Çok düşündüm, kendimi bu noktaya getirmemek için çok uğraştım ama artık kabullenmem ve durumun sorumluluğunu almam gerekiyor!
This cartoon of Snoopy was Googled.Ben işimden nefret ediyorum!!!
Yapım böyle. Ters giden şeyleri mümkün olduğunca görmezden gelirim önce. Sonra fazlasıyla gözüme batmaya başladığında düzeltmeye çalışırım ama deli bir inat ile, düzelmeyeceğini bile bile. En son da vazgeçer, konuyu kapatırım.
Bunu beni aldatan eski koca ile ilişkimi aldatmanın üzerine 4 sene daha devam ettirerek, benimle bırakın bir geleceği, ertesi gün planını yapmayı isteyecek kadar bile değer vermeyen bir adamı aylarca severek ve bekleyerek, bana zarar veren arkadaşlığı yıllarca sürdürüp sonunda güzel bir dost kazığı yiyerek ve en niyahetinde de işimi her tür cinsel ve sözel tacize, düşük maaş’a karşılık sorumluluğumu ve bilgimi bile aşan işleri yaparak bir gün düzelecek ümidiyle yaptım!
Ders aldım tabii…sabır öğrendim, beklemeyi ve ne yaparsam yapayım sevgi ile içtenlikle, içine kendimi işlemeyi öğrendim. Ne yaptıysam severek yapmaya çalıştım ama inat ya bu arada vakit kaybettim, değerimi beş paralık ettim insanlara karşı. Ben değersizim, beni sevmeseniz, saygı göstermeseniz de olur ben yine de sonsuuuuzzzz hizmetinizdeyim mesajı verdim!
Pişman mıyım. Evet. Bazı durumlarda çok pişmanım.
20’li yaşlarımda hiç bir şeyden pişman olmazken, 30’lu yaşlarımda pişmanlığın erdemini öğrendim. Pişman olup aynı hataya düşmemeyi öğrendim.
Gelgelelim İş’e.
Gerçekten de sevmiyorum bu işimi artık. Allahın gücüne gitmesin ama; ne ürünleri tasvip ediyorum, ne işin yapılış biçimini, ne insanların davranışlarını, ne de işin gidişatını! Yaşlandığımdan mı ne, değerlerim daha önemli benim için. Parçası olduğum işin politik duruşu, ahlaki duruşu, doğa’ya saygısı önemli. Ya daha önce bu kadar olduğunu bilmiyordum, ya da tüm ilişkilerimde yaptığım gibi işim ile olan ilişkimde de olmayacak bahaneler yaratıp aslında her şeyin yolunda gittiğini varsayıyor, daha da güzel olacağı günleri bekliyor, insanlar ile konuşup, sorup, sorgulayıp, kendimi anlatmaya çalışıyordum! Bugün anladım ki olmuyor! Yapamıyorum. Ruhumu besleyemiyorum, vicdanımı rahatlatamıyorum. Yoruldum artık. Düzeltmek için çok uğraştım. Ürünler buldum, projeler yaptım, konuştum, anlattım, araştırdım, sundum. Değişmiyor hiç bir şey ve ben yoruldum!
Gelgelelim bunun bekarannelik ile ilgili alakasına.
Ben bu işe evliyken aileme destek olmak için girdim. Yani evliyken çalışmak zorunda olan insanlar için de bu durum çok farklı değildir ama ideal şartlarda, eşlerden biri işini beğenmiyor ise diğeri en azından yeni bir iş bulununcaya kadar destek olabiliyorken insan tek başına çocuk bakıyorken, bu imkansızlaşıyor. Tek başıma olsam, alır başımı gider, 1 hafta makarna ile beslenir, gece gündüz 2-3 iş’te çalışır kendime bakardım ama bu çocuk ile mümkün değil.
Fakat olayın tek bir yüzü yok! Nasıl kötü bir evlilikte kalıp, oğluma durumun tamam olduğunu gösteriyor, babasının ailesine davranışın normal olduğunu hatta kadınları aldatmanın, çalışmadan bütün gün evde oyun oynuyor olmanın tamam olduğu gösteriyorsam; bunda da durum aynı .
Oğlum biliyor. “Annem işten eve geldiğinde , sinirli oluyor” diyor. Benim burada mutlu olmadığımın farkında. Benim iş ortamıma da çok geldi gitti, gördü duydu! Demez mi; “ben ateşliyken ve annemin ofisinde yatarken, patronum anneme iş veriyordu durumu bile bile”! Demez mi “annemin patronu hep kızgın, hep suratsız demek ki patronluk böyle”?
Der!
Oğluma, para için ve şu anda bize verdiği maddi rahatlık için duruma katlanıyor olmamın normal olduğunu söylemem mi doğru, yoksa ne olursa olsun hayalleri için, sevdiği işi yapmak için riske girmesi gerektiğini göstermem mi daha doğru?
Ya kariyer?
Bıraktığım, yeni başlamış bir kariyer üzerine ilkinden çok alakasız bir konuda yaptığım bir kariyer var. İlk işimi çok seviyor ve özlüyorum ama yaş, yıllar, eğitim boşluğu girdi araya! Geri dönmek çok zorken, bu işi de bırakıp, bir kariyeri de daha yarı yolda bırakmak hata olmaz mı?
Pratik olarak bakıldığında, yaşadığım şehirde iş olanakları az. İstediğim işi yapmak için okumaya devam etmem gerekiyor ve bunun için şehir değiştirmem, İstanbul’a veya yurt dışına yerleşmem gerekiyor. Küçük bir sahil kasabasından, büyük şehir’e alışabilir miyim? Ya oğlum? Ya her şeyi bırakıp da gidersek ve ben başaramazsam? Ya para?
Bu Şehir’i, evimi ve hepsinden en önemlisi burada yaşayan arkadaşım Nen’i ve oğlumun kankası sarı kafayı çok sevmeme  ve özleyeceğimi bilmeme rağmen sanırım buradan gitmenin zamanı çoktandır geldi. En kısa süre de bunu sağlamam gerekiyor. Çünkü aslında bakarsak bize artık burada bir hayat yok. Oğluma yeterince iyi bir eğitim, kabiliyetlerini deneyebileceği, kendini geliştirebileceği güzel imkanlar yok. Bana iş yok.
İtiraf ediyorum. Bu gerçek gözüme uzun süredir giriyordu ama görmemezlikten geliyordum ama biliyorum ki daha yaşım genç. Enerjim varken yapmam daha kolay!
İtiraf ediyorum, bu gerçekten de korkutucu!
İtiraf ediyorum, bu işten başka bir iş yapıyor olma fikri bile beni rahatlatıyor.
Etiketler : , , ,

Bu Yazıya 4 Yorum Yapıldı.

  1. GüzelDuruGünler Reply

    bekar annelerin ortak sorunlarına hoşgeldiniz:)minacım inanmayacaksın bende bir yol ayrımındayım şehir değiştrmekle alakalı.. çocuk olunca herşeyi defalrce düşünüp karar vermeye çalışıyor insan istanbul iş olanakları,belki kariyer planları açısından evet daha cazip.bu risk mi;belki ama kuvvetle muhtemel bende yüreğimin sesini dinleyip bu riske giricem içim umut dolu herşeyin iyi olduğuna,olacağına dair seninde öyle olsun canım :)yalnız olmadığımı bilmek güzel buarada:)

  2. Mina Reply

    Gerçekten mi??? Şans'a bak ya! Sen Bursadaydın değilmi? Nasıl yapacaksın? Çalışıyorsun değilmi? Ailen var mı gitmek istediğin yerde? Duru'ya kim nasıl bakacak? Kreşe başlayacakmı bu son baharda?
    Olacak olcak, herşey öyle veya böyle süper olacak! Gerçi ben oğlumun bu seneyi bitirmesini bekleyeceğim sanırım, tabii bir de iş bulacağım vs. Bir süre daha buradayım! Umarım senin için herşey çok güzel olur ve Allah yardım eder, hayırlı kararlar verirsin.
    Dua edeceğim sizin için. Belki yolumuz kesişir büyük şehir de 🙂

  3. Adsız Reply

    belki Ankara'yı da seçenekler arasına ekleyebilirsin? 😉

    sevgiler

    BB

  4. Mina Reply

    Ya Güzelim, Ankara kocaman canavar kent olmuş. Alt geçitleri ile insanı yutan, alışveriş merkezlerinde öğüten bir canavar 🙂 Kısmet tabii. Biliyorsun, biz gelmesek de siz gelebilirsiniz buraya :))

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir