Sevdim Şarkılar

Bir tane adam sevdim ben.
Ne zaman dinlesem, beni derinden sarsan yüzlerce şarkı soktu hayatıma. En güzel anılarımdan bazılarını oluşturur onunla gittiğim konserler, yolladığı parçaları dinlemek, bir şarkıdan onlarca daha şarkıya ulaşmak. Boşanmadan sonra ilk sevdiğim ama asla bir araya gelemediğim, o ‘kaçan’ aşk idi o. İçimden 16 yaş halimi çıkarabilen biriydi. Bir kere ruhu ile sarılmıştı bana; çok kötü bir anımda sarılmış, uyumuştuk. Çok da yakışıklıydı ya… daha da hiç bir erkek o kadar güzel görünmedi gözüme.
Ortak yanımız şarkılardı. En sevdiği müzisyen öldüğünde bana haber vermişti, çok sarsılmıştı. Hayatı da bir şarkıydı esasında, zor ama güçlü bir gitar solosu gibi. Dövmelerim var ona ithafen… bilmez ama.
Uzun süre bekledim, belki sevgili oluruz diye… olmadı. Kaybolur, beni arar hayatıma şarkılarla girer sonra yine kaybolurdu. Kaçmak değildi yaptığı, gerçekten hayat ve işler girerdi araya. En son görüşmemizden sonra kararlıydım bu işe bir son vermeye ve döndüm ona “Çıkalım mı Bora” dedim… dalga geçti, ama kırmadan tatlı tatlı. Hoş; çok da dalga geçilecek hallere sokardı beni, küçücük bir çizgifilm tırtıl gibi hissederdim onun yanında. Eminim sesim “çıkayım mı boy-ya” şeklide çıkmıştır… öyle biriydi işte, gerçekten temiz biriydi. Canımı yakmamış tek erkek oldu, red edişinde bile nezaket vardı. Belli ki o benden “o şekilde” hiç hoşlanmadı. Ben de vazgeçtim beklemekten, bıraktım yoluna gitsin diye…belli ki yaşamımdaki amacı farklıydı, sevgili olamazdık ve arkadaş olmak için de duygularım fazla yoğundu.
Ne güzel şarkılar doldurdu hayatıma ama… Aklıma geldi, çok özledim… bari buraya dökeyim dedim: “Seni seviyorum, iyi ki girdin hayatıma ve inan hala dinliyorum o ilk yolladığın parçayı aynı heyecanla…hep yanımda gibisin.”

Etiketler :

Bu Yazıya 4 Yorum Yapıldı.

  1. Hale Reply

    Çok güzel yazmışsın çok içli, çok dokundu gene, tabi üzülmek yok biliyorum. Aşka bile annelik katmışsın, büyük bir özen ve dikkatle aşık olunur hatta öyle bir sorumluluk duygusuyla karşılık beklemeden aşık olunur ki her ayrıntı aklımıza kalbimize kazınır hiç silinmemek üzere, aslında merak ettiğim silmek mi istemiyoruz yani unutmak istemeyisimiz mi anlam yüklüyor? Her güzelliğin ve mutluluğun sonu var muhakkak, fakat üzülmenin ve unutamamanin çaresi yok galiba, Hayırlısı olsun, ellerine sağlık, sevgiler

    • admin Reply

      Çok teşekkür ederim Hale okuduğun ve kıymetli yorumun için. Soruna cevabı ise ben bilmeden bir sonraki yazımda yazmış oldum 🙂
      Sevgiler…

      • Hale Reply

        Çok teşekkürler, seve seve okurum sen yaz hep, bence çoğu edebiyatçı veya yıllardır yazarlık yapandan daha iyi yazıyorsun. Yüreğime dokunuyor her biri, daha çok kişi okumalı, yazılarında kendini bulabilecek o kadar çok kişi var ki, ah bi farkına varsalar, ancak etkileşim ve iletişimle yani paylaşımla iyileşebileceğimizin, aynı hisleri yaşamış benzer yaşantılar ortak özellikler kendimizi toparlamamızı sağlıyor. Hayat yolunda yanımızda olsun istediğimiz insanların öyle ya da böyle bir sebeple hayatımızdan çıkmış olması, illa giden veya kalan taraflara indirgenmemeli, işin özü galiba toplumsal tabularda, sosyolojik olarak ilişkilerin yaşanma biçiminde ortaya çıkıyor. Tüm dünyayı düşündüğümüzde dünyada o kadar fazla insanlıkla insan oluşumuzla ilgili çözülmesi gereken sorun, sıkıntı ve ihtiyaçlar varken, bu yaşanılanların gidiş hatını değiştirecek devrim niteliğinde olayların olmasını beklemek çok ütopik olur galiba, bu yaşadıklarımızın çok zor durumda olan insanları düşündüğümüzde bir olgu olarak bile düşünülemez bulunacağını düşünüyorum, fakat şahsım adına nedense böyle bir gelişmenin olacağını umut ediyorum. yani neden insanlar sevmeyi, ilişki yaşamayı bilmiyor özellikle içinde yaşadığımız zaman ilişkilerine baktığımızda hep bir otuz yıl öncesiyle kıyas yapılırken buluyor insanlar kendilerini. yani annelerimiz ve babalarımızın ömürlük süren evliliklerini, boşanma kavramının henüz kavram bile olmamış zamanlarını düşünmeyen var mıdır acaba, hayat ve yaşantımız çok hızlı değişiyor, yazında belirttiğin gibi gelecek odaklı yaşadığımızda, yapmak istediklerimizi yapıp, yaşamak istediklerimizin peşini bırakmadığımızda tabi ki böyle de bir insan bir insanı sevebilir, sevginin bu türü de güzel olur, fakat bu sefer de çocuklarımızı düşünüyorum nasıl bir yaşam bekliyor tahmin bile edemiyorum, aile kavramı yeni bir şekil mi alır merak ediyorum, acaba bizler yani yalnız çocuk yetiştiren bekar anneler bu geçiş döneminin arada derede kalmış kuşağımıyız??. Çok fazla soru takılıyor kafama,
        Eğitmen Pito Baran’ın Ankara’da eğitim vs. olursa umarım fırsatım olur ve katılırım. Bu konuda bilgin olursa haber verirsen sevinirim. Belki kafamdaki fırtınaları ona da sorarım, galiba artık bazı şeyleri çok benimsedim bakış açımın derinleştiğini bunları yazarken farkettim, gerçekten çok teşekkür ederim… Sevgi ve sağlıkla kal…

        • admin Reply

          Çok mutlu etti sözlerin beni, çok teşekkür ederim. Diğer konuların benim de üzerinde kafa yorduğum ve umarım bir ara bir yazı içinde kendi fikirlerimi ifade edebileceğim konular. Pito’nun facebook da sayfası var, takip edersen daha sağlıklı bilgi alabilirsin ama ben denk gelirde bilgilenirsem; sana muhakkak haber veririm. Sevgiler…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir