Tek Başına Erkek Çocuk Annesi Olmak

Bu konu benim için çok hassas çünkü en çok çalıştığım yerden gelen soru gibi. Bu anneye çok açık yüreklilikle aşağıdaki cevabı yazdım:

29yasinda 2 yildir esinden ayrilmis 3 yasinda bi erkek evlat sahibiyim. Hersey cok yeni olmasada acilar yeni. Hemen hergun babasini soran bi evlat ile acilar kapanmiyor unutulmuyor hemen. Oglum cok simarik disipline edemiyorum yalnizim annemden başka kimsem yok. Hep eksik diye el ustunde tuttuk. Zamaninda yeterince ilgilenemedim babasiyla cok problem yasadim ayrilik surecindede. Ancak son 1 aydir babasini umursayamaya basladik ve ogluma odaklandim. Surekli stres icinde buyuyen bi cocuk oldugu icin fazlaca agresif bazen cok sabirsizim o aglarken bende bagirabiliyorum sonra kendimi sucluyorum cunku duugusal yonsen gelismemis duygularini bastirmis icine kapanmis bir evlat yetistirmek istemiyorum. Burdaki sartlar sayesinde cogu bekar anneden belki şanslıyım ama duygusal açıdan cok zayif hissediyorum kendimi. Daha hic sevilmemisken tum sevgimle ogluma sariliyorum simdi. Etraftaki yalanci arkadaslar yüzünden yalniz olmayi tercih eden biriyim cok kucuk biyerde yaşıyorum. Kendime ayirdigim bi gunum yok bu yuzden zaman zaman cok bunaliyorum. kacmak uzaklasmak istiyorum bazen. Ama yavrumsuz kalamiyorum. Babasi hicbi konuda yardimci olmuyor. Nasil guclenebilirim? Oğluma daha verimli bir anne olmak icin hangi yolu izlemeliyim? Yalniz yaşlanmak ve cok agresif bi erkek evlat yetiştirmekten cok korkuyorum.

 

Öncelikle paylaşımda bulunarak gösterdiğin cesaret için sana çok teşekkür ederim. Çok zor zamanlar yaşamışsın belli ki ve üstesinden gelmeye çalıştığın şey gerçekten de olağanüstü bir kuvvet gerektiriyor…seni tebrik ediyorum.

Öncelikle 3 yaşlarındaki çocuklar; ister kız olsun, ister erkek genel anlamda pek asi oluyorlar. Bu senin çocuğuna özgü bir durum değil, korkma. Ondandır ki minik ergenler deniyor 2-5 yaş arası çocuklara. İlk başkaldırıdır bu dönem. Anneden ayrılmaya başladığı, kendini bir birey olaraak görmeye başladığı yaşlardır. 5 yaşına geldiklerinde de, o bebek-çocuk aralığından sıyrılmış, çocuk olmayı başardıkları için daha rahat, hatta en komik yaşlarına girmeye başlamış oluyorlar. Bu yüzden sabır şart ama sabırla beraber ben (çocuk gelişim uzmanı asla değilim) disiplinden yanayım. Çocukları stresli durumlarda (ayrılık, boşanma, taşınma, ailede ölüm gibi) dengeleyen en önemli etken, benim deneyimimde, disiplindir. Disiplin derken eli maşalı bir anne olalım demiyorum ama hergün aynı saatlerde yapılan düzenli aktiviteler, sağlıklı bir beslenme, temizlik ve uyku düzeni ve kötü davranışlara hiç bir koşullarda izin vermemek çok önemlidir. Bunu söylemişken eklemek zorundayım ki, çocuğun duygusal tepkileri küçük olduğu için elbette konuşularak ifade eliemez…öfkesini, üzüntüsünü elbetteki şımarıklık ve bazen de hırçınlık ile ifade edecektir ancak sen sevecen ve disiplinli olmaya devam etmelisin. Örneğin, hırçınlaştığında ilgisini dağıtmak, çok ciddi öfke nöbeti geçirirken ortamdan uzaklaşmak veya ona sarılmak (sana vurursa ortamdan uzaklaş, bu yaptığının doğru olmadığını bilmeli) işe yarayabilir (parka gitmek her zaman iyi bir fikirdir). Bu konuda ben kendi yaptıklarımı ve faydasını gördüğüm teknikleri yazıyorum. Bir uzmanın tavsiyesini almak isteyebilirsin ama istersen sana daha detaylı kendi yaptıklarımı yazabilirim.

Gel gelelim bu “babasızlık” olgusuna. Öncelikle sen kendin daha yeni yeni eski eşinden ayrılmış olduğunu kabullenip, onsuz yaşamayı öğrenmeye başladığın için çocuğunun bu duruma karşı hassas olması normal. Sen farketmeden babasının yokluğunu oğlun için ekstra hassas, üzerine durulması gereken büyük bir kayıp olarak yaşattın. Bunda senin suçun yok. İnsan tek başınayken bile ayrılık ile başetmek zorken, bunu çocukla yaşamak çok zor ve bu durum çocukları çok etkiliyor. Halbuki duygusal olarak değil, mantıklı olarak bakarsan çocuğun babasız değil. Sadece babası yanında yaşamıyor ve belki de istenilen ilgiyi göstermiyor ya da tam anlamı ile ilgisiz. E…sen bu konuda bir şey yapabilirmisin? Sen sadece hayatın sana getirdiklerine karşı kendi tepkilerini denetleyebilirsin. Ne eski kocanı ne de oğlunu denetleyemezsin. Eski kocanı zorla iyi bir baba ve eş yapamayacağın gibi, oğlunu da babasını özlememesini sağlayamazsın. Babası, elbette özleyecek AMA sen o babayı her özlediğinde ister belli et, ister etme zayıf düşüp kendi içine dönüp, “çocuğum babasız kaldı” algısını kendi kırık kalbinle pekiştirip çocuğuna bu enerji ve bakış açısı ile yaklaşırsan, oğlun “bu işte bir terslik var…babam yok, babamın olmaması annemi mutsuz ediyor, annem mutsuzsa ben de mutsuzum, demek ki ağlamalıyım, sinirlenmeliyim” diye davranış sergiler. Net olman lazım….Baba bizimle yaşamıyor. Bu kadar. Dünyanın sonu değil. Babası ile görüşüyorsa “babayı özledin biliyorum ama baba cumartesi gelecek” demen lazım (duygusunu muhakkak anladığını ifade edecek cümleler kur). Gelmiyorsa da “Babanı özlemiştin biliyorum ama gelemedi. Bir daha çağrırız” dersin, adamı ararsın. Sen baba-oğul arasındaki ilişkiyi belli bir yere kadar düzenleyebilirsin. Tekrar söylüyorum….zorla o adamı daha iyi bir baba yapamazsın, ama kendini daha kuvvetli bir anne yapacak her şeye sahipsin: kendine bir ve çok güzel bir çocuğa, iki.

Gelgelelim bekar bir anne olarak çocuğuna sarılma durumuna.

Çocuğun senin uzantın değil. Senin hissettiğin boşluğu, sevgisizliği giderecek kişi de değil. Bence çocuklarımızın bizi sevmeleri zorunlu değil, sevmeleri bize karşı duydukları ihtiyaçla beraber gelen kişiliğimizi sevip sevmemelerine bağlı olurak oluşan bir şans AMA biz her şartta çocuklarımıza sevgi göstermek zorundayız. Onları bu dünyaya getiren kişiler olarak onlara karşı en büyük birinci sorumluluğumuz koşulsuz sevgiyi vermek, ebeveyn olarak da, insan olarak da en büyük dersimiz de koşulsuz sevgiyi verebilmeyi öğrenmek. Çocuklarımız da kendi çocukları için aynısını yapacaktır ama bu düzen tersine işlemez. Çocuklarımız bizim hissttiğimiz sevgi boşluklarını doldurmak zorunda bırakmamalı. O bizim kendimiz için kendimize karşı görevimiz. Bu yüzden korkma…çocuğundan arada bir de olsa uzaklaş. Güvenemesen de çevrendeki herkese, yavaş yavaş açıl, dostlar edinmeye bak. Dünya da herkes kötü değil ya. Sen içinde hissettiğin sevgi ve ilgi isteğini kendin doldurmaya başladığında, çocuğun için daha iyi ve daha güçlü bir anne olursun. Ne derler uçaklarda…oksijen maskenizi önce kendinize, sonra çocuğunuza takın. Boşuna değil…

Sen kendini güçlü hissettikçe, çocuğunun doğal gelişim sürecindeki agresifliği ile zaten çok kolaylıkla başederken, bekar bir anne olarak tek başına bir evlat büyüten biri için de bir çok zor durumdan ustalıkla başedecek hale geleceksin. Sen iyi olursan, çocuğun da iyi olacak ve böylelikle agresifliği de kaybolup gidecek. Evde oturduğun müddetçe de hayatına yeniden birilerini dahil etme, yeniden aşık olma, kendin ve oğluna yeniden bir aile kurma ihtimalini de düşürmüş olacağın için dışarı çıkmak, çalışmıyorsan bir işe girmek, insanlara yavaş yavaş güvenmeye başlamak ve en önemlisi kalbinin yeniden kırılmasına izin verirken, neleri başardığını görürken aslında ne kadar güçlü olduğunu daima hatırlamak sana çok çok iyi gelecektir. Bu haftasonu başla. Çocuğu bırak birine, sinemaya veya alışverişe kaç. Sadece 3 saat (her yılı için 1 saat bence uygun bir süre). Merak etme, sen eve döndüğünde o tatlı, dünyalar güzeli çocuk hala evde olacak, muhtemelen hala biraz yaramaz ama hala sana çok muhtaç ve sana karşı sevgi dolu olacak. Üstelik sen kendine özel bir yaşam kurmaya başladığın için, anlamlı ilişkiler ve işlere kalkışabilecek kuvveti bulacağın için ne sen yalnız yaşlanacaksın ne de o agresif büyüyecek. Oğlun güçlü ve pozitif bir anne tarafından büyütüleceği için hassas, sevgi dolu ama çalışkan bir insan olacak. Bana inan.

Geçmiş zordu ama umut dolu bir geleceğin var. Kendini iyi etmekten korkma. Üzülme, çocuğunun hiç bir şeyi eksik değil. Babası ilgisiz olsa da, ona her türlü yetecek aslan gibi bir annesi var. Fazla üzerine düşüp de baş edemeyeceği bir sorunu varmış gibi hissetmesine izin verme. Gerek yok… o bu dünyadaki tek babası uzaktayken büyüyen çocuk değil, son da olmayacak. Al bak hiç olmadı biz buradayız…daralırsan yaz.

Sevgiler…

 

Not: Her anne zaman zaman kaçmak ister, bu sana özel bir durum değil…zor iş yahu annelik 😉

 

 

(Photo credit: http://nebula.wsimg.com/b7733300cf6ed73b0c0abbe7b0fcbe82?AccessKeyId=CEE1966468CFA23638B8&disposition=0&alloworigin=1)

 

Etiketler : , , , , , , , ,

Bu Yazıya 10 Yorum Yapıldı.

  1. Damla Comert Reply

    Merhaba sevgili bekar anne
    Ben de senin gibi bekar bir anneyim. Ankarada yasiyor, calisiyorum. Oglum 4 yasinda krese gidiyor, cok aktif mecburen ben de aktifim ve boyle mutlu olmayi ogretiyor bana 🙂

    Baska bekar anneleri bulusturabilecek boyle bir platform yarattiginiz icin tesekkurler. Kendi adima bunun degerinin farkindayim. Bulustugumuz ortak paydada sorunlarimizi paylasirken buldugumuz cozumleri birbirimize aktarmak da bir sinerji yaratabilir. Sevgiler

    • admin Reply

      Damla esas ben çok teşekkür ederim okuduğun için. Evet, çok isterim birbirimize daha fazla destek olalım. Ankaradan yazan başka bekar anneler de var. Hepinizle tanışmayı çok isterim ama belki sizler bir araya gelmek istersiniz. Diğer bir yandan ne zaman dertleşmek istersen bana yazabilirsin 🙂 Sevgiler size.

  2. Ayca Reply

    Yazilariniz harika. Akici, akillica, doyurucu. Bir yazinizda yazarligi denemek istediginizden bahsetmistiniz bence hic vakit kaybetmeyin. Bu arada bende bekar anneyim. 3 yasindaki oglum icin faydali tecrubeler aktariyorsunuz. Tsk.

    • admin Reply

      Çok teşekkür ederim bu güzel ve destekleyici sözler için. Faydam oluyorsa, benden mutlusu yok. Ekstra bir destek için mail beklerim. Sevgiler…

  3. yeşim Reply

    Harika bir fikir harika bir platforma bende bekar bir anne olma eşiğinde yazılarınızı okumaya başladım. Teşekkür ederim.

  4. Beste Reply

    Keşke bekar anneleri bir araya getirecek bir topluluk (facebookta falan) olsa diye düşünerek Google’a bekar anne yazarak buldum blogunuzu. Gerçekten burayı kurarak çok güzel bir iş yapmışsınız. Yazılarınızdan birkaçını okudum ve psikoloji yüksek lisansı yapan biri olarak gerçekten çok beğendim. Yazan arkadaşlara çok doğru yönlendirmelerde bulunduğunuzu gördüm. Ben de Ankara’da, 5 yaşında bir erkek çocuğunu tek başına ve en iyi şekilde büyütmeye çalışan bir anneyim. Sizinle ve diğer bekar annelerle tanışmayı çok isterim. Fakat bunu nasıl sağlarız bilemiyorum. İlk etapta Ankara’ki annelerle bir araya gelmemizi nasıl sağlayabiliriz, bir fikir verirseniz sevinirim. Sizi tekrar kutluyorum.

    • admin Reply

      Merhabalar,
      Okuduğun için çok teşekkür eder; kıymetli yorumların için de. İstanbulda yaşıyorum ben… Buradayken bile iş yoğunluğu, oğlumun okulu ve kursları derken fiziksel buluşmalara vakit ayıramadım. Buna alternatif olarak da Skype görüşmeleri organize etmeye çalıştım ancak çok duyuramadığım için veya belki de saatini yanlış seçtiğim için verimli olamadım. Haftaya burada olmayacağım ama dönüşte organize edeceğim bir online buluşma daha. Facebook sayfasından takip edersen, en azından online olarak buluşabiliriz ve ileride organize olmayı başarırsak mutlaka Ankarada da buluşmak isterim. Facebook page linki: https://www.facebook.com/bekarveanne/
      Sana ve oğluna kocaman sevgiler yolluyorum burada 🙂 nur

  5. fulay Reply

    kul sıkışınca hızır yetişirmiş gibi bir laf vardı ben bu yazıyı okuyunca aynı öyle hissettim kendimi.Çok faydalı bilgiler için teşekkür ederim.Bende 1 yıl önce ayrıldım.ve 2 çocuğum var kızım 14 oğlum 7 yaşında ve beraberken bile ilgisiz olan bir babaları var.zaman zaman bende üzülüyorum özellikle de oğlum için.erkek çocuğu olmanın verdiği enerjiyi gücü sarfetmesi gerekiyor ve bir kadın olarak yetemijorsunuz bir yerden sonra işte çeşitli kurslarla idare ediyoruz.Ancak bu sancılı dönem ilkokul başladığında daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor.Daha önceden bir kız çocuğu büyütmüş bir anne olarak kendime hep babasıyaa birlikte olsaydık bu gibi sorunları yaşamazMıydım? sorusunu soruyorum cvp hep aynı tereddütsüz yaşardım hemde bin beterini bir yandan krizi yönetmeye çalışırken diğer yanda seni krize sokan biriyle sürekli mücadele eden bir anne ve eştin
    sen.şimdi sadece annesin diyorum kendime hep.Ancak çocuğun bakış açısı anne baba gibi olmuyor sen ne kadar kızarsın kız sevmezsen sevme o aynı şekilde düşünmüyor.burdan annelere sesleniyorum sakın da beklemeyin ve zorlamayın da sizin gibi düşünmelerini kızmayın da onlara her ne kadar kötü de ayrılsanız taraf seçmek zorunda bırakmayın çocuklarınızı.yaşamaya çalışmak zaten zorken birde yaşatmaya çalışmak sen zaten düşmemek için uğraşırken güçlü karakterli başarılı bireyler yetiştirmeye çalışmak inanın çok çok zor.hepinizi anlıyorum ve hepimizin Allah yar ve yardımcısı olsun diyorum.sevgiyle kalın güçlü kalın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir