İsteyen Her İnsanın Çocuğu Olmalı

Okumuşsunuzdur… Bir kaç gündür internette çok dolaşan bir yazı var. Sayın Mehtap Erel “Her annenin bir kızı olmalı” yazısına istinaden yüreğinden kopmuş “Her annenin bir oğlu olmalı” başlığı altında bir yazı yazmış. Yazı ile ilk karşılaştığımda şöylece bir göz attım, çok okumadım. Daha sonra gelen tepkilerin ve yorumların çokluğundan dolayı oturup 3 kere okudum, çünkü yanlış anlamak istemedim, yazılanlardan ve ardındaki (anladığım) niyetten emin olmak istedim.

Mehtap hanım’ı eleştirecek değilim, yüreğinden kopmuş yazımış. Dahası kendi deneyimini, kendi annelik yolculuğunu yazmış diye düşünüyorum. Yazıdaki reçel, bulaşık makinesi, “yakamız biraz açık mı hanımefendi” örneklerini kendi dünyasından yola çıkarak vermiş.Belli ki her ana gibi temennilerini, hayallerini ve kocaman anne sevgisini koymuş yazısını, iyi de etmiş. Uzman değilim, ebeveynlik yöntemlerini yorumlamak bana düşmez ama yazısının sonundaki oğluna yazdığı minik notta sevgisini hissettim elbet.

Eleştirmiyorken de diğer yandan da yazısından ilhamla bir yazı da ben yazmak istedim. Ben kendimi annelik konusunda asla uzman görmem; öyle kitaplar okuyarak, seminerlere katılarak yapabildiğim bir ebeveynlik yok. Olduğu kadarını oldukça, çok hissel bir biçimde becermeye çalışıyorum – becerebildiğim kadar. Diğer yandan da bence…

İsteyen Her İnsanın Çocuğu Olmalı

İnsan yaşamını bir çocuk ile doldurmak istediğinden emin olmalı. Emin değilse de beklemeli. İstemiyor ise, kendini ebeveyn olmak için zorlamamalı. Zamanının geldiğine inandığında önce fiziksel bedenini değil, ruhunu açmalı bir çocuğa. Şartların maddiyatını mümkünse olduğu kadar hazırlamalı çocuğuna; mümkün değilse de elinden gelenin en, en iyisini yapmalı.

İsteyen her insanın bir çocuğu olmalı. Bu insan anne de olabilmeli, baba da. Hatta cinsiyetinin ona bağışladığı rolün ötesine bakmalı, yeri geldiğinde aynı anda hem anne hem de baba olmalı… Bir ebeveyn olmalı insan.

Doğurduğu çocuğu ister kız olsun, ister erkek; kocaman sevmeli onu, tüm yüreği ile sarmalamalı. Zor zamanlarda bile sevgisini göstermekten çekinmemeli, sabrı taşsa bile öfkesinin büyüklüğünün sevgisininkini geçmesine izin vermemeli. Koruyup kollamalı, güvende tutmalı. Egosunun ve korkularının çocuğuna karşı sevgisinden ve görevlerinden büyük olmadığını anlamalı; kendini kurcalamalı, zayıflıklarını ve hatalarını çözmeye hazır olmalı. Özür dilemeyi bilmeli, hata yapabileceğini anlamalı. Affetmeyi öğrenmeli.

İsteyen her insanın çocuğu olmalı. Çocuğunu dürüstlük, adalet, barış ve sevgi kavramlarının anlamları ile iç içe büyütmeli. İster kızı olsun, ister oğlu; din, dil, ırk, kültür ve cinsiyet ayırımı yapmadan her insanı sevmesini öğretmeli.

İsteyen her insan ebeveyn olmalı. Çocuğuna, ister kız olsun ister erkek, aynı şekilde sevmeli; aynı davranmalı. Çocuğuna cinsiyetine bağlı baskılar yapmamalı, cinsiyetinden dolayı daha fazla hak tanımamalı.

İsteyen her insanın çocuğu olmalı. Onunla oyunlar oynamalı, ona sorumluluk vermeli, onu eğitmeli; anın tadını çıkarırken, yarına da hazırlamalı. Çocukluğun sadece 18 yıl, gerisinin uzun bir yetişkinlik yolculuğu olduğunu hatırlamalı. Büyümüş evladının seçimlerine saygı duymalı, onu tüm seçimlerine rağmen koşulsuz sevebilmeli, koşulsuz sevildiğini hissettirmeli.

Çocuğunu sadece ebeveyn olarak kendine özel değil; çocuğun kendi karakteri, arzu, istek ve hayalleri ile kendine ait kişiliği ve dahası yaşadıkları toplum ve dünya için bir birey, bir bütünün parçası olarak büyüttüğünün farkına varmalı her anne ve baba… Yetiştirdiği çocuğunun sadece kendisini değil, bir çok başkalarını da etkileyeceğini bilmeli, bunun sorumluluğunu hissetmeli.

Çocuğunu bir kalıba sokmamalı. Hatalarını alttan alıp, en küçük başarısı için de çok büyük alkış koparmamalı. Başarının da başarısızlığın da hakkını vermeli; pohpohmamalı da, ezmemeli de. Çocuğun keşfetme ve merak duygusunu yüceltmeli, teşvik etmeli, saygısızlığı ise asla kabul etmemeli.

Ve gün gelip çocuğu büyüyüp bir yetişkin oluncaya kadar onunla geçirdiği her anında onu “uçmak için kanatlarla, dömek için köklerle ve kalması için de sebeplerle”*** donatmış olmalı.

Yani bu benim fikrim tabii…

 

*** Dalai Lama’nın sözüdür

Etiketler : , ,

Bu Yazıya 2 Yorum Yapıldı.

  1. semi Reply

    Yazıyı bilmiyordum, şimdi okudum. Eleştirileri bilmiyorum ama çok beğenmedim. Sevgisine diyecek lafım yok ama hala böyle erkek (ki kız da olsa fark etmez) çocuk yetiştiren varsa vay halimize:)
    Senin yazdığın başlığın alt başlıkları çok daha önemli. Evet, isteyen herkesin çocuğu olsun. Çocuk büyütmek, insan yetiştirmek için istemek yetmiyor ne yazık ki.
    Geçen hafta sonu bir yerde kahvaltı yapıyoruz. Çapraz masada bir aile, iki çocuklu. İkisi de kız. Biri 7-8 yaşlarında, diğeri 4-5 gibi duruyor. Kadın türbanlı (çok önemli değil, açık da olabilirdi), adam sakallı, kumaş takım elbiseli. İkisi de çok genç. Kadın 20 küsürlü yaşlarında gibi, adam da aşağı yukarı birkaç yaş fazla. Çocuklardan büyük olan bir şey istedi veya söyledi, karşısındaki baba olacak adam elini kaldırdı (tokat atacak gibi) Çocuk sessizliğe gömüldü. Ufak olan zaten çıt çıkarmıyor. O yaş çocuklar için hiç normal gelmiyor bana. (bu arada ben bizimkileri düşünüyorum, masadaki atışmalarını, birbirlerini gıcık etmelerini, kahkahalarını.) Anne olacak kadın da ses çıkarmıyor. Adam zaten bir yandan sigara içiyor, bir yandan çay, bir yandan da telefonunu kurcalıyor. Arada da börekten atıyor ağzına. Masa sessiz. O kadar inceledim ki aileyi, o çocuklar içime oturdu, canımı yaktı. Nasıl güzel çocuklar! Sevgi verilse, insanca yaklaşılsa çiçek olacaklar, kocaman ışık saçacaklar etraflarına.
    Bence ne biliyor musun? Her insanın çocuğu olmalı sözündeki “insan” çok önemli. Evet çocuk isteyen kişi önce “insan” olmalı ki insan yetiştirebilsin. Bunun ötesi ortalıkta gördüğümüz insan kılıklı ruh hastaları çünkü.

    • anne kaleminden Reply

      Yazık. Farklı bir yaklaşımla büyümek nasıl da değiştirebiliyor her şeyi.
      Ben de o yazıyı okudum negatif duygular hissettirdi.Çünkü her şeyden önce yazı cinsiyetçi. Oğlum var diye evi talan etmesine her yere reçel bulamasına gerek var mı? Hele ki yakan açık falan demesi :(((
      Sizin yazınız gayet güzel bu arada 🙂
      Bir ebeveyn olarak esas görevimizin kendine yetebilen, mutlu, sağlıklı, erdemli, iç huzuru yerinde, bağımsız yetişkinler büyütmek olduğunu düşünüyorum…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir