Bir tek sen mi korkuyorsun?

Bir tek sen mi korkuyorsun?

Sevgili "geçici ilişkiler daha iyi çünkü bağlanmaya korkuyorum" kişisi, Seni çok iyi anladığımı söylemek için yazıyorum bu yazıyı. Gerçekten de uzun bir ilişkiden sonra gelen çirkin ayrılıklar çok yorucu. En derinlerini, en gizli sırlarını paylaştığın; büyük bir tutku ile kenetlendiğin, saçının teline hayran olduğun; günler ve geceler boyu konuştuğun, tartıştığın; kavga edip barıştığın hatta belki de kendisiyle çocuk dünyaya getirdiğin o insana yabancılaşmak çok zor. Hele hele süregelen kavgalar, anlaşmazlıklar, henüz sönmeyen aşklar varsa arada. Hepimiz bunu hayatımızın bir zamanında yaşıyoruz. Çocuklu  olunca iyileşmesi biraz daha uzun sürüyor ama o bile geçiyor. İnsan doğası gereği evrilmeye, ilerlemeye çalışır çünkü. Ama…
Devamını okumak için tıklayın >>
Boşanmaya Teşvik Eden Bekar Anne

Boşanmaya Teşvik Eden Bekar Anne

Ben her zaman sessiz sakin bloggerlık yapan biri oldum, kendimi yakın zamana kadar "blogger anneler" dünyasına dahil etmemiştim, güvenmiyorum kendime o kadar. Halen daha "ihtiyacı olan arayıp bulsun bekar annelik ile ilgili yapmaya çalıştıklarımı okusun" ile "daha çok kadına destek olmalıyım, daha çok çocuğa el uzatmalıyım" arasında gidip geliyorum. Öyle çok geniş kitlelere ulaşmıyorum ama biraz daha büyünce blog; biraz daha fazla eleştiriye maruz kalıyorum. Çok dert ettiğimden değil, her bir eleştiriye de dönüp cevap vereceğimden değil. Okur, dinlerim bana söylenenleri; bazen haklı bulduklarım da olur ve çok nadiren kanım kaynama noktasında kızarım. Ama sanıyorum bir konuya açıklık getirme zamanım geldi...…
Devamını okumak için tıklayın >>
Bu adamlar durduk yere mi delirdi?

Bu adamlar durduk yere mi delirdi?

Çok duyuyorum çevremden; "çok severek evlendik ama bir gün kocam çok sinirli geldi eve ve ondan sonra düzelmedi," "Flört ederken çok iyi anlaşıyorduk ama zaman geçince değişti," "Aslında çok sakindi ama iş stresinden olsa gerek artık çok öfkeli" diye. Ben de kendi eski kocam ve hatta beraber olduğum 2 kişi için aynısını söyleyebilirim. Benim de eski kocam çok sessiz sakin bir adamdı ama bir gün aniden öfkelendi ve bana vurdu. Sevgililerim çok ilgililerdi, bir anda çok ilgisiz ve mesafeli davranmaya başladılar. Ancak, her şey olup bittikten sonra, oturup düşününce aslında öyle olmadığının farkına varıyorsunuz. Bu adamlar durup dururken delirmedi ya...…
Devamını okumak için tıklayın >>
Kararsızlık: Ne Geliyorsa Başımıza…

Kararsızlık: Ne Geliyorsa Başımıza…

...fazla duygusallıktan geliyor. Şimdi esasında bakmayın böyle dediğime. Dünyanın baş duygusalıyım ben, beni tanıyanlara kalırsa. Hakikaten de çok hassasım efendim. Çabucak etkileniyor, çabucak sinirleniyor, seviyor, ağlıyor, gülüyor ve acıyorum. Sanmayın kendimi övdüğümü. Bu iyi birşey değil hatta bence tam olarak insanın kendi ayağından vurma sendromudur aşırı duygusallık. Duygusal olmak, manipülasyona açık olduğumuz anlamına gelir. Gerçekten de gerek yok. Duygusallığı iyi bir insan olmakla bağdaştırıdım ben. Duygusal birinin asla kötü olmadığına inanırdım hatta kendimi de ne kadar duygusal o kadar iyi biri olarak nitelendiridim. Hayattaki her kararımı daha iyi bir insan olarak vermek için alıyorum ya...ağlaya zırlaya, manipüle edile edile cennete…
Devamını okumak için tıklayın >>
Babanın Söylemediği

Babanın Söylemediği

Güzel kız, muhteşem kadın; Sana bu mektubu; sana asla yazmayan, sevgisini göstermeyen, seni aramayan, sormayan hatta senin nerede yaşadığını ne yaptığını bilmeyen baban adına yazıyorum. Biliyorum neler hissettiğini, inan biliyorum. Dur kız, doldurma hemen öyle o gözlerini, titretme dudağını. Özledin biliyorum ve daha da acısı, neyi özlediğini bilmediğini de biliyorum. Nereden bileceksin ki, hiç korunmadın sen. Senin yanında diğer çocuklardaki gibi; geniş omuzlu, seni göğsüne bastırdığında temiz çamaşır kokusu ile karışık senin için, ihtiyaçların için, tüm gün alın teri dökmüş terli baba kokusunu içine çekeceğin; senin ufkunu genişletmek için seni omuzlarına alan, gür sesi ile sana hikayeler anlatan, seni korkutan…
Devamını okumak için tıklayın >>