“Sakin ol Anne!” – Bağırmayan Anne Baba Olmak

“Sakin ol Anne!” – Bağırmayan Anne Baba Olmak

Evliliğimin en kötü dönemleri ile ilk boşandığım dönemler çok iyi bir anne değildim ben. Bunu ne günah çıkarmak için ne de kendimi aklamak için yazıyorum. Gerçek bu! Elbette ki çocuğumu çok seviyordum, tabii ki elimden geleninin en iyisini yapıyordum, muhakkak çok zor günlerde çok ağır şeyler yaşıyordum ama ne olursa olsun gerçekler ortada. Olmak istediğim kadar var olamadım oğlum için. Fiziksel olarak orada olsam da, zihinsel olarak çok gergin ve mutsuz ve hatta çaresiz idim ve bu ister istemez anneliğimi etkiliyordu. Oğlumun normal, çocukluğun gereği davranışlarına karşı çok sabırsız ve tahammülsüzdüm ve şimdi olsa sabırla, sakinlikle hatta eğlenerek vereceğim tepkileri…
Devamını okumak için tıklayın >>
Bir tek sen mi korkuyorsun?

Bir tek sen mi korkuyorsun?

Sevgili "geçici ilişkiler daha iyi çünkü bağlanmaya korkuyorum" kişisi, Seni çok iyi anladığımı söylemek için yazıyorum bu yazıyı. Gerçekten de uzun bir ilişkiden sonra gelen çirkin ayrılıklar çok yorucu. En derinlerini, en gizli sırlarını paylaştığın; büyük bir tutku ile kenetlendiğin, saçının teline hayran olduğun; günler ve geceler boyu konuştuğun, tartıştığın; kavga edip barıştığın hatta belki de kendisiyle çocuk dünyaya getirdiğin o insana yabancılaşmak çok zor. Hele hele süregelen kavgalar, anlaşmazlıklar, henüz sönmeyen aşklar varsa arada. Hepimiz bunu hayatımızın bir zamanında yaşıyoruz. Çocuklu  olunca iyileşmesi biraz daha uzun sürüyor ama o bile geçiyor. İnsan doğası gereği evrilmeye, ilerlemeye çalışır çünkü. Ama…
Devamını okumak için tıklayın >>
Boşanmaya Teşvik Eden Bekar Anne

Boşanmaya Teşvik Eden Bekar Anne

Ben her zaman sessiz sakin bloggerlık yapan biri oldum, kendimi yakın zamana kadar "blogger anneler" dünyasına dahil etmemiştim, güvenmiyorum kendime o kadar. Halen daha "ihtiyacı olan arayıp bulsun bekar annelik ile ilgili yapmaya çalıştıklarımı okusun" ile "daha çok kadına destek olmalıyım, daha çok çocuğa el uzatmalıyım" arasında gidip geliyorum. Öyle çok geniş kitlelere ulaşmıyorum ama biraz daha büyünce blog; biraz daha fazla eleştiriye maruz kalıyorum. Çok dert ettiğimden değil, her bir eleştiriye de dönüp cevap vereceğimden değil. Okur, dinlerim bana söylenenleri; bazen haklı bulduklarım da olur ve çok nadiren kanım kaynama noktasında kızarım. Ama sanıyorum bir konuya açıklık getirme zamanım geldi...…
Devamını okumak için tıklayın >>
Bu adamlar durduk yere mi delirdi?

Bu adamlar durduk yere mi delirdi?

Çok duyuyorum çevremden; "çok severek evlendik ama bir gün kocam çok sinirli geldi eve ve ondan sonra düzelmedi," "Flört ederken çok iyi anlaşıyorduk ama zaman geçince değişti," "Aslında çok sakindi ama iş stresinden olsa gerek artık çok öfkeli" diye. Ben de kendi eski kocam ve hatta beraber olduğum 2 kişi için aynısını söyleyebilirim. Benim de eski kocam çok sessiz sakin bir adamdı ama bir gün aniden öfkelendi ve bana vurdu. Sevgililerim çok ilgililerdi, bir anda çok ilgisiz ve mesafeli davranmaya başladılar. Ancak, her şey olup bittikten sonra, oturup düşününce aslında öyle olmadığının farkına varıyorsunuz. Bu adamlar durup dururken delirmedi ya...…
Devamını okumak için tıklayın >>
Kararsızlık: Ne Geliyorsa Başımıza…

Kararsızlık: Ne Geliyorsa Başımıza…

...fazla duygusallıktan geliyor. Şimdi esasında bakmayın böyle dediğime. Dünyanın baş duygusalıyım ben, beni tanıyanlara kalırsa. Hakikaten de çok hassasım efendim. Çabucak etkileniyor, çabucak sinirleniyor, seviyor, ağlıyor, gülüyor ve acıyorum. Sanmayın kendimi övdüğümü. Bu iyi birşey değil hatta bence tam olarak insanın kendi ayağından vurma sendromudur aşırı duygusallık. Duygusal olmak, manipülasyona açık olduğumuz anlamına gelir. Gerçekten de gerek yok. Duygusallığı iyi bir insan olmakla bağdaştırıdım ben. Duygusal birinin asla kötü olmadığına inanırdım hatta kendimi de ne kadar duygusal o kadar iyi biri olarak nitelendiridim. Hayattaki her kararımı daha iyi bir insan olarak vermek için alıyorum ya...ağlaya zırlaya, manipüle edile edile cennete…
Devamını okumak için tıklayın >>