Oksijen

Anne olmak şekilden şekle girmektir, bilirsiniz. Hele hele çocuğunuzla çok da keyifli zaman geçirmiyorsanız, girdiğiniz şekiller biraz daha absürtleşiyor. Bağırmamak için, öfkelendiğinde, dişini sıkarsın önce; baş ağrısına sebep olur vazgeçersin. Kalbi kırılır ya da yaptığı yanlışı veya yaramazlığı anlamaz diye tüm komik haline rağmen gülmemek için dudaklarını kemirirsin, kaşların çatık halde… Çaktırmamaktır annelik çünkü bazen. Bazen de yorgunluğa rağmen oyun oynak için ayağa kalkmaktır. O en son oyuncak takıntısını veya aynı çizgi filmi 1880’inci defa izlemesini anlamadığın halde anlamaya çalışmak, mezun olduğun halde yeniden okul bitirmek, empati fazlasından hasta olmaktır.

Ergen annesi olmak ise nefesini tutmaktır. Yo hayır… öyle “acaba şimdi ne yapacak heyecanı” nefesi değil (o da var tabii ama şu anda konumuz başka). Ergen annesi olmak nefesini uzun uzun tutmaktır. Dilinin ucuna gelenleri söylememek için; sana göre tam yerinde verilmesi gereken nasihati “karışıyorsun” diye anlaşılacak diye; söyleyemediğin için damağını tırmalayan kelimeleri söylesen “eleştiriyorsun” diye anlaşılacak diye; “ah be evladım” demek “ben sana söylemiştim” diye anlaşılacak diye; kelimelerini nefes alıp verirken yanlışlıkla ağızından kaçmasın diye ciğerlerinde oksijen ile boğarak ile yok etmektir ergen anneliği.

Oğlum babasının yanındaki tatilden biraz daha büyümüş, biraz daha ergenleşmiş döndü. Hala benim tatlı, akıllı, iyi kalpli ve komik oğlum ama bazen de… ergen gibi…

Oksijen eksikliğinden kafam devamlı dönüyor arkadaşlar. Böyle devam ederse, yüksek irtifa sarhoşluğunun bir versiyonunu İstanbul’un rakımı 40 metrede geçireceğim.

Etiketler : , ,

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir