Evlerin içi soğuk, şehirimizde hava sıcak. Yine hastayız ikimizde. Bu sebepten sadece günlük temel işlerimi yapıyorum; ofis ve çocuğa yemek ve ilaç vermek. Ben de dökülüyorum ama dinlenmek mümkün değil. İşler var tamamlamam gereken.
Pazartesi günü şehir dışında olmam gerekiyordu. Cumartesi oğlum gece ateşlendi. Pazar öğlene kadar bekledim. Tekrar ateşlenmeyince, sözleştiğimiz gibi babasına bıraktım. İlacı çantasında, uyardım “çocuk hasta” diye.
Pazartesi sabah uçaktan iner inmez aradım babasını, oğlumun geceyi nasıl geçirdiğini sordum. Bana çok iyi geçirdiğini, merak etmememi söyledi. İçim çok rahatlamıştı ki tam o anda oğlum mesaj attı. Okula gidemeyeceğini, sınavı için öğretmeni ile görüşmemi istedi. Aradığıma babasının çocuğu annesine bıraktığını, çocuğun gece kabuslar görüp ağlamasına sebep olacak kadar yüksek ateş geçirdiğini öğrendim. Gerekirse doktora götüreceklerini söylediler ama gün boyu gerek duymadılar.
Gece oğlumu almaya gittiğinde yine ateşliydi. İçime sinmedi aldığı ateş düşürücü ve bu nedenle hastaneye götürdüm. Orada hemen bir ateş düşürücü iğne yapıldı. Bir kaşık surat kalmıştı çocuk ve bu arada bende öksürmeye başlamıştım. İşin kötüsü, babasının çocuğun durumunun ciddiyetinden haberi bile yoktu hatta gün boyu onu görmemişti bile. Tahminimce, oğlum çok yüksek ateşlenmiş aksi taktirde kabus görmezdi, üstelik hatırlamıyormuş bile ağladığını, gece yarısı yataktan fırladığını ve panik içinde odanın içinde koşuşturduğunu ama babasının bundan haberi bile yoktu ya da vardı ama bana söylemedi ve durumun ciddiyetini anlamadı. Babaannesinde derece olmadığı için de ateşi ölçememişler bu yüzden net bir ölçüm yok!
Babasını şikayet etmek istemiyorum. Yalnızca bir kere daha ona güvenemeyeceğimi anladım. Çok üzücü ama daha da üzücü olan benim bu davranışa, sorumsuzluğu ve bencilliğe hala şaşırıyor olmam.
Etiketler : ,

Bu Yazıya 7 Yorum Yapıldı.

  1. Derya Düll Reply

    Her seferinde de şaşırmaya devam ederiz M. Her seferinde, "Belki bu sefeer farkeder, düzgün davranır, ciddiye alır" vs diye ümit ederiz. Ve her ne kadar "Bir daha güvenmeyeceğim." desek bile içimizde bir şeyler hep güvenmek, inanmak ister. Bu işin doğasında var.
    Kesin çözüm ise tamamen koparmak. Kopmadığı sürece bu kısır döngü hep devam eder.

  2. FADİŞ Reply

    Çok üzücü bir durum, ne desem bilemedim, senin hala şaşırıyor olman da çok normal, bir baba hassasiyeti bekliyorsun nafile:(

  3. Mina Reply

    Bize biraz öğretilmiş gibi değilmi Derya, sonsuz bir ümit taşımak. Yetiştirilişten mi dersin?

  4. Mina Reply

    Geçmiş olsun size de. Ya bu havalar çok dengesiz, bir de doktor bakar bakmaz "hmm dondurma yemişiz küçük bey" dedi ben de atladım, "dedim sana o dondurmayı hemen kaşıklama biraz yumuşasın" dır dır dır :))) Annelik çingenlik biraz bende :)) sevgiler.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir