yaşama ve getirdiklerine. Kötü deneyimlerden ders al ki hataları tekrarlama. Hayat yaşayarak öğreniliyor, hata yapmak da doğal ve güzeldir. Bu açıdan arkadaşlarının yaşadıkları bence boşa gitmedi, eğer yaşadıklarından bir ders çıkarmışlarsa faydası bile oldu diyebilirim. Kayıp dediğimiz şey sadece  var olan bir şeyin yokluğu değil mi? Gidenin ardından daha dolu, daha kıymetli şeyler koyarsak yerine; kayıp olmuş olur mu ki?

Evliliğin benim gözümde iki amacı var. Biri; ruh eşini (ki bence bir insan ruh eşi diye sonsuza kadar hayatında var olacak diye bir şey yok ama sana yaşamında bir şeyler öğretmek için gelen, hayattaki amacını gerçekleştirmek için ışık olan kişi veya kişilerdir) bulduğun zaman karşılıklı bağlılık yemini vererek, kendini önce kendin ve daha sonra da onun için daha iyi bir insan yapacağına dair söz vermek, (önce birey olarak kendine ve birbirine ve dolaysıyla daha sonra da birlikte dünyaya faydalı olabilecek işler yapabileceğin) ortak hedef ve amaçlarınız için bir arada yürüyeceğinizi birbirinize göstermek ve her ne şartta olursa olsun birbirinizin ayağına basmadan yan yana duracağınızı, gerekirse elini tutabileceğini gerekirse de geri dönmek üzere seni yine bıraktığı yerde bulacağını bilerek elini bırakabileceğini söyleyebilmektir. Evlilik, ebeveyn ilişkisinden sonra duygusal ve psikolojik olarak en çıplak kalabildiğin ilişkidir. Kendi içinde yüzleşebildiklerini sevdiğin insana açabilmek, yargılanmadan sevileceğini hissetmektir. İstersen bir İmam, istersen de bir Şaman’ın karşısında ver bu bağlılık sözünü, evliliğinin biçim ve kurallarını sade ve sadece sen sevdiğin kişi ile belirleyebilirsin. Bir başkasının talimatları veya tavsiyeleri ile belirlenen evlilikler ne yazık ki çok mutlu yuvalar oluşturmuyor, biliyoruz. Bunu yapabilmek de; tarafların kendilerini çok iyi tanırken birbirlerine karşı açık davranarak, yaşamın akışına kendini bırakabileceğini, değişimin sürekli olduğunu bilmekle mümkündür.

Evliliğin benim gözümdeki ikinci amacı da tamamen sosyal ve politik anlamda huzurlu olabilmektir. Beraber yaşayıp bizim toplumumuzda bunun baskısının tesiri altında kalabilenler var, kalamayanlar var… Bu tercih kişiye kalmış. Ben şahsen oğlum olduğu için sanırım o duruma gelirsem, bu baskıya boyun eğerim ama benim için evliliği evlilik yapan birinci sebeptir. İkincisi ise tamamen pratiklik.

Son olarak da şunu söylemeliyim. İlla evlenmek değilsin veya birine bir bağlılık sözü vermek zorunda kalacağın biri ile uzun soluklu bir ilişkin olmak zorunda da değil. Daha çok arkadaşlığa dayalı, daha geçici ilişkiler de tercih edebilirsin. Bu seni kötü bir insan yapmaz. Böyle bir durumda seni kötü bir insan yapacak olan şey; karşındaki kişinin kendisi için (seninle) ciddi ve bağ kuracağı bir ilişki istediğini bilmene rağmen, sadece onu kaybetmemek adına veya sadece işine geliyor, hoşlanıyorsun diye kendi beklentilerini gizlemek veya farklı bir şekilde yansıtmak olur.

Çevrendeki kötü örneklerini hayatında ne ilişkiler, ne iş, ne eğitim, ne de başka bir şey için baz al. Sen ayrı bir bireysin, hayatını başkaları gibi değil; kendine en uygun olan, sana özel olan şekilde yaşamalısın.

Bence tabii…

Etiketler : , ,

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir