Nasıl, Nasıl, Nasıl??

“Beni çok seviyordu, daha dün bensiz yapamayacağını söylüyordu ama bitti.”

“Çok severek evlendim, herşeyimi verdim ona. Ben nasıl terk etti?”

“Biz mutluyduk, sonra değişti.”

“Onsuz nasıl yaparım??”

“Çocuğumuz var… Nasıl terk eder? Bizi nasıl istemez??”

“Ben nasıl normalleşeceğim? Hayatım nasıl yeniden güzel olacak?”

Nasıl…

Değil evlilik, her ilişkinin bitişi nasıllar ve nedenler ile doludur. Dünya alt üst olur, dayanılmaz bir acıdır.

Her zaman söylerim. Bacağım kırılsa, ilacı var, bir ameliyatı var ama kırık kalbimin tamiratınin tek yolu bende. Ne kadar yorgunum halbuki. Sevdim, güvendim. Güzel olacaktı herşey ama bitti… Lanet olsun ki bitti.

İnanın bana, ben de aşık oldum. Deli gibi sevdim ve eski kocam ile ilişkim bittikten sonra asla normalleşemeyeceğimi düşünürdüm.

Sorun şu.

İlişkiler konusunda birey olarak bir kontrolümüzün olduğuna inanıyoruz. Sanıyoruz ki verdiğimiz sonsuz sevgi, sıcaklık ve güven yeterli. Ama inanın bana ilişkiler, aşk, en kontrolsüz olduğumuz, en çocuksu hallerimizdir. Biz, hele hele kadınlar, sanırız ki; her şey mükemmel yaparsak karşımızdaki insanın duygu ve düşüncelerini kontrol edebiliriz.

Tabii… Düşünün. Sevdiğimiz adamı mutlu etmek için kaçımız kalbimizin kırıklığını saklamadık ki. Ailede huzur olsun diye, kaçımız yumurta kabuklarının üzerinde yürümedi ki. Bunlar yanlış şeyler değil; ilişkinin doğasından gelen nice fedakarlıklarından.

Ancak, bizler birey olarak sadece kendi duygu, düşünce ve davranışlarımızdan sorumluyuz. Birilerini sadece izin verdiği müddetçe ve izin verdiği kadarıyla etkileyebiliriz.

Bir ilişki aslında bakarsanız, ansızın bitmez. Sorunlar vardır veya aslında hiç bir zaman dile getirilmeyen şeyler. Belki de sorun yoktur ama herşey gibi biz ve/veya sevdiğimiz insan değişmiştir. Hayatın döngüsü gereği hiç bir şey sabit değildir, olmamlıdır. İnsan olarak en temel eğitimimiz de bu olmalı… Yaşam kendi durağınlığın içinde bile sürekli değişim halindedir. Nedeni, nasılı sorgulamak başını sürekli duvara çarpmak gibidir. Bir ilişkinin neden bittiğini anlmayı istemek sanki herşeyi kolaylaştırır gibi gelir ama bunun böyle olduğunu bize söyleyen egomuzdur. Kalbimiz sadece acının bitmesini ister.

Peki Nasıl?

Sevgi ve bağlılık her ne kadar iç içe, biri diğerinin doğal sonucuymuş gibi görünse de; değildir. Sevgi ve bağlılık birbirinin zıttıdır. Sevgi ve nefret bu iki kavramdan daha iç içedir üstelik, bir zamanlar sevmediğiniz birine karşı nefret hissedemezsiniz (diğer yandan da anlamadığımız şeylere karşı nefret duyabiliriz ama o başka bir konu). Bağlılık ise sevgiden değil, kişinin özünden, tecrübelerinden, çocukluk deneyimlerinden gelir. Yaşamak için bir başka insana bağlı değilsiniz. Yemeye, içmeye, nefes almaya evet ama bir başka insana hayır. İşte tam bu nedenden dolayı bağlılık sevginin zıttıdır. Birine bağlı olma hali endişeyi ve endişe de korkuyu getirir adım adım… Ve korku? O işte bir yandan sizi hayatta tutan temel içgüdüyken, diğer bir yandan da bir şeyin fazla tüketilmesi gibi; sonunuz olur.

Temel yaklaşım şu olmalı; sevdiğiniz kişiyi sadece sevin. Ayrıldığınız için sevgi bitmek zorunda değil, dahası bitmeyebiliyor da, ama kendinizi bağlılığın zincirlerinden kurtarın. Sizin yaşamak için, yarın sabah uyanmak için, yemek yemek, çocuğunuz ile ilgilenmek için bir başkasına ihtiyacınız yok. Sevgiyi bir kenara bırakın ve kendiniz ile barışın.

Pratik anlamda bu, bir ilişki içindeyken kendi ilgi alanlarınızdan, aile ve dosstlarınızdan vazgeçmemekten geçer. İlişkinin bitme halinde bile, sevdiğiniz kişi sizi yaşamsal aktivitelerinizden alıkoymamalı. Siz kendi kendinize yetersiniz. Tanrı sizi olduğunuz biçimde en mükemmel halinizle yarattı, bundan faydalanın.

Yeni aktiviteler edinin, yeni dostlar; eskilere dönün. Sevginizi yakıp gömmek zorunda değilsiniz ama aktif olduğunuz müddetçe, acınız sizin içinizi yakan bir alev yerine; sizi ateşleyecek yeni bir güç, yeni bir yaşam dersi halini alır. Bu şekilde çocuklarınıza çok güçlü bir model olacaksınız.

Değişim yaşamın durağınlığının tek değişmezidir. Değişen medeni durumunuz ile siz de evrilin, büyüyün, gelişin. Yeni hobiler edinin, çocuklarınız ile yeni bir yuva yaratın. Her daim güçlü durmak zorunda değilsiniz ama en güçsüz halinizde, birey olarak gücünüzü hatırlayın.

Çalışın, üretin. Meşgul bir beyin, ışıldamaya mahkumdur. Nefes almayı unutmayın. Her gün en az beş dakika oturun ve sadece nefesinizi izleyin. Şükür edin. Yaşamın size getirdiği dersler için ona şükür edin. Geçen zamana değil, geleceğin kaygısına değil; anınıza odaklanın çünkü şu an bile içinde koca bir dünyayı barındırıyor.

Unutmayın. Hayatta kontrol edemeyeceğiniz tek şey bir başkasının düşüncesidir. Manipülasyonla bile bu bir yere kadar mümkün. Manipüle edilerek bir noktaya getirilen bir düşünde, aynı manipülasyon ile bir diğer yöne evrilebilir. Bırakın. Her şey olduğu gibi size hizmet etmek için var olsun.

Nasıl mı unutacaksınız? Zamanla. Nasıl mı iyileşecek? Zamanla. Nasıl mı yeniden bir yaşam kuracaksınız? Zamanla. Bu zaman çok ötede değil, tam şu anda burada. Şu anda, nefes alıp verebildiğiniz sürece, yaşamınız tehidt altında değilse; her şey yolunda demektir. Şu an bir sonraki anın güzelleşmesi için bir adımdır.

Tekrarlıyorum. İlişkinin bitişi sevginin bitişi değildir, alışkanlık halini alan bağlılık zincirlerinden kurtulma şansıdır. Zamanın bu kadar yavaş geçmesine sebep olan, ilişkinin bitmesi ile sevginin de ansızın biteceği düşüncesidir. Sevgi bitmek zorunda bile değil, sizinle beraber evrilse yeter. Yeter ki kararlı olun.

Sevginizi bir çiçek gibi düşünün; düşünceleriniz ile beslediğiniz bir çiçek. Bu çiçeği özlem, nefret, korku veya aşk ile beslediğiniz müddetçe büyütmeye devam edersiniz ve zaman içinde neyle beslediğinize bağlı olarak bu çiçek güzel bir bahçeye döner veya yaşamınızı kaplayacak zehirli bir sarmaşığa. Hiç bir şey ile beslemezseniz, çiçek zaman içinde solar gider. İlla beslemek istiyorsanız da besleyin tabii ama size ne kadar zarar veriyor veya yaşamınızı ne kadar güzelleştiriyor iyi düşünün, tartın, ona göre karar verin.

Bunları anladığınız zaman “nasıl” sorularının cevaplarını daha net göreceksiniz, ben buna inanıyorum.

Etiketler : , , ,

Bu Yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  1. deryaninsporgunlugu Reply

    Çok dogru düsünceler. Bir evliligimi mükemmel olmaya çalisarak bile kurtaramayinca ikinci evliligimde kontrolü, mükemmel olma çabasini ve kendimden vazgeçisi bir kenara biraktim. Baktim böylesi daha iyi yürüyor. Bir de su var ki erkeklerde bu içgüdüsel avladim bitti duygusu var. Sen kendini tamamen teslim etmeyip kendin için de yasayinca erkek için caziben de bitmiyor 🙂

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir