Size bir filmden bahsedeceğim. İzlemedim ama hayatıma yön veren çok önemli bir filmdir. 1938 yılında sahnelenmiş ve adı Angel Street olan bir oyunun beyaz perdeye 1940 ve 1944 yılında Gas Light ismi ile uyarlanan eski bir filmdir. Filmin konusu şöyle:
Karısının zenginliklerine ulaşmak isteyen kocası; kadını ortadan kaldırmak için onu delirtip bir akıl hastanesine yatırmak ister. Böylece karısı bir hastanede kilitliyken rahatça kadının evinde olduğunu düşündüğü hazine’yi arayacaktır. Kadını da delirtmek için adam her gece tavan arasında hazineyi ararken evin gaz lambalarının ışığını azaltırmış. Kadın ışıkların azaldığını fark eder ama kocasına bahsettiğinde, kocası bunun tamamen kadının hayal gücünün bir ürünü olduğunu ve ışıklarda bir sorun olmadığını söylermiş. Kadıncağız da kocasına inanırmış, delireceğini düşünüyormuş.
“Gas lighting” terimi ise 1970’lerde psikoloji kitaplarında yer almış. Bunun anlamı ise; bir insanın gerçeklik ile bağının koparılması için onu manipüle etmektir. Kişilik bozukluğu olarak tanımlanan, sosyopat ve narsist kişilikli insanların bu yönteme sıkça başvurduğuna dair örnekler okudum.
Aslında bakarsanız; hepimiz (özellikle duygusal ilişkide olduğumuz insanlar ile) bir miktar manipülasyon kullanırız. Çoğumuz istediğimiz filmi izlemek için bin takla atmışızdır veya sevdiğimiz pembe koltuğu almak için…. Gaslighting ise çok farklı bir olgudur.
İşin uzmanı olmadığımdan sadece kendimden örnekler vermeyi uygun görüyorum:
  • Bağırıp, çağırıp “dur, sus, bağırıyorsun” denilince, “ben bağırmıyorum ki” diye cevap veren kişi.
  • Söylediği bir şeyi söyledikten sonra, cümleleri ile yüzleştirilince “ben asla öyle bir şey demedim” demesi.
  • Sizi aldattıktan sonra iş arkadaşı ile uygunsuz bulduğunuz yakınlığını sorguladığınızda “ne kadar da paranoyaksın” demesi.
  • Faturaları asla zamanında yatırmayan kişinin faturaları ödeyip, ödemediği sorulduğunda “tabii ki ödedim, paranı mı yedim” diye cevap vermesi.
  • Defalarca belli bir olaydan veya söylemden kırıldığınızı anlatmanıza rağmen sizi üzüp kırdıktan sonra “çok abartıyorsun, fazla dramatiksin” demesi.
  • Size vurduktan sonra, “hep sen beni sinirlendirip bu hale getiriyorsun” demesi.
  • Suçlanacak çok şeyi olmasına rağmen “hep beni suçluyorsun, sanki sen suçsuzsun” demesi.
  • Sizinle plan yapıp, cayması sonra da “ben BELKİ çıkarız demiştim, asla kesin bir plan değildi” demesi.
  • Siz defalarca bir şeyi rica etmenize rağmen yapmamasına rağmen “senin için bu kadar önemli olduğunu bilseydim, yapardım. Sen bana söylemedin” demesi ve buna rağmen asla yapmaması.
  • Sizi üzüp, ağlatıp, kırıp “sen histeriksin, başkaları görse bu halini bana acırdı, senin deli olduğunu düşünürdü”  ya da “neden ağlıyorsun ne var ki” demesi.
  • Sizin için çok önemli olmasına rağmen bir konu için “bir daha bu saçmalığı dinlemeyeceğim” diyip, sizi söyledikleriniz veya inandıklarınızın saçmalık olduğuna inandırması.
  • Emin olduğunuz bir hatıra konusunda “hayır sen yanlış hatırlıyorsun” demesi.
  • “Hep negatifsin”, “çok kötümsersin”, “senin erkeklerle sorunun var”, “daha önce de kız arkadaşlarım oldu, hiç biri senin gibi değil” diyerek inanç, his ve fikirleriniz konusunda sizi şüpheye düşürmesi.
  • “Beni özellikle üzüyorsun” diyerek onun için uygun olmayan durumdan kendisini sonsuza kadar, o bir şey yapmak zorunda kalmadan, kurtarmaya çalışması.
  • Her hangi bir olay için “uyduruyorsun, yok öyle bir şey” demesi. 
  • Bakmanıza rağmen “hayır bakmadın, asla bakmıyorsun, görmüyorsun önündekini” demesi. Aynı şey duyduğunuzdan emin olduğunuz bir şey için “yanlış duydun” veya kesinlikle duymadığınız bir şey için “ben söyledim ama” denmesi.
  • Sesinin tonunu yumuşatmamasına rağmen “gergin misin” sorusuna “ha-yırrr, ger-gin de-ğil-immm” diye cevap vermesi.
  • Yüzü asıkken nesi olduğu sorulduğunda “bir şeyim yok” diye cevap vermesi.
  • Bariz bir biçimde sinirliyken; “sinirli değilim” demesi.
  • Sizinle konuşmayı kesip, “yoo, ben küsmedim ki – küsen sensin” demesi.
Bu liste uzadıkça uzar.
Önemli olan şunlara dikkat etmeniz:-
  • Devamlı kendi düşünceleriniz ile ilgili şüpheye mi düşüyorsunuz?
  • Hep birilerinden (özellikle size yukarıda belirttiğim şekilde yorumlarda bulunan insanlardan) özür mü diliyorsunuz?
  • Hep kafanız karışık mı, ben ne yaptım, yanlış mı davrandım v.b. sorular kafanızı devamlı kurcalıyor mu?
  • Size bu şekilde davranan insan adına hep özür diler halde mi buluyorsunuz kendinizi (örneğin eşinizin davranışları için annenize, patronun tutumu yüzünden müşteriye v.b.)? Özellikle eş durumunda; açıklama yapmamak için kendinizi aile ve arkadaşlarınızdan uzaklaştırdığınız oluyor mu? 
  • Size bu şekilde davranan insan adına devamlı yalan söylüyor musunuz (1 yılda 5. defa işi bırakan biri için “şirketindeki patronu hırsız bir adamdı” v.b.)?
  • Durumu kurtarmak, anlık huzur için yalan söylediğiniz oluyor mu?
  • Hır çıkmasın diye sustuğunuz, doğruluğunuzu savunacak, savaşacak gücü bile bulamadığınız oluyor mu?
  • En basit kararları, karşınızdakinin tepkisi yüzünden sorguladığınız oluyor mu? Ör. “geçen hafta kahvaltıda simit yok diye surat asmıştı ama ondan önce de simit sevmediğini söylemişti, bu pazar simit alayım mı, almayayım mı” gibi.
  • Mutlu bir hayat için ümidiniz kalmadı mı?
  • Devamlı yeterince iyi bir insan, iyi bir eş, anne, işçi, arkadaş olup olmadığınızı sorguluyormusunuz?
  • Ne yaparsanız yapın yeterince iyi olmadığını hatta hep kötü yapıyor olduğunuz hissine kapılıyor musunuz?
  • Sanki eskiden daha özgüvenli, mutlu ve geleceğe karşı ümidiniz vardı ama artık yok, kendinizi tanımadığınız hissine kapılıyor musunuz (ama çok derinden, tüm karakterinizi sanki yanlış biliyordunuz meğer hiç öyle bir insan değildiniz hissi)?
  • Sahip olduğunuz onca nimete rağmen neden mutlu olmadığınızı sorguluyor musunuz? Eviniz, arabanız, güzel mobilyalarınız var, maaşınız yüksek, iyi bir pozisyondasınız ama bir şeyler ters gidiyor hissine kapılıyormusunuz?
Bu konularda yazmak benim için bazen çok zor oluyor. Yeri geliyor hafızamı fazla zorlamak zorunda kalıyorum, yeri geliyor yüreğim sıkışıyor hatırlayınca ama bunlar benim yaşadığım gerçekler ve biliyorum ki eşleri, dostları, aileleri veya işveren ve iş arkadaşlarınca bu tip davranışlara maruz kalan çok insan var. Bu yüzden bunları belki bir kişiye bile bir faydam olur diye yazmak istiyorum ama biraz kopuk oluyor, kusura bakmayın.
Verdiğim örneklerden bazılarını bazen hepimiz ilgi çekmek için yaparız. Masumdur o vakitlerde. Örneğin, kocasına kızmış bir kadın bütün günü sessiz geçirerek nesi olduğu sorulduğunda “hiiiç” diye cevap verebilir. Sağlıklı mı? Bence hayır ama bunun sınırını ben bilemem. Nazlanmak sevginin getirdiği bir oyundur elbet ama iş karşısındakini manipüle etme noktasına geldiğinde, o zaman tehlikeli olur. Duygusal tacizin bir formudur. 
Sağlıklı ilişki örneğini verecek kadar olgunlaşmadım henüz ne yazık ki ama gördüğüm kadarıyla sağlıklı bir ilişkide duygu, düşünce, hal ve davranışlarınız konusunda ne şüpheye düşersiniz ne de düşürülürsünüz. 
Rahat-sız-lık iyidir. Bir şeylerin yolunda gitmediğine işarettir. Rahatsızsanız hala hayattasınız demektir. Rahatsızsanız sizi neyin rahatsız ettiğini bulun ve çözün. Gerekirse psikolojik destek alın çünkü düşündüğünüz gibi her şey sadece sizin kafanızda, sizin hayal gücünüzün bir örneği olmayabilir. Olabilir de ama muhtemelen değildir!
Etiketler : , ,

Bu Yazıya 11 Yorum Yapıldı.

  1. FADİŞ Reply

    Çok çok çok aydınlatıcı bir yazı olmuş, ben iş yerinde üstümden böyle bir muamele gördüm hem de uzun süreli bir işkenceydi bunun farkında olan biri olarak çok mücadele verdim en sonunda tepemden gittiğinde derin bir nefes aldığımı ve çok mutlu olduğumu hatırlıyorum. O kadar net anlatmış doğru ipuçları vermişsin ki bu yazının pek çok kişiye faydalı olacağına inanıyorum.
    Canım arkadaşım sevgiler.

  2. Adsız Reply

    Bu yazida buyuk olcude kendimi, evliligimi, cocugumun babasini goruyorum… bazi maddeleri cikarip benzer bir seyler eklersem tastamam ben olacagim. benle bu kadar benzer seyler yasayan biri varmis dedim okuyunca. Dogumdan sonra psikiyatr karsisna oturdum ve yillarca ozguveni cok fazla oldugundan kendini begenmis zannedilen bana "ozguvenin yok, hayati tek basina yuklenmissin.esin seninle kole-efendi iliskisi kurmus" dedi. Artik beni sanal bir dunyada yasattigini anladim, aylarca surundum (manen) . Su anda araftayim.. bosanma karari nasil uygulanir cozmeye calisiyorum. Bu blogu okuyunca niye fenalik geldigini daha iyi anliyorum..fazla tanidik bazi seyler. Bu blogu acip okudugum gunler hasta gibi oluyorum.. yazdiklarinizla degil problemim, gercekler fazla aci maalesef. Ne yapacagimi biliyorum ama nasil, ne zaman ve nasil iste…
    Bir adim var elbette ama yazacak dermanim yok..

  3. Mina Reply

    Teşekkürler okuduğun için Fadiş ve böyle bir muamele gördüğün için çok üzüldüm. Allah hep iyi insanlar çıkarsın senin ve sevdiklerinin karşısına.
    Sevgilerimle.

  4. Mina Reply

    Bu kadar acı çektiğin için çok ama çok üzgünüm. Anlıyorum seni dememin bir faydası olmayacağını da biliyorum ama umarım beni görüyorsundur. Bak yaşadım, bitti. Senin için de bitecek, inan sen istiyorsan hepsi geçecek; nasılı ve ne zaman olacağına dair yollar önünde açılacak.
    Belli ki sana çok iyi gelmiyor yazdıklarım ama fikrini değiştirirsen, paylaşmak istersen mail atabilirsin. Bu arada sana dua edeceğim, adını bilmeme gerek yok.

  5. Caterpillar Reply

    Mina, sen biliyosun beni zaten.. Ve Elif.. sen de yanlız değilsin… senin yaşadıklarınla Mina'Nın aştıklarının tam ortasında bir yerdeyim…
    Ve evet!! verdiğin ipuçları %98 benim yaşadıklarımı tanımlıyor.. hakikaten muhtemelen yolunda olmayan gerçekten birşeyler vardır ve değişmesi gerek… Psikiyatrime aynen kopyalayıp gönderiyorum yazdıklarını… yaşanan ve yaşatılan tam olarak da bu !!
    kalın sağlıcakla..

  6. Adsız Reply

    Tesekkur ediyorum bekaranne ve caterpillar….yalniz olmadigima sevineyim mi uzuleyim mi simdi ?okudum sizinde blogunuzu caterpiller Rabbim bizlere dayanma gucu versin evlatlarimiz icin hic degilse diyorum .Yirum yazamadum size nedense gorusmek dilegiyle…elif

  7. Mina Reply

    Naber Cat 🙂
    Değişecek, Maşallah gayet güçlü gidiyorsun. Kötü günler her zaman olur, önemli olan iyi günlere bakarak ders çıkarmak. Çok akıllı ve iyi yürekli bir kadınsın, harika bir annesin. Eminim gelecek sizin için çok güzel olacak.

  8. Mina Reply

    Üzülme yav :)) Ben tek değilim diye sevin. Dayanacaksın, rabbim o gücü verecek sana ama sen de karşılığını göster olur mu? Durma, daha iyi nasıl olurum onu düşün, onun hayalini kur. Herşey güzel bir hayal ile başlar, rabbim de iyisiyle kötüsüyle ne olacaksa hayırılısını nasip eder. Güzel isimli arkadaş, Elif, dualarımdasın.

  9. bir dost Reply

    çok güzel ve faydalı bir yazı yazmışsınız, ben de burada bahsedilen insan kalıbına (yani sosyopatveya ağır/hafif antisosyal kişilik bozukluğu olan insanlar) babamın uyduğunu 23 yaşımda daha bir iki hafta önce fark edebildim, elbette kimsenin başına gelmesin ama aynı durumda başka insanların da olduğunu bilmek ve hikayelerini öğrenmek hem insana güç veriyor hem de empati kurmasını sağlıyor. bir erkek olarak kadınlara tavsiyem asla hayatınızı böyle insanlarla harcamayın, harcayınca çok derin psikolojik yaralar alıyorsunuz, ruhen ve belki de onun etkisiyle bedenen çöküyorsunuz…. çocuklarınızı da koruyun elbette.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir